Bahara İnan

Aç pencereleri, ki meltem
Akasyaların doğum gününü
Kutlamaktadır
Ve bahar
Her dalda her yaprağın yanı başında
Mum yakmıştır.
Bütün kırlangıçlar
Geri döndüler
Ve tazeliği haykırdılar
Sokak baştanbaşa sese dönmüştür
Ve kiraz ağacı
Akasya ağaçlarının doğum günü hediyesi diye
Çiçeklerle doldurmuş eteğini.
Aç pencereleri ey arkadaş
Sahi hiç hatırlar mısın
Yeryüzünü vahşi bir ateşin yaktığını
Yapraklar solduğunu
Ve susuzluğun toprağın ciğerine ne yaptığını
Hiç hatırlar mısın
Uzun gecelerin karanlığında
Soğuklar neler yaptı asma ağacına
Beyaz çiçeklerin başına bağrına
Neler yaptı öfkeli rüzgarlar bir gece yarısında
Hatırlar mısın
Şimdi yağmurun mucizesine inan sen
Ve cömertliği çimenliğin gözlerinde gör sen
Ve muhabbeti meltemin ruhunda
Ki bu daracık sokaktaİşte bu bomboş ellerle
Akasyaların doğum gününü
Kutluyor
Toprak canlanmıştır
Sen neden durgunsun böyle
Sen neden bu kadar kasvetlisin
Aç sen pencereleri
Ve baharlara
İnan sen

Ferîdûn-i Muşîrî

Zeyl

 

Ahmed Kerem için

 

Ervâh âleminden bir kuş

Gagasında inci taneleri

Şehre yeni inmiş bir melek

Dilinde uzamış bir aşkın son sözleri

‘Hu!’ diyor melek, bir efendi yeryüzünde görünmüş

Gökten düşüyor bir inci tanesi

Görünmüş de kokulara bürünmüş

‘Hayy!’ deyince kulağına annesi

 

Biz koşarken uçarken düşerken

Gülümseyen gözlerle izliyor bizi hayat

Ve en umulmadık zamanda

Yanağımıza bir bûse konduruyor

Kendini ele veren bir karanfil

Cennetin kırlarında bir mola

Usulca bırakılıyor avuçlarımıza

Ve bir zeyl, hayret kitabına.

 

Ve melekler korosu söylüyor:

Dünya nasıl olsa bir gurbet

Bağlanma sen ona küçük efendi

İçinde yurdundan ayrılanların sızısı olsun.

 

Ve babası söylüyor:

Gir ey zarif usulca o güzel güne

Her yüzde, her günde bir hayret sigası saklı

Gir hayretin bağına, şan olsun âlemde

Hayat sürekli bir mucizedir oğlum

Şaşırmayı öğren her yeni günde.

 

 

Bebeğin Duası

Allah’ım gönder şifa meleklerini

Düşsün alnımın ateşi

Beni yoktan var ettin

Lutf eyle var kalayım

Ya Şâfî

Suya giden ceylanlar gibi

Yuvarlansın da ömrüm

Su sesinin önünde

Kalbini bir gül için

Yakmak nedir bileyim

Ya Rabbi

 

Babanın iç geçirişi

Ah, gözümün nuru gittin ve geldin

Sen gittin denizler çekildi

Geldin ve ırmakların suyu çoğaldı

Dedim ki bir baba bu kadar seviyorsa oğlunu

Kimbilir Allah

Ne kadar çok seviyordur kulunu.


Kemal Sayar