Kış Buluşması

I.

Öyle bekledim ki bu kışı başka hiçbir kış
beklenmemiştir o denli başka kimselerce,
hepsinin mutlulukla buluşma sözleri vardı:
bense yalnız seni bekliyordum, karanlık saat.
Eski kışlara mı, benzer bu, ana babayla, kömürün
ateşiyle ve at kişnemesiyle sokakta?
Gelecek yılın kışına mı benzer,
Yokluğun ve tam soğuğun kışı mı
ve doğa bilmez mi göçüp gittiğimizi?
Hayır. Saf yağmurdan ve geniş bir kemer
kuşanmış yalnızlığa yalvardım
ve burda kendi okyanusumda buldu beni rüzgarla,
o rüzgar ki uçuyordu iki su bölgesi arasında kuş gibi.
Her şey hazırdı göğün gözyaşları boşaltmasına.
Cömert gök tek ve tatlı gözkapağından
saldı gözyaşlarını buz kılıçları gibi
ve bir otel odası benzeri dünya
kapandı: gök, yağmur ve uzay.

II

Ey merkez, ey enlemi, sınırı olmayan kadeh!
Ey yayılan suyun göksel yüreği!
Rüzgarla kum arasında hora tepip yaşıyor

aramaya yazgılı bir gövde
kendi saydam besinini
ben yetişip içeri girdiğimde şapkamla, kül içinde
ve yolların susuzluğundan aşınmış çizmelerimle.
Hiç kimse gelmemişti
ıssız tören için.
Saflığın nerdeyse görünür olmasından
daha yalnız gibiyim şimdi.
Çocukken o denli korktuğumuz kuyular gibi
dipsizim, biliyorum,
ve saydamlıkla,
iğnelerin yürek çarpıntısıyla çevrildiğimi;
çene çalıyorum kışla,
egemenliğiyle, gücüyle
belirsiz varlığının,
enginliği ve sıçrayıp saçılmasıyla
gecikmiş gülünün
ışık kalmayacak ana değin nerdeyse
ve çatısı altında
karanlık evin
sürdüreceğim ana değin, kimse yanıt vermese de,
toprakla konuşmamı.

III

Kim istemez katı bir ruhu?
Kim dövmedi ruhunda keskin bir hançer?
Daha göz açar açmaz gördüysek kini
ve yürümeye başlarken düşürdülerse bizi,
ve sevmek isterken sevgi düşmanımız olduysa
ve tek bir dokunma yaraladıysa bizi,
kim eline silah almaya kalkışmamıştır o zaman
ve ayakta kalabilmek için, bıçak gibi sert,
yaraya karşı yara açmak istememiştir?
İnce adam sertliğe can attı
en yumuşak adam aradı bir kabzayı,
yalnızca sevilmeyi isteyen kişi
tek bir öpücükle, belki de yarım öpücükle,
kendisini apaçık üzüntülü bekleyen kadının
yüzüne bakmadan geçip gitti:
yoktu yapacağı bir şey: sokak sokak
maske pazarları kuruldu
ve satıcı herkese denedi
bir akşam alacasının ya da bir parsın yüzünü,
ağırbaşlının, erdemlinin, eski adamın yüzünü
sona erinceye dek dolunay
ve hepimiz ışıksız gecede eşit oluncaya dek.

IV

Yüzümü kumlarda yitirdim,
acılı kimsenin o, silik kimliğini,
ruhum deri değiştirme zorunda kaldı bu yüzden
sahici insan almaya kavuşuncaya dek
şu zavallıca hakkı elde etmek için:
tanıksız kışı beklemek.
Bir dalga beklemek
paslı karabatağın uçuşu altında
yeniden kazanılmış tam yalnızlıkla.
Beklemek ve kendini bulmak, önbilisiyle ışığın, yasın
ya da hiçin:
aklımla, akılsızlığımla, gönlümle,
kuşkularımla zor duyduğum bir şeyin.

V
Su şimdi nice yıldır
yepyeni, çoktan kaçtı eski su
parçalamak için kristalini başka bir yaşamda
ve toplayamadı kum artık
zamanı, deniz de başka gömleği de, aynasını
yitirdi kimlik
ve biz yol değiştirerek büyüdük.

VI

Kış, arama beni. Gittim ben.
Uzaktayım çok, ulaşandayım şimdi
ve çiçeklendirecek olandayım ince yağmuru,
sonsuz iğneleri, ıslık ağaçlarla
ruhun birleşmesini,
denizin külünü, yapraklar arasında altın bir
kapçığın yarılmasını
ve geciken gözlerimi
ki yalnız toprağı ilgilendiriyor.

VII

Yalnız toprağın, rüzgarın, suyun ve kumun
bağışlamasına borçluyum bu tam aydınlığı.

Pablo Neruda