Ruhun Kelimelerle Dansı

Şiir Antolojisi'nde binlerce şairin kalbinden süzülen ölümsüz dizeleri okuyun, hissedin ve paylaşın.

Günün Şiiri

Rastgele Seçki

Şiir; hakikat ve şair...

Şair: A. Esra Yalazan

Bazen berbat bir ‘sıkışmışlık’ duygusundan sıyrılabilmek için kendime hayali seyahatler icat ediyorum. Bu his daha ziyade bildiğim, tanıdığım dünyayla arama mesafe koyma arzusuyla ilgili. Geçenlerde bir arkadaşıma anlatıyordum: “Bir gemi olsa, olmayan bir ülkeye doğru öylece binip gitsek. Geçmişe dair yanımıza hiçbir şey almasak” dedim. Ama sonra o çıplak yalnızlık hissi ürpertti beni. Aniden “Sevdiğimiz şiir kitaplarını, şarkı söyleyebilen güzel sesli kadınları, kekremsi şarapları, hatta mümkünse biraz da yeşil erik alalım” dedim. “Olabilir ama istersen kitap yerine direk şairleri alalım, hem zaten sen bazılarını da tanıyorsun” diye dalgasını geçti benimle. Hemen itiraz ettim tabii. “Yok istemem, ben aralarında bir süre gönüllü bulundum, hâlâ ara sıra ziyaretlerine gider, onlara hayatın sıkıcı gerçeklerinden bahsederim. İyi çocuklardır ama mümkünse biz sadece yanımıza onların ‘sonsuz’ mısralarını alalım” dedim.

YERYÜZÜNDEN SÖKÜP ATAMAZSINIZ!

Hakikaten bir süre zamanın ve hayatın tutsaklığından kurtulup ufuk çizgisine bakarak sadece sevdiğim şiirleri okumak isterdim. Şair Ahmet Güntan’ın söylediği gibi “edebiyat dünyayı araya sokar, şiir dünyayı aradan çıkarır” çünkü. O saf şiir için edebiyatın unutulması gerektiğine inanıyor. “Şair olunmaz, doğulur” diyor. “Ya öylesinizdir ya da değilsinizdir” demek istiyor açıkça. Fevkalade haklı. Onları tanırım, dedim ya aralarında biraz bulundum. Edebiyatçılara karşı da biraz mesafeli ve ‘acımasız’. Onun şiir üzerine yazdığı makaleleri okurken hınzırca gülümsedim. “Edebiyatçı doğulmaz, olunur” diye ekliyor sonra.

Şairsiz şiirin korunabileceğine pek inanmıyor sanırım. Burada yollarımız biraz ayrılıyor. Ben şiirin şairden çok daha güçlü olduğuna inanırım. Bu düşüncem, yazının yazarından daha önemli olduğu inancından biraz farklı. Şiir, kâinatın var oluşundan bu yana sebebini insanın içine sır olanda bulduğu, kelamın hayata en ‘saf’ haliyle dokunabildiği o sihirli ânın tezahürüdür. Şiir sevmeyebilirsiniz, onun hakikatine vakıf olamayanlar gibi küçümseyebilirsiniz ama has şiirin gücünü reddedemezsiniz, onu bozamazsınız, yok edemezsiniz. Yeryüzünün kabuğundan söküp atamazsınız. Toprağın altında çürütemezsiniz.

İKİ DUYGU ARASINDAKİ BOŞLUK…

Şairin bakışı, varlık sebebi şiiri kadar saf ve bozulmamış olabilir mi, çok emin değilim doğrusu. Ama yaşayan hiçbir canlı türüne benzemedikleri kesin. İçinde bulundukları ânın rengini, kokusunu, tadını, ruhunu kendilerinin bile sezemedikleri telaşsız bir iyimserlikle ‘sonsuzlaştırabilen’ hayaletlerdir onlar. Dünyayı tedirgin ve dalgın bakışlarıyla süzmeye başladıklarında, gelecekte bizi benliklerimizden büsbütün uzaklaştıracak mısraları doğurmaya hazırladıklarını anlarsınız. Onlara göre hayat iyilikleri, kötülükleri, sürprizleri ve bilinmeyenleriyle tam da olduğu gibidir. Doğaldır. Sadece sıralamasında genellikle bir yanlışlık vardır. Zamanı hep ileriye doğru akan bir nehir gibi algılamazlar çünkü. Belki de insanın gündelik yaşamını çok ciddiye almadıkları için zaman onların istediği biçimde akar. Usulca, kendiliğinden, çoğunlukla tersine... Sesleri, resimleri size hayatta bütün bildiklerinizi unutturan büyülü mısralarla taşıdıklarında, binlerce yıldır yeryüzüne kazınan işaretleri ahenkle birleştirip yepyeni bir kelam edercesine söylediklerinde artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağına inanırsınız nedense. Şiir biraz da o masalı kadim uygarlıklardan süzülmüş bir zarafetle anlatabilme sanatıdır bence.

Herhalde şiiri tanımlamak için binlerce cümle yazılmıştır. Ben son okuduklarımdan Ahmet Güntan’ınkini çok sevdim: “Şiir iki duygu arasındaki boşluktur. Duygu değildir” demiş. Biraz iddialı ama bence şiirin ne olduğunu hatta ne olmadığını çok net bir biçimde has bir şairin keskin cümleleriyle anlatıyor. Üstelik de uzağında durmayı seçtiği, biraz küçümsediği düz yazıyla.

YOLCULUK LİSTESİ

İşte ben iki boşluk arasında durabilen, o siyah boşluktaki geniş âlemde duyguları hırpalamadan onlara belli belirsiz dokunabilen şairlerin, hiç büyümek istemeyen, hayata aldırış etmeyen, dalgın, vahşi tabiatlı, hırçın, çocuksu hallerini de seviyorum. Gücenmesinler bana, bildiğim dünyayı geride bırakmaya hazırlanırken muhtemelen o ‘huysuzları’ yanıma almak istemezdim ama o gemiye binmeden evvel her birinden tılsımlı mısralar alıp ruhumun tenha bir köşesinde itinayla saklamak isterdim. Bütün dünya bizi terk ettikten sonra bile hayatın neden ve nasıl kutsal olabildiğini gizlice kulağıma fısıldasınlar diye.

O bilinmeyene yolculuk için mesela Levent Yılmaz’ın Afrika’sını alsam. Gözlerimi kapatıp benzersiz mısralarına gelişi güzel dokunsam: Sana erguvan yetiştirmek istedim bugün/ Bir taşın üzerinde çalıştım gün boyu/ Kömürle karıştırdım kiremit tozlarını./ Zeytin ezdim, biber kattım içine./ Eski zaman kimyagerli gibiydim, görsen,/ ağzım çürüksulular yalısı,/ sana verebileceklerimin en iyisini vermeyi diledim./ Beceremedim deyip uzaklaşırken/ Arkamdan bağırış çağırış geldi çocuklar/ avuçlarında çiçekler. Birhan Keskin’in zihnimi kamaştıran şiirlerinden birisini de cebime atsam: Çiçeklerin eksilen suyuna su/ yazın yanına hatırayı ekledik,/ çekirge sesleri ve/ öğle güneşinin altında narın/ olgunlaşmasını bekledik./ Bekledik, başka başka odalarda/ çektiğimiz ağrı dinsin,/ bir çocukluk düşü gibi/ ince bir sızıya dönsün diye/ yaza sedeften bir anlam yükledik. Şiiri vaktiyle ‘içerden’ sevdiren usta bir şairin, Hilmi Yavuz’un ezilmiş erguvanlarını boğazın kıyısında yalnız bırakmak istemem doğrusu: Ezilmiş erguvanlar! Hâlâ uçuk bahçeler görüyorum/ ve o bahçelerde kadınlar hâlâ kuytu!/ ve hâlâ yabanıl sonyazlar üreten dilleriyle tek ve tenha görünüyorlar!.../ bu nasıl olur? Bunca talandan sonra…demek hâlâ...sevdaları içerden yazan biri var, ne tuhaf / siz bunu hiç bilmiş miydiniz?/ ezilmiş erguvanlar... Ve tabii ki bütün zamanların şairi Attila İlhan çıkmaz sokaklarda ezberlediklerimi soğuk bir rüzgâr gibi yüzüme vursun isterim: sen benim hiçbir şeyimsin / yazdıklarımdan çok daha az / hiç kimse misin bilmem ki nesin/ lüzumundan fazla beyaz/ sen benim hiçbir şeyimsin…

Sonsuzluğa açılan mısralardan öyle çok var ki nereye gittiğini bilmeden yalpalayan o titrek gemi seçtiğim şiirlerin ağırlığına dayanır mı bilmiyorum. Geçen gün not defterimde buldum. Nerede okumuşum hatırlayamıyorum: “Gövdenin gündüzü, ruhun gecesidir. Gövdelerin işi bitince insanda ruhların işi başlar” demiş bir ozan. Hakiki şiir, tam da her şey bitti zannederken ruhun ayaklandığı o ışıltılı başlangıç değil midir zaten?

Lüzumlu not: Bu yazıyı yazdığım akşam boş bulunup yine bazı şairlerin arasına karıştım. Hilmi Yavuz’un şiirini ne kadar özlediğimi söyleyince kıyamet koptu. Yazar, şair kıskançlığının basit, sıradan eğlencesi başka bir yazının konusu olsun. Ama bu vesileyle Tanpınar’ın fevkalade manalı bir sözünü hatırladım. “Büyük şairler zamanın ötesine büyük mısralarla geçer,” Ötesini başkaları görecek. Benimki sadece bir his!

A. Esra Yalazan

Son Eklenen Şiirler

Urumçi Feryadı

Şair: Bilinmeyen Şair

Urumçi’de yangın var sönmüyor,
Mazlumun talihi hiç dönmüyor.
Kilitli kapılar ardında canlar,...
06.07.2026 Oku
ÖLÜLERİN KRAVATLARI

Şair: Yannis Varveris

Doğru, kadınlar çocuk doğururlar.
Ama erkekler de
ölmüşlerinin kravatlarıyla gösteriş yapmalılar....
05.07.2026 Oku
Şiirlerimden birini dinlemek ister misin?

Şair: Bilinmeyen Şair

Fıkra
Bir bedevi, halifelerden birinin huzuruna girdi. Halife, belagatiyle (güzel ve etkili konuşmasıyla) övünmeyi seven biriydi. Bedeviye:
— "Şiirlerimden birini dinlemek ister misin?00" diye sordu....
05.07.2026 Oku
Hayatım bu akşam yemekte ne var?

Şair: Bilinmeyen Şair

Adamın biri artık karısının eskisi kadar iyi duymadığından korkuyormuş ve karısının işitme cihazına ihtiyaç duyduğunu düşünüyormuş. Ona nasıl yaklaşması gerektiğinden emin değilmiş.
Bu durumu konuşmak icin aile doktorunu aramış; doktor adamın karısının ne kadar duyduğunu anlayabilmesi için basit bir yöntem önermiş.
"Yapacağın şey su, karından 40 adım ileride dur, normal bir konuşma tonuyla bir şeyler söyle; eğer duymazsa 30 adım ilerisinde aynı şeyi tekrarla, sonra 20 adım; cevap alana kadar aynı şeyi tekrarla....
05.07.2026 Oku
Şâir-i mâder-zâd (anadan doğma şair) İsmail Safa

Şair: İsmail Safa

Haramdır bana onsuz cinân ve can ve cihan
Sana emanetim olsun kulun gelinceye dek İlâhi!
Hâne-yi Rıdvanda kıl anı mihman....
05.07.2026 Oku
Mutluluk Fotoğrafı II

Şair: Cafer Turaç

ah! bana yakışan bir kekliksin binlerce teşekkür sana
eğdirmedin başımı önüme, utandırmadın, artık yorgun değilim
ey çığlıklar, ey donuk yazlar, hırkanıza alarak unutun beni....
05.07.2026 Oku
Kadın

Şair: Cevat Çapan

Güller vardı, yağmurda.
Koparmayın, diye yalvardım.
Dayanmazlar, dedi kadın....
04.07.2026 Oku
EĞER KURTULACAKSAM KALP AĞRILARIMDAN

Şair: Adam Zagajewski

Eğer kurtulacaksam kalp ağrılarımdan ve çekingenliğimden
Sienalı Azize Katerina yüzünden
Dua ediyorum ona duama kulak versin...
03.07.2026 Oku
Canım Sıkılıyor Be Arkadaş

Şair: Simin Behbahani

Canım sıkılıyor be arkadaş! Ağlamaklıyım
Kafesten kaçarsam eğer, nereye gideyim, nereye ben?
Nereye gideyim, bir gül bahçesine varacak yolum da yok ki...
03.07.2026 Oku
Gurbette Uçuş

Şair: Nemat Mirzazadeh

Göç etmiş bir kuş
Buluta dedi ki:
“Ey özgür kuş,...
03.07.2026 Oku
Yolculuk Şiiri

Şair: Furuğ Ferruhzad

Bütün gece kalbimle biri bana şöyle diyordu:
“Gördüğünden beri çok perişansın,
Şafak vakti yıldızların arasından o gidiyor, gidiyor…...
03.07.2026 Oku
Siz içerideyken duvarlarını kendinizin ördüğü bir cezaevi gibi düşünün

Şair: Cüneyt Özdemir

X deki algoritmaya dair Cüneyt Özdemir şöyle bir paylaşım yaptı:
"Bir yayıncı olarak bence önemli bir gözlemimi paylaşmak istiyorum. Son zamanlarda burada algoritma o kadar güçlendi ki tek bir kelime aradığınızda ya da tek bir tweete birkaç saniye fazla baktığınızda sonsuz bir loop'un içine hapsoluyorsunuz. Hep ayni kelime hakkındaki tweetlerle baş başasınız
Çıkış imkansız gibi......
03.07.2026 Oku
Rastgele Şiir
5555. Paylaşım

Şair: Şükrü Erbaş

Yaşlı bir adamı gömmüştük
Uzundu, zordu, bulanık ve tenha
Öldükten sonra da babamdı...
Aşka Dair
Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Şair: Kiraz Şiirleri Bercestem

Bütün uçurtmalarımı göğe salıyorum
Güvercine bulanıyor o yılgın avlular
Bir çığlık, bir mektup, ıslak bir mendil
-Ve aşk; herkesin ana dili, biliyorum-
Yitiyor sonra alevler arasında o şiir
O gemi, kiraz ağaçları, o tutkulu şarkılar
Yalnızlığa Dair
Sürgün

Şair: Hart Crane

Açlığa ve yalnızlığa rağmen dayanır aşk yine de.
Yüreğimin çevresine tutunur her gece
Bir kumrunun kanatları taşkın nezaketle,
Ve buluşma yüzüğündeki aşınmış mavi taş daha da parlar.