Ruhun Kelimelerle Dansı
Şiir Antolojisi'nde binlerce şairin kalbinden süzülen ölümsüz dizeleri okuyun, hissedin ve paylaşın.
Günün Şiiri
Rastgele Seçki
Toprak
Şair: Cahit Zarifoğlu
Babam hemen hakanolur
kervan yüklü geceyi taşıyan ormanda
bar bar bağırır develerini
Durmaz babam
Öncü seher yıldızından
apaydın olan başını
savaş uçlarında
ölçer soylu oyunlarıyla
düşmanın güzel borazan seslerini
Savaşa gerilir babam
elinde bir karanfille bekler
atılır kentlere
Sular direnir
Çünkü padişah hala güneşe bakar
Akşam geç yürür denize
sonsuz savaşlar kaçan atlar
yük bilek sayısız güçle
açılan bir saray kapısını
kapatır ve padişahlar
sorarlar ava koşan avdan dönen
kanter avda koşan mızraklarını
Sancılı bir duruşla taştan çocukların
serce dolu bavullarını
açarlardı seccadeler şehzadelerin
artist sessizliğine
son büyük soygun son büyük insanın
içinde yaşatmak duran
sayısız ince parmaklarını
medrese parmaklarını
vakıfhan parmaklarını
...ve barış parmaklarını
palyaço resmen saklı maşalarla
taşır sehpalara
oysa babamla bir kraldı anam
ilk ve sonsöz kitap açardı önüne
Adını ona göre koyardı
bir şehrin
ve şehri kendine getirenlerin
İnce ve alabildiğine
giyinip kuşanıp ağlıyan
her bakışın dışında duran kadını
sessiz ölümlere çağıran ben
tık nefes ölümlerimle
sıradaysam vahim bir gerçeği
geçer ve titrek seçişimle
bütün bir insan çarpıntısını
şurda
hani şu dokundukça
yalnızlık değeri azalmayan
bir çocukluk gecesinde gamzeler
bir ilkbahar parçası ve hançerede heceler
senin aklında pusuda serüven
benim beklediğim (şal gezisi
uçurtmaları) seçerler
takarlar peşine
çocuğunu kanla seven
suya karla yürüyen
yağmuru sımsıkı tutan bulutun
bu sal benim canıma yakışan
bir sabaha yaklaşır
gidip alınır bir ev gibi
çağırır barıştığını
şapkalarına atıp hafif
kuş gibi asılan insanların
Kuş
ürpertir ağzında
ağaçsız insanı
imkansız erkek büyük ağlar
buzlarda
baş taşlaşır
ağrıyı kolay kazanır gibi
kadında dur erkekliği söyle
daha su balık ve yosun var
peşinden demir alıp demir atılan
bir takım ürkek beyaz kollardan
çıkan yola koyulan yükselen
yetişen ve koybolan
ne kadar rüzğar varsa
ölülern akan ırmaklarıyla
tekrarlanan dağları
Orada besbelli ölmekle sular boyunca
şaşmadan beklenişin
Ne kadar vardığı onlar varsa
Bütün onlar
fazlasıyla evlerindeler
ve yüksek sarnıçlı kalipsoları
denizin altına bir bulut şeklinde
indirir yağmur
gemileri hesaplayan
şehirde sinsi seslerini insanların
denizin zahmetsiz
hayatın hayuhayhayla tuttuğu
ki onlar süslenme odalarıında
aynaların içinde kendi ölümlerine
Makyaj
Bilmezler
Oysa onlar söylesin
yanılmışların hanisi
hangi vahşi hayvanın
hangisi o kadar benim
Bu bensem
gelişim gidişim bir şikayetse
katlanıp küreye
uzanmış uzun gövdemi bir yatağın
ölümü süsleyen secdesine
durmuşsam kapıya çağrılan karaltının
omuz başından uzakta bir şehir
tastaman bir şehir geliyor omuzlarını titretip
bir yanlış doğru olmayan anne gibi
gizlenmiyor bu asır onun başından
güneşte dipsiz kova beni seçmiş beni seçmiş
canlı canlı ağlayan hücrenin
huyunu ve öz toprağını
yoklayın siz çok yorgunum ben bakınıyorum
saniyen daha solgun daha içinden çıkılmaz
gün doğumuna hazır bir bardak çay
bir büyük bardak mitralyöz
Bir dolmayan yanımız
bir de hergün korkudan bir şeye
dokunup kalıyoruz
kanımızdan zehirli bir iğne geçiyor
ve güneşten korkuyoruz.
Bunlara benzer bir yüzüm var
her virajına insanlar devrilir
ama soylu deyince ben
içerde kalmış bir insanım
Taşırlarınıza bunun için
hem kendim binmiyorum
hem söylemezdim
nedir sormazdım
birşey durunca
kaçarsam su koşmak
bilinen birşey midir
bir köpeğin yeni doğmuş
konuşmayan eniklerini iskelede bir adam
korkunç bir sepete mi koydu
onları
denize o mu götürüyor
peki
ben kimim
Cahit Zarifoğlu
kervan yüklü geceyi taşıyan ormanda
bar bar bağırır develerini
Durmaz babam
Öncü seher yıldızından
apaydın olan başını
savaş uçlarında
ölçer soylu oyunlarıyla
düşmanın güzel borazan seslerini
Savaşa gerilir babam
elinde bir karanfille bekler
atılır kentlere
Sular direnir
Çünkü padişah hala güneşe bakar
Akşam geç yürür denize
sonsuz savaşlar kaçan atlar
yük bilek sayısız güçle
açılan bir saray kapısını
kapatır ve padişahlar
sorarlar ava koşan avdan dönen
kanter avda koşan mızraklarını
Sancılı bir duruşla taştan çocukların
serce dolu bavullarını
açarlardı seccadeler şehzadelerin
artist sessizliğine
son büyük soygun son büyük insanın
içinde yaşatmak duran
sayısız ince parmaklarını
medrese parmaklarını
vakıfhan parmaklarını
...ve barış parmaklarını
palyaço resmen saklı maşalarla
taşır sehpalara
oysa babamla bir kraldı anam
ilk ve sonsöz kitap açardı önüne
Adını ona göre koyardı
bir şehrin
ve şehri kendine getirenlerin
İnce ve alabildiğine
giyinip kuşanıp ağlıyan
her bakışın dışında duran kadını
sessiz ölümlere çağıran ben
tık nefes ölümlerimle
sıradaysam vahim bir gerçeği
geçer ve titrek seçişimle
bütün bir insan çarpıntısını
şurda
hani şu dokundukça
yalnızlık değeri azalmayan
bir çocukluk gecesinde gamzeler
bir ilkbahar parçası ve hançerede heceler
senin aklında pusuda serüven
benim beklediğim (şal gezisi
uçurtmaları) seçerler
takarlar peşine
çocuğunu kanla seven
suya karla yürüyen
yağmuru sımsıkı tutan bulutun
bu sal benim canıma yakışan
bir sabaha yaklaşır
gidip alınır bir ev gibi
çağırır barıştığını
şapkalarına atıp hafif
kuş gibi asılan insanların
Kuş
ürpertir ağzında
ağaçsız insanı
imkansız erkek büyük ağlar
buzlarda
baş taşlaşır
ağrıyı kolay kazanır gibi
kadında dur erkekliği söyle
daha su balık ve yosun var
peşinden demir alıp demir atılan
bir takım ürkek beyaz kollardan
çıkan yola koyulan yükselen
yetişen ve koybolan
ne kadar rüzğar varsa
ölülern akan ırmaklarıyla
tekrarlanan dağları
Orada besbelli ölmekle sular boyunca
şaşmadan beklenişin
Ne kadar vardığı onlar varsa
Bütün onlar
fazlasıyla evlerindeler
ve yüksek sarnıçlı kalipsoları
denizin altına bir bulut şeklinde
indirir yağmur
gemileri hesaplayan
şehirde sinsi seslerini insanların
denizin zahmetsiz
hayatın hayuhayhayla tuttuğu
ki onlar süslenme odalarıında
aynaların içinde kendi ölümlerine
Makyaj
Bilmezler
Oysa onlar söylesin
yanılmışların hanisi
hangi vahşi hayvanın
hangisi o kadar benim
Bu bensem
gelişim gidişim bir şikayetse
katlanıp küreye
uzanmış uzun gövdemi bir yatağın
ölümü süsleyen secdesine
durmuşsam kapıya çağrılan karaltının
omuz başından uzakta bir şehir
tastaman bir şehir geliyor omuzlarını titretip
bir yanlış doğru olmayan anne gibi
gizlenmiyor bu asır onun başından
güneşte dipsiz kova beni seçmiş beni seçmiş
canlı canlı ağlayan hücrenin
huyunu ve öz toprağını
yoklayın siz çok yorgunum ben bakınıyorum
saniyen daha solgun daha içinden çıkılmaz
gün doğumuna hazır bir bardak çay
bir büyük bardak mitralyöz
Bir dolmayan yanımız
bir de hergün korkudan bir şeye
dokunup kalıyoruz
kanımızdan zehirli bir iğne geçiyor
ve güneşten korkuyoruz.
Bunlara benzer bir yüzüm var
her virajına insanlar devrilir
ama soylu deyince ben
içerde kalmış bir insanım
Taşırlarınıza bunun için
hem kendim binmiyorum
hem söylemezdim
nedir sormazdım
birşey durunca
kaçarsam su koşmak
bilinen birşey midir
bir köpeğin yeni doğmuş
konuşmayan eniklerini iskelede bir adam
korkunç bir sepete mi koydu
onları
denize o mu götürüyor
peki
ben kimim
Cahit Zarifoğlu
Son Eklenen Şiirler
Urumçi Feryadı
Şair: Bilinmeyen Şair
Urumçi’de yangın var sönmüyor,
Mazlumun talihi hiç dönmüyor.
Kilitli kapılar ardında canlar,...
Mazlumun talihi hiç dönmüyor.
Kilitli kapılar ardında canlar,...
06.07.2026
Oku
ÖLÜLERİN KRAVATLARI
Şair: Yannis Varveris
Doğru, kadınlar çocuk doğururlar.
Ama erkekler de
ölmüşlerinin kravatlarıyla gösteriş yapmalılar....
Ama erkekler de
ölmüşlerinin kravatlarıyla gösteriş yapmalılar....
05.07.2026
Oku
Şiirlerimden birini dinlemek ister misin?
Şair: Bilinmeyen Şair
Fıkra
Bir bedevi, halifelerden birinin huzuruna girdi. Halife, belagatiyle (güzel ve etkili konuşmasıyla) övünmeyi seven biriydi. Bedeviye:
— "Şiirlerimden birini dinlemek ister misin?00" diye sordu....
Bir bedevi, halifelerden birinin huzuruna girdi. Halife, belagatiyle (güzel ve etkili konuşmasıyla) övünmeyi seven biriydi. Bedeviye:
— "Şiirlerimden birini dinlemek ister misin?00" diye sordu....
05.07.2026
Oku
Hayatım bu akşam yemekte ne var?
Şair: Bilinmeyen Şair
Adamın biri artık karısının eskisi kadar iyi duymadığından korkuyormuş ve karısının işitme cihazına ihtiyaç duyduğunu düşünüyormuş. Ona nasıl yaklaşması gerektiğinden emin değilmiş.
Bu durumu konuşmak icin aile doktorunu aramış; doktor adamın karısının ne kadar duyduğunu anlayabilmesi için basit bir yöntem önermiş.
"Yapacağın şey su, karından 40 adım ileride dur, normal bir konuşma tonuyla bir şeyler söyle; eğer duymazsa 30 adım ilerisinde aynı şeyi tekrarla, sonra 20 adım; cevap alana kadar aynı şeyi tekrarla....
Bu durumu konuşmak icin aile doktorunu aramış; doktor adamın karısının ne kadar duyduğunu anlayabilmesi için basit bir yöntem önermiş.
"Yapacağın şey su, karından 40 adım ileride dur, normal bir konuşma tonuyla bir şeyler söyle; eğer duymazsa 30 adım ilerisinde aynı şeyi tekrarla, sonra 20 adım; cevap alana kadar aynı şeyi tekrarla....
05.07.2026
Oku
Şâir-i mâder-zâd (anadan doğma şair) İsmail Safa
Şair: İsmail Safa
Haramdır bana onsuz cinân ve can ve cihan
Sana emanetim olsun kulun gelinceye dek İlâhi!
Hâne-yi Rıdvanda kıl anı mihman....
Sana emanetim olsun kulun gelinceye dek İlâhi!
Hâne-yi Rıdvanda kıl anı mihman....
05.07.2026
Oku
Mutluluk Fotoğrafı II
Şair: Cafer Turaç
ah! bana yakışan bir kekliksin binlerce teşekkür sana
eğdirmedin başımı önüme, utandırmadın, artık yorgun değilim
ey çığlıklar, ey donuk yazlar, hırkanıza alarak unutun beni....
eğdirmedin başımı önüme, utandırmadın, artık yorgun değilim
ey çığlıklar, ey donuk yazlar, hırkanıza alarak unutun beni....
05.07.2026
Oku
Kadın
Şair: Cevat Çapan
Güller vardı, yağmurda.
Koparmayın, diye yalvardım.
Dayanmazlar, dedi kadın....
Koparmayın, diye yalvardım.
Dayanmazlar, dedi kadın....
04.07.2026
Oku
EĞER KURTULACAKSAM KALP AĞRILARIMDAN
Şair: Adam Zagajewski
Eğer kurtulacaksam kalp ağrılarımdan ve çekingenliğimden
Sienalı Azize Katerina yüzünden
Dua ediyorum ona duama kulak versin...
Sienalı Azize Katerina yüzünden
Dua ediyorum ona duama kulak versin...
03.07.2026
Oku
Canım Sıkılıyor Be Arkadaş
Şair: Simin Behbahani
Canım sıkılıyor be arkadaş! Ağlamaklıyım
Kafesten kaçarsam eğer, nereye gideyim, nereye ben?
Nereye gideyim, bir gül bahçesine varacak yolum da yok ki...
Kafesten kaçarsam eğer, nereye gideyim, nereye ben?
Nereye gideyim, bir gül bahçesine varacak yolum da yok ki...
03.07.2026
Oku
03.07.2026
Oku
Yolculuk Şiiri
Şair: Furuğ Ferruhzad
Bütün gece kalbimle biri bana şöyle diyordu:
“Gördüğünden beri çok perişansın,
Şafak vakti yıldızların arasından o gidiyor, gidiyor…...
“Gördüğünden beri çok perişansın,
Şafak vakti yıldızların arasından o gidiyor, gidiyor…...
03.07.2026
Oku
Siz içerideyken duvarlarını kendinizin ördüğü bir cezaevi gibi düşünün
Şair: Cüneyt Özdemir
X deki algoritmaya dair Cüneyt Özdemir şöyle bir paylaşım yaptı:
"Bir yayıncı olarak bence önemli bir gözlemimi paylaşmak istiyorum. Son zamanlarda burada algoritma o kadar güçlendi ki tek bir kelime aradığınızda ya da tek bir tweete birkaç saniye fazla baktığınızda sonsuz bir loop'un içine hapsoluyorsunuz. Hep ayni kelime hakkındaki tweetlerle baş başasınız
Çıkış imkansız gibi......
"Bir yayıncı olarak bence önemli bir gözlemimi paylaşmak istiyorum. Son zamanlarda burada algoritma o kadar güçlendi ki tek bir kelime aradığınızda ya da tek bir tweete birkaç saniye fazla baktığınızda sonsuz bir loop'un içine hapsoluyorsunuz. Hep ayni kelime hakkındaki tweetlerle baş başasınız
Çıkış imkansız gibi......
03.07.2026
Oku
Popüler Şairler
Kategoriler
Altı Çizili Satırlar
210
Anason Kokulu Şiirler
68
Bercestem
133
Çeviri Şiirler
2086
Deneme
663
Genel
128
Haiku
165
Hayali Cihan Değer
336
İstanbul Şiirleri
171
Kar Şiirleri
69
Kur'an-ı Kerim
19
Mektup
37
Röportaj
49
Şiir
7153
Şiir Gibi
40
Şiir Sanatı
122
Şiirdir Baba
154
Türk Şiiri
5016
Yol Üstündeki Semender
65
Konular / Etiketler
Hikaye (92)
Replik (23)
Goethe (19)
Röportaj (19)
Puşkin (16)
Lermontov (14)
Rabindranath Tagore (13)
Yakup Yaşa (13)
ChatGPT (13)
Nimet Yıldırım (12)
Halil Köksel (11)
Tâhirü’l-Mevlevî (11)
İndeks (10)
Malatya (10)
Ahmet Cemal (10)
Heinrich Heine (10)
Haşim Hüsrevşahi (9)
Mizah (9)
Adonis (9)
Ezher (7)
Kitap (7)
Yannis Ritsos (7)
Nietzsche (7)
Müzik (7)
Nabi (7)