Eksen’den

-İpek’e-

I
Yola çıkıyorum
Olağan ve sıradan bir şey sanki
Bu kez de yola çıkmak.
Kökler beslemez olur gövdeyi, gitmek gerekir.

Yola çıkıyorum.
Aşarak kendine kapanan labirentlerini kuşkunun,
Varoluşun, yokoluşun korkusunu
Bir ipek örtü gibi savurarak boşluğa
Zamanın küllerine gömerek nasır bağlayan sevinçleri,
Acıları…

III
Bir mavide yol alıyorum.
Umut ya da umutsuzluğunuzu, düşlerinizi,
karabasanlarınızı,
Saracağınız bir mavi değil.
İçinde yol aldığım.
Bir hançerin bir gövdede uyuyakalması bu.
Gövdenin aralayışı kendini
Sırlarını söyleyeceği hançere doğru…
Gövdenin arayışı söz kusmayan, dilsiz metali…
Kanıksanan, unutulan ve bir gün mutlaka yeniden bulunan
Anlaşması
Dilsiz metalin
Ve sözlerimizi barındıran gövdenin.

VI
Yoklukla tarttım
Yaşadığım her şeyi.

Yokluktan çıkıp geliyor gün
Örtüsünü çekiyor karanlığın
Kentlerin, kırların.
Her yerde bir av telaşı
Giyotinler iş başında.
Bıçak mangaları
Ve susmayan yadsıyış.

Her yerde av telaşı.
Noktaya benzer yüzleriyle avcılar
İş başında.
Yalnız avcıları mı
Av olmayı bekleyenler
Av olmayı seçenler de iş başında…

Dipsiz bir bardağa boşaltıyorum
Noktaya benzer yüzleriyle avcıları ve avlarını
Sonra geçiciliğin anahtarlarını.

Sözler örüyor
Önce aydınlığı
Ardından karanlığı.

İzzet Göldeli