Kelimeler… Kelimeler…

Yarıda kalmış aşklarının hesapları içinde
Denizlere açıldı içimizden biri
Niçin gittiğini söylemeden.
Doyulmamış arzularla doluydu yelkenleri.
Yıpranmış kelimelerin verdiği güvenden.
Bulacak sanıyordu yenilikleri.

Her an bir yeni su vardı,
Her yeni suda bir yeni an.
Deniz, dalgalarıyla gösteriyordu dışından
Yaşananla düşünülenler arasındaki farkı.
Bitmeyordu köpüklerle renkler
Bir başka damlada, bir başka ışıkta başlamadan.

Gözlerinin önünde bir oyun,ardında bir oyun.
Dışında ne varsa yeni, ne varsa gerçek.
Yeni manzaralarla gelen yeni duygular
Hani, eski keLimelerle olmasa
İnsanın ömrünce devam edecek.
Gözlerin önünde bir oyun, ardında bir oyun.

Anladı, ölmekle yaşamanın birleştiği noktada
Yeni rüzgârlarla esen yeni korkulara
Yeniliklerini bağışlamayan kelimelerin
Nasıl düşman sığınaklar halinde direndiğini.

Anladı, bütün olmuşlarla olanların
Ve bütün olacakların
O kelimelerin içinde
Kendisine varmadan eskidiğini

Özdemir Asaf

Benden Sonra Mutluluk

yaşamak bir an içinde

şair oldum baktım her şey yazılmış
ressam oldum gördüm her yer çizilmiş
seyyah oldum sordum dünya gezilmiş
hiçbir yerde YENİ bulamadım ben

öğrendiklerimin çoğunu dinlediklerimden
bildiklerimin çoğunu düşündüklerimden
unuttuklarımın çoğunu yaşadıklarımdan
yazdıklarımın çoğunu unuttuklarımdan çıkardım

en uzun hep kendime konuştum
başkalarına hep kısa yazmak istedim
ne kendim dinledim ne başkaları

yetersiz iyi niyet kötüsüne yol açar
söylenemiyor çok şey susmadan

çok bilen çok yanılır, az bilen daha çok

unutmayın ki yaşam öldüresiye güzel değildir

yalan ölümden daha çok yitirir yaşamı
saklamak düşürür ağır ağır
insanın düşeceği en alçak ortamı
sözden korkmak, korkup susmaktır

şairler şiirlerinde yaşamaz
ulu yalnızlıklarında düşünür

“yalnız seni sevdim, seni yaşadım”
nasıl bir sevgidir bu, bilmiyorlar ki!

“dün yine günümüz geçti beraber
ölürsem yazıktır sana kanmadan”

çok şey var, olmakla olmamak arasında

var oldum öyle anlar oldu ki
var olmamak içindim kimi zaman

insan bir sonuç değil bence
sürekli bir yaşamadır
kısaca: sonuç varsa o insandır

benim bahçem yoksuldu
iki dala bir yaprak düşerdi ağaçlarımdan
kuşlarım ödünç alırdı kanatlarını
işlerinden yorgun dönen arkadaşlarından

parçalar çıkarıyor kocaman romanlardan
deyimler, bulgular, şiirlerden dizeler..

doğa yenilenirken yinelenir
gene papatya, gene gül, gene kayısı
toplum yinelenirken yenilenir
yarısı dündedir, yarındadır öbür yarısı

sevmek noktalanmaz
o, noktadır

bilim gitmeli bilenden bilmeyene
varlıklı olmalı bilen
karanlığı delen ışıklar gibi
hep gülmeli öğreten

seninle ölmek varken
onunla yanlış yaşamak

ben her şeyi bileceğimi bilirdim de
seni unutmasını bileceğimi bilmezdim

ahmaklığa alınyazısı demek
alınyazısına bir ahmaklık çizgisi çizmektir

benim gücümdür bunları saran
bende bitmedikçe bende başlamayan
sakladığım sensin

yaklaşmak yarıyı geçtikten sonra başlar
eskisinin dışında yenisinin içinde

gelmesen önemli değil, gelsen önemli olurdu
gelmemen benim büyük yalnızlığımı doldurdu

yitirmek korkusunu göze almak
sevmeye eşit bir davranıştır
bir ev, küçülür, büyür öbür evlerle
oysa içinde ilk akla gelen yaşamaktır
yaşanılır diye düşünürken düşüncelerle
ölünür, beraber sevgilerle

büyümek en güçlü düşmesidir insanın doğadan

kesin konuşmak için bir şeyi az bilmek yeter

denizlerden geçerim, dosttan geçmem
değil onun iyiliğinden, fenalığından geçmem
onun yolundan değil, kendi yolumdan geçerim
dost yok biliyorum ama, aramaktan geçmem

anı yazmak ya da anlatmak
bir savaş sürerken
eski bir savaşı anlatmak gibi bir şeydir

“Bellek, dökülmekte olan bir duvar resmine benzer.” (Stendhal)

Özdemir Asaf

Seni Saklayacağım

Seni saklayacağım inan
Yazdıklarımda çizdiklerimde
Şarkılarımda sözlerimde

Sen kalacaksın kimse bilmeyecek
Ve kimseler görmeyecek seni
Yaşayacaksın gözlerimde

Sen göreceksin duyacaksın
Parıldayan bir sevi sıcaklığı
Uyuyacak uyanacaksın

Bakacaksın benzemiyor
Gelen günler geçenlere
Dalacaksın

Bir seviyi anlamak
Bir yaşam harcamaktır
Harcayacaksın

Seni yaşayacağım anlatılmaz
Yaşayacağım gözlerimde;
Gözlerimde saklayacağım

Bir gün tam anlatmaya
Bakacaksın
Gözlerimi kapayacağım
Anlayacaksın

Özdemir Asaf

Yaş

YAŞ 5 Anne ve babamın birbirlerine bağırmalarının beni ne kadar korkuttuğunu öğrendim.
YAŞ 7 Meşrubat içerken gülersem içtiğimin burnumdan geleceğini öğrendim.
YAŞ 12 Bir şeyin değerini anlamanın en iyi yolunun bir süre ondan yoksun kalmak olduğunu öğrendim.
YAŞ 13 Annemle babamın elele tutusmalarının ve öpüşmelerinin beni daima mutlu ettiğini öğrendim.
YAŞ 15 Bazan hayvanların kalbimi insanlardan daha fazla ısıttığını öğrendim.
YAŞ 18 İlk gençlik yıllarımın keder, şaşkınlık, ıstırap ve aşktan ibaret olduğunu öğrendim.
YAŞ 24 Aşkın kalbimi kırabileceğini ama buna değer olduğunu öğrendim.
YAŞ 33 Bir arkadaşı kaybetmenin en kestirme yolunun ona ödünç para vermek olduğunu öğrendim.
YAŞ 36 Önemli olanın başkalarının benim için ne düşündükleri değil benim kendi hakkımda ne düşündüğüm olduğunu öğrendim.
YAŞ 38 Eşimin beni hala sevdiğini, tabakta iki elma kaldığında küçüğünü almasından anlayabileceğimi öğrendim.
YAŞ 41 Bir insanın kendine olan güveninin, başarısını büyük oranda belirlediğini öğrendim.
YAŞ 44 Annemin beni görmekten her seferinde sonsuz mutluluk duyduğunu öğrendim..
YAŞ 46 Yalnızca minik bir kart göndererek bile birinin gönlünü aydınlatabileceğimi öğrendim.
YAŞ 49 Herhangi bir işi yaptığımdan daha iyi yapmaya çalıştığımda, o işin yaratıcılığa dönüştüğünü öğrendim.
YAŞ 50 Sevgi, evde üretilmemişse, başka yerde öğrenmenin çok güç olabileceğini öğrendim.
YAŞ 53 İnsanların bana, izin verdiğim biçimde davrandıklarını öğrendim.
YAŞ 55 Küçük kararları aklımla, büyük kararları ise kalbimle almam gerektiğini öğrendim.
YAŞ 64 Mutluluğun parfum gibi olduğunu, kendime bulaştırmadan başkalarına veremeyeceğimi öğrendim.
YAŞ 70 İyi kalpli ve sevecen olmanın, mükemmel olmaktan daha iyi olduğunu öğrendim.
YAŞ 82 Sancılar içinde kıvransam bile başkalarına basağrısı olmamam gerektiğini öğrendim.
YAŞ 90 Kiminle evleneceğin kararının hayatta verilen en önemli karar olduğunu öğrendim.
YAŞ 95 Öğrenmem gereken daha pek çok şeyler olduğunu öğrendim.

“Dün sabaha karşı kendimle konuştum.Ben hep kendime çıkan bir yokuştum.
Yokuşun başında bir düşman vardı.Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum”

Özdemir Asaf

Eskisi Kadar Özlemiyorum Seni

Eskisi kadar özlemiyorum seni,
Ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda..
Adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor..
Yokluğunun takvimini tutmuyorum artık.
Biraz yorgunum..
Biraz kırgın..
Biraz da kirletti sensizlik beni !
Nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama
“İyiyimler” yamaladım dilime.
Tedirginim aslında, seni unutuyor olmak,
Hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni..
Gel diye beklemiyorum artık,
Hatta istemiyorum gelmeni..
Nasıl olduğun konusunda ufacık bir merak yok içimde.
Arasıra geliyorsun aklıma, banane diyorum
Benim derdim yeter bana banane !
Alıştım mı yokluğuna ?
Vaz mı geçiyorum, varlığından ?
Tedirginim aslında,
Ya başkasını seversem ?
İnan o zaman seni hayatım boyunca affetmem..

Özdemir Asaf

Yalnızın Durumları

I.
Her şeyi süpürebilirsin;
Sonbaharı süpüremezsin.
Sen her şeyi süpürebilirsin;
Sonbaharı süpüremezsin.
Yalnızsa
Sürekli bir sonbaharı
Süpürür hep.
Düşünemezsin.

II.
Yanar
Sobasında
Yalnızın
Üşüyen
Bakışları.
Lambasında
Karanlığa donuk
Bir ışık
Titrer
Sönük-sönük.
Penceresi
Dışına kapanmıştır,
Kapısı
İçine örtük.

III.
Yalnız
Bin yıl yasar
Kendini
Bir anada.

IV.
Yalnızn
Nesi var, nesi yoksa
Tümü birdenbiredir.

V.
Yalnız
Bir ordudur
Kendi çölünde
Sonsuz savaşlarında
Hep yenen
Kendi ordusunu.

VI.
Yalnızın
Sakladığı bir şey vardır;
Boyuna yerini değiştirir,
Boyuna onu arara.
Biri bulsa diye.

VII.
Yalnız
Hem bilgesi,
Hem delisidir
Kendi dünyasının.
Ayrıca;
Hem efendisi
Hem kölesidir
Kendisinin
Tadını çıkaramaz
Görecesiz dünyasında
Hiçbirinin

VIII.
Yalnız
Sürekli dinleyendir
Söylenmemiş bir sözü.

IX.
Sözünde durması
Yalnızın yalancılığıdır
Kendisine.
Hep yüzüne vurur utancı.
O yüzden
Gözlerini kaçırır
Gözlerinden.

X.
Yalnızın odasında
İkinci bir yalnızlıktır
Ayna.

XI.
Yalnız
Hep uyanır
İkinci uykusuna.

XII.
Yalnız
Kendi bencinin
sen’idir.

XIII.
Bir sözde saklanmış bir yalanı
Bir gözde okuduğundan
Bakmaz kendi gözlerine bile.

XIV.
Hep susadığında
O
Kendi çölündedir.

XV.
Kendi öyküsünü
Ne anlatabilen
Ne de dinleyebilen.
Kendi türküsünü
Ne yazabilen,
Ne söyleyebilen.

XVI.
Bir zamanlar güldüğünü
Anımsar
da…Yoğurur hüzünün çamurunu
Avuçlarında.

XVII.
Yalnız
Aranan tek görgü tanığıdır
Yargılanmasında
Kendi davasının…
Her duruşması ertelenir
Kavgasının.

XVIII.
Yalnız
Hem kaptanı
Hem de tek yolcusudur
Batmakta olan gemisinin.
Onun için
Ne sonuncu ayrılabilir
Gemisinden,
Ne de ilkin.

XIX.
Yalnızın adı okunduğunda
Okulda ya da yasamda
Kimse
‘Burda’
diyemez ..
Ama
Yok da..

XX.
Uykunun duvarında başladı…
Önceleri bir toz gölgesi sanki;
Sonra bir yumak yun gibi.
Ama simdi iyice görüyor
Örümceğin ağını
Gün gibi

XXI.
Yalnız
Duymuş olduğunun sağırı,
Görmüş olduğunun koru
Dur
Ölür ölür ölür
Öldürür öldürür öldürür
Duyduklarını unutur,
Duyacaklarını düşünür.

XXII.
Yalnızın adına
Hiç kimse konuşamaz..
O
Kendi kendisinin
Sanığıdır.

XXIII.
Yalnız
Önceden sezer
Sonra olacakları
Paylaşacak biri vardır;
Anlatır anlatır ona
Olanları, olmayacakları.

XXIV.
Her leke
Kendisiyle çıkar.
Özdemir Asaf