Sanman taleb-i devlet ü câh itmege geldik

Sanman taleb-i devlet ü câh itmege geldik
Biz ‘âleme bir yâr içün âh itmege geldik

Sad kâfile şekvâ ile âzâr-ı felekden
Hâk-i der-i cânâna penâh itmege geldik

Ser-tâ-be-kadem dîde olup dâg-ı hevesden
Âyîne-i dîdâra nigâh itmege geldik

Ey hâce günâh ise nazar rûy-ı butane
Biz ‘âlem-i ‘îcâda günâh itmege geldik

Hâr olmasın a’dâ ki bu gülzâr-ı fenâya
Bir gül koparup zîb-i külâh itmege geldik

Bu meykede-i mihnete ‘Avnî gibi biz de
Hâl-i dil-i şeydâya tebâh itmege geldik

Yenişehirli Avnî 

Sanmayın biz servet ve nam aramaya geldik.
Biz bu dünyaya bir sevgiliye ah çekmeye geldik.

Yüz tane kervanla, kaderin bize ettiği işkenceden sızlanarak,
Sevgilinin kapısı önünde tozdan sığınmaya geldik.

Arzunun yanık yaraları yüz tane göz olup örter bizi baştan ayağa,
Biz sevgilinin güzel yüzüne aynada bakmaya geldik.

Ey hoca, eğer bir putun yüzüne bakmak günahsa,
Biz bu uyduruk dünyaya günah işlemeye geldik.

Bir diken olmasın bu yanıltıcı gül bahçesinde söyle düşmana,
Biz sarığımızı yalnız bir tek gül koparıp süslemeye geldik.

Bu acı çekiş meyhanesine biz de Avni gibi geldik.
Dertli kalplerimizi terk etmeye, şarap içmeye geldik.

Çeviren: Vehbi Taşar

Biri söyletir biri susturur

Ferâgât eyleyip ey Hayretî bu şi’r ü inşâdan
Bugün âlemde bî-nâm u nişân olmak diler gönlüm

Hayretî

Şeyhî bu defteri oda yak var sükût kıl
Usanmadın mı şi’r-ü gazelden ne fâide

Şeyhî

Firkât demidir ko şi’ri, Ahmed
Mahşer gününe terâne sığmaz

Ahmed Paşa

Bin safsata bir mısraı bercesteye değmez
İndimde esatir-i Felâtun hezeyandır.
Şair o hümadır ki iki âleme pinhan
Bir cevvi Mükaddesde hafiyyuttayyarandır.
Amma ki bu tarif olunan şairi mahir
Nadir bulunur cevheri nayabı zamandır.

Yenişehirli Avnî

Dedi ki “vasf-ı cemalimde aciz oldu ukûl’
Anunçün Ahmed eder fenn-i şi’rden tevbe

Ahmed Paşa

Ey dil ile söylenen söz
Ben ne vakit senden kurtulacağım da
Mârifet güneşinin nuru ile gerçek Padişah’ı bulacağım,
Dilden de, kıt’adan da, şiirimden de bıktım artık

Mevlânâ