Her Şey Bildiğin Gibi

Bildiğin şeyler oluyor hep
bildiğin, ama sana faydası olmayan şeyler
okuduğum kitaplardan geriye kalan
hep sen oluyorsun
yazdığım yazıların “ana” fikri sen
şiirler seni söylüyor
şarkılar seni…

Sıcak bir ekmeğin buharında hep sen oluyorsun
sen oluyorsun içtiğim soğuk çaylarda
önünden yürüdüğüm vitrinlerdeki manken kızlar sen
sen, sen, sen
her yer, herkes sen
şimdi ne çok sen var bir bilsen…

Önce işgal, sonra târümâr edilmiş ülkeler gibiyim, baksana !
linç ediliyor rûhum,
bir yetimin kanayan bakışlarında..
eşraftan biri yatıyor yine musallâ taşında,
Lalapaşa’da
hep o mâlum ve yanık salâ..
üç adımlık saltanat, eller üzerinde yaşanan,
şu bildiğin…

Dallarda titreyen kuşların göz bebeklerinde
hep sen oluyorsun
habersiz giden trenlerin ardında kalan ben
bir kınalı el uzanıyor gibi sanki
yahut bir çift siyah kirpik ıslanıyor
kim bilir belki de bana öyle geliyor hep
sonra bir “gül” gibi düşüyor bakışların
isli bir tren penceresinden
eğilip toplayan yine ben,
yine ben oluyorum…

Her şey bildiğin gibi
yine kar yağıyor Erzurum’a
beraber yürüdüğümüz yollara
o daracık sokaklara
kar yağıyor yine kurşundan kubbelere
ve cumbalı evlerin kafeslerine tutunuyor yine
kuşlar misâli karlar
yine yiyecek telaşında serçeler
Gürcükapı’da iş bekliyor yine işsizler
atların burnunda buhar buhar üstüne
her biri bir Doğu Ekspresi
Sarıkamış-Kars yolcuları yine Gar yolunda…

Her şey bildiğin gibi…
bazen şehir yine beni tanımazdan geliyor
o zaman ellerim cebimde / bir firâri gibi
gece yarılarına kadar
sokak sokak geziyorum ben de
değişiklik olsun diye
yağmurlarda ıslanıyorum sonra
bazen da bütün tehlikeleri göze alıp
gözlerimi kapatıyorum
ve
seni düşlüyorum..

Bize ait olmayan bir zaman diliminde
ve bize ait olmayan bir coğrafyada
gecenin bir nısfında / oryantalist duyarlılıklarla
hem-nefes olduğumuz anları düşlüyorum sonra
yalan olan, masal olan, hiç olan zamanları yani..
evler hep birlikte üzerime geliyorlar ardından
kaçışım onları bana çağırıyor hep
sonra bir yağmur başlıyor birden
bütün boyaları birer birer akıyor şehrin yüzünden,
kahkahalarla gülmek düşüyor bana…

Her şey bildiğin gibi
güneş geç de olsa
yine her sabah Palandökenlerden doğuyor
ve akşamları senin gittiğin yerlerde batıyor
senin de dediğin gibi / elimden geldiğince
birlikte yürüdüğümüz,
oturup gülüştüğümüz yerlerden geçmemeye
ve oralara hiç gitmemeye çalışıyorum..
ve artık “dikkat ediyorum kendime”
senin de dediğin gibi
“kendime iyi bakıyorum” artık…
üzülme ve beni düşünme
buralarda her şey
her şey bildiğin gibi…!

Rıdvan Canım