Velet

Mahallenin velediyim
– zillerinizi çalarım
ve siz açıncaya dek kapıyı
pırr.. ben kirişi kırarım –
bakarsınız – kimse yok

Mahallenin velediyim – bilirim
öyle tak eder ki canınıza
öyle fitili almış – basarsınız ki kalayı
bir pirelenmeyegörün benden
hiç dinlemez – bozarsınız façamı

Mahallenin velediyim – yine de
çaldığımda kapınızı
görürüm ki – iyiye yorarsınız hep –
umutlarla coşkularla hummalı
kim bu diye
bir hoş
koşarsınız kapıya

o umut
ve o düş anı
olası mutluluk anı o kısacık
ki bir an olsun renge boğar
ışıtır
tekdüze yaşantınızı
– mahallenin velediyim – bana borçlusunuz
siz o hazzı

Zareh Yaldızcıyan
Çeviri: Ohannes ŞAŞKAL

Tireleme

Satır sona erdiğinde
Anlaşıldı ki sığmayacak
                         sözcük –
         ikiye ayırdılar ortasından
ve zavallı sözcüğün yarısı
         üst satırda kaldı
         öteki yarısı altta –
Şimdi
tam oraya geldiğinizde
hızlıca – bir çırpıda okuyun
          ki sezmesin sözcük
sonsuza dek bölündüğünü
          – ayrı düştüğünü
          kendi yarısından –
ağlamasın kara bahtına

Zahrad
Ermeniceden Çeviren: Ohannes Şaşkal
Ferah Tut Yüreğini / Aras Yayıncılık

Sözcükler Sözcükler

Sözcükler sözcükler – benim askerlerim sizsiniz –
Ben sizi bir bir bağrıma basarım ve tümen tümen
Ellerimle dizerim –
Ve her şeyin yoluna girdiğini gördüğümde
– Nasıl hiçbir ordu – hiçbir asker yanlış adım yürümez –
Sizi savaş alanına sürerim –

Benim çatalyürek askerlerim sizsiniz –
Benim adımla inersiniz siz – ölüm soluyan alana savaşmaya –
Şair bayrağım yüce
Işıltıyla dalgalanır sizin güçlü ellerinizde –
Savaşırsınız – kale ve burç ele geçirirsiniz utkuyla –

Sözcükler sözcükler – benim gözüpek askerlerim –
Ben sözcüklerin çılgın komutanı – siz olmadan yokum ben

Zahrad
Çeviri: Ohannes Şaşkal

Mutlu Şair

Mutlu şairim
Hangi kapıyı ya da kimin kapısını çalsam
Açık-kucak kabul ederler beni
Gülüşlerin en güzeli ışıldar yüzlerinde

Mutluluk budur derim kendime
Hangi kapıyı ya da kimin kapısını çalsam
Ardına dek açılır
Konuksever bir şarkı sarar gönlümü bal tatlısı
Her bir kapı içtenlikle açılır
En sıcak selamlarla tutuşur kalbimin ateşi
Ve unuturum neden geldiğimi
neden bu kapıyı çaldığımı
Mutluluk budur derim kanmış

Ben bir mutlu şairim
Ve bu gece toplandığınızda siz masanın çevresine yemeğe
Gündelik dertlerinizden sıyrılmış
Dilimlediğinizde taze ekmeği
Bir tabak da benim için koyun bir köşesine masanın
Bakarsınız gelir kapınızı çalarım

Zahrad
Çeviren: Ohannes Şaşkal

Bitmemiş Bir Şiir ve Hrant ve Zahrad

ikna ettiler güvercinleri. Kimse dediler, ateş açmaz
üzerlerine. inandı Hrant. Gerçi ürkekçe,
inandı bir güvercin olduğuna.
Gel gör ki, ateş açtılar işte!
Öngörmüştü, birkaç yıl önce söylemişti bana:
– Ayakta olacak ölümüm, dimdik,
Değil yatarak yatakta ••.
Yatıversin ışıklar içinde şimdi.
Bize sorarsanız, o hep muzaffer kalacak
Lekesiz bir heykel gibi. *

Bitmemiş Bir Şiir ve Hrant ve Zahrad

Yukarıdaki satırlar, Hrant’ın aramızdan kopartılışının hemen ardından, Zahrad tarafından Hrant için yazılan “şiir”in Türkçe çevirisi… “Şi ir” diyorsam, besbelli bitmemiş bir şiirden, tamamlanamamış bir
yazınsal metinden söz ediyorum. “Şiir”, çatılamamışlığı ve düzyazı görünümüyle, şairine özgü dilsel ve yapısal özniteliklere muhtaç duruyor. [Sağlığında yayımlanmış kitaplarında] Başlıksız tek bir şiiri
bulunmayan Zahrad’ın, şiirde tire dışında noktalama işaretlerini tercih etmediği de düşünülürse, söz konusu “şiir”in bir taslak metin olduğu, üzerinde bir daha çalışılamadığı apaçık ortada. Evet, tam anlamıyla, şairinin gerçek soluğunu içinde hissedemediğimiz bu “şiir”, bir yandan da Zahrad’ın son şiiri olma özelliğini taşımakta.

Bilindiği gibi, Hrant’ın katlinden kısa bir süre sonra, 21 Şubat 2007’nin ilk saatlerinde, Zahrad da sonsuzluğa kanat açacaktı. 7 Şubat günü düşüp kalça kemiğini kırmasının ardından yatağa bağlı kalacak, düşmeden önce kaleme aldığı taslak şiire tekrar dönme fırsatı da bulamayacaktı.

Hrant’ın görkemli ve bir o kadar da vakur cenaze töreninden on gün kadar sonra, Zahrad ve eşi Anais, onları ailece ziyaretimizde, söz konusu şiirden de söz açmışlardı. Anais Hanım, günlerce gözyaşı
dökmüş olmaktan bitkin bir haldeydi. Zahrad’sa Hrant’ın öldürülüşüne son derece tepkiliydi. Bir karabasanın tam ortasındaki insanlar gibi kızgın ve öfkeliydi … Onu hiç böyle görmemiştim. Giderken, “Yine gelin e mi!” demişti. Ben de “Merak etmeyin, geliriz” demiştim. Onu son görüşümüz olacağını nereden bilebilirdim?

Ne acıdır ki, Zahrad’ın, ziyaretimizden üç-dört gün sonra, düşüp kalça kemiğini kırdığını, yatağa düştüğünü, ölümünden iki gün önceki gece duyacak; ziyaretine gitmeyi düşünüp de gidemediğimiz günün ertesinde, sabah 5 sularında ölüm haberiyle sarsılacaktık. O günlerin, sudan çıkmış balık gibi gezindiğimiz gelgitli ruh hali içinde, ne Zahrad’ın düşüşünden haberimiz olacaktı, ne de onu ziyaret etme fırsatımız …

*
2005 yılı, yaz sonunda, Zahrad, bir süre önce Kınalıada’da, Hrant’la arasında geçen ve şiirde sözü edilen o konuşmadan söz açmıştı bana. Yazlık evlerinin düzayak sayılır balkonunda Hrant’la sıkça gerçekleşen karşılaşmalarının birinde, Zahrad her zamanki babacan tavrıyla, ona, onun adına endişe duyduğunu söylemiş; kendine mukayyet olmasını ve kendini ateşe atmamasını telkin etmiş. Hrant’sa çok tehdit aldığını, deyim yerindeyse kelle koltukta gittiğini, ölümünün yatakta değil ayakta olacağını söylemiş. O an bunları duyduğumda içim cız etmişti, ama gaflet içinde olduğumu, ben de geç anlayacaktım. “Biz yaşadığı cehennemi cennete çevirmeye talip insanlardandık” diyebilecek
kadar gözü pek Hrant, demek, ta o zamandan durumun yakıcılığının farkındaydı. “Ama ah o yürek … Ah o yürek … “

( … )

01.02.2009, Agos Kitap

AŞK YAMA TUTMAZ

Aşk yama tutmaz –
belli değildi kime söylediği
gözleri bakıyor mu bakmıyor mu belli değildi

Aşk yama tutmaz –
Şarap kadehine döktü içini –

Aşk yama tutmaz –
Tere alkole kesmişti her yan
sirke tadındaydı şarap diye içtiği

– Kara yazgısına karşı savaştığında herkes
O saatte bir yabancı girdi kapıdan
– Terziyim – dedi ve sustu

Yama yapar mısın? diye sordu biri
Aşk yama tutar mı? diye sordu bir başkası

Kadın kadehine baktı – boştu –
Ayağa kalktı – baktı içerdekilere
sanki bir söyleyeceği vardı da – söylemek istemedi –
döndü sırtını
ve sözlerini dışarıdaki sise gömdü

– Aşk yama tutmaz –

Zareh Yaldızcıyan