Tag: Nimet Yıldırım

Gidiyor Gönül Elden

Gidiyor gönül elden yardım edin ey gönül sahipleri Allah aşkına!Yazık, yazık aman çıkacak gizli dert açığa! Masaldır, hikayedir on günlük sevgisi feleğin,İyiliği fırsat bil dostlara ey sevgili. Karaya oturmuş gemimiz, es ey uygun rüzgar,Ola ki görürüz yine sevgilinin yüzünü Gül ve şarap meclisinde gül, tatlı öttü dün gece bülbül:Getirin sabah şarabını, uyanın ey sarhoşlar. Ey …

Devamını oku

İsyan

Dudaklarıma suskunluk kilidi vurmaSöylenmemiş hikayem var gönlümdeAyağımdan ağır bağları çözBu sevdadan dolayı perişan gönlüm Gel ey adam, ey bencil yaratıkGel, aç kafesin kapılarınıBir ömür boyu beni zindana tıktıysan daŞu bir nefes için salıver artık beni Ben o kuşumÇoktan beri kafasında uçma sevdası olan o kuşDaracık göğsümde iniltiye dönüştü şarkımTükendi hasretle günlerim Dudaklarıma suskunluk kilidi vurmaSöylemem …

Devamını oku

Üzülme

Döner yine Kenân’a kaybolan Yûsuf, üzülmeÜzüntüler kulübesi gül bahçesi olur bir gün, üzülme İyileşir durumun ey gam çeken gönül kaygılanmaGeçer bu çılgınlığın, sakinleşir başın, üzülme Dönmese de felek bizim arzumuzca iki günBir kararda kalmaz devran her zaman, üzülme Gelirse ömrün baharı, yine çimenler üstündeBaşına gülden şemsiye çekersin ey bülbül, üzülme Ümitsiz olma sakın ha, bilmezsin …

Devamını oku

Küskünlük

Git…git ona doğru, umurumda değilSen güneşsin…o yeryüzü…ben gökyüzüOnun üzerine doğ, çünkü ben konmuşumNaz ile yıldızların omuzunaBeni perdelerin arkasına çeken senNasıl anlamadın sırlarımı?Bedeninden vazgeçtim senin, çünkü dünyadaBenim isteğimin amacı bir ten değildiKoştuysam sana doğru böyleAşka aşığım, senin visâline değilIşıksız gecelerimin karanlığındaSenin hayalinden daha güzeldir aşkın hayaliOnun yanında oturduğun şu anSen, şarap ve ona kavuşma devleti!Gitti geçmiş …

Devamını oku

Hangi El İle?

Seviyorum onu…Tohumun ışığı sevdiği gibiTarlanın rüzgarı sevdiği gibiKayığın dalgayı sevdiği gibiKuşun yüksekleri sevdiği gibiSeviyorum onu…Aşk ne ileEbedileştirilebilir?Hangi öpücükle, hangi dudakla?Ne zaman, Hangi gecede?Yok olup giden ben gibi…Günler gibi…Mevsimler gibi…Yuvalar gibi…Evlerin damındaki karlar gibi…O da sonundaGölgeler arasında toz olacaktırEski bir fotoğraf gibiYırtılıp kaybolacaktırHangi el ileAşk ebedileştirilebilir?Hangi elle? Furuğ Ferruhzad, Çeviri: Nimet Yıldırım

Hasretli, üzüntülü ve matemli değilim

…Vefa gösterdim bir adamaAncak ayağının tersiyle vurdu o aşkıma ve umutlarımaVerdiğim her şey helal olsun onaAncak karşılıksız verdiğim gönlüm müstesnaSessiz bakışlarımda yineSöylenmemiş hikayelerim varGiyinip kuşandığımda yineGizli fitnelerim varOna verdiğim şeyden dolayı üzüntülü değilimHasretli, üzüntülü ve matemli değilimYeri dolmayan o gönülden başkaYemin olsun Allah’a yoktur eksiğim Furûğ-i FerruhzâdÇeviri: Nimet Yıldırım

Sokak (Kûçe)

Sensiz mehtaplı bir gecede yine o sokaktan geçtim,Bütün bedenim göz kesildi şaşkın şaşkın senin ardından baktım.Ruhumun derinliklerinde senin hatıranın gülü parıldadı.Yüzlerce hatıranın kokusu yayıldı. Birlikte o sokaktan geçtiğimizi,kanatlanıp o muhteşem halvette gezindiğimizi hatırladım.Gönlümün senin arzunla kanat çırptığı ilk gün,Bir güvercin gibi çatının saçağına kondum.Sen beni taşladın! Ben ne ürktüm ne de kopup gittim.O gece ve …

Devamını oku

Misafir

Dünya, hiç durmadan seferde olan bir tren gibidir.Zaman raylarının üzerinde, süzülen yıldız gibi akar geçer.Ezelin karanlık derinliklerinden,ebedin bilinmeyen yarı aydınlık çöllerinene haberler götürüyor da, böyle acelesi var?!Trenin yolcuları, ezelden ebede değil, ah, kısa bir fırsatta,bu upuzun yolun iki durağı arasındaisteseler de, istemeseler de ilerliyorlar.İki durak,tanıdığın iki durak:doğum ve ölüm;iki yokluk arasında kısa bir varlıkAdı ömür …

Devamını oku

Dünya Geçidinde

Gül seyrinden doyulur mu?Gül ile arkadaş olan yaşlanır mı?Yüzlerce dağ büyüklüğünde üzüntünbir arpa kadar mutluluğun olsa bileonu karanlığın derinliklerine at, bunu koru.Dünya bir geçittir.Başlangıcı ve sonu belirsiz.Yol, ama düzgün değil.O yoldan bir defa geçeceksinAh, bir defa…Bir defa…Bir defa…Görürsün, bir gün seni gülden daha nazik bir şekilde doğurur,sıkıntılarla besler büyütür,ertesi gün soldurur ve yapraklarını yerlere serer!Toprağını …

Devamını oku

Tarih Geçidinde Bir Damla Gözyaşı

Kâbil’in eli, Hâbil’in kanına bulandığı günden beri,Adem’in çocuklarının damarlarındaki kanda,acı düşmanlık zehri dolaşmaya başlayalıdan beri,İnsanlık öldü!Adem diri olsa da…!Kardeşleri, Yusuf’u karanlık kuyuya atalıdan beri,Baskı, zulüm ve kanla Çin Seddi’nin duvarları yükseleliden beri,insanlık ölmüştü!Sonra dünya insanlarla doldu…Ve bu değirmen döndü, döndü…Adem’in ölümünden sonra asırlar, asırlar geçti.Yazık!İnsanlık bir daha geri dönmedi!Asrımız,insanlığın ölüm çağıdır!Dünyanın sinesi iyiliklere kapalıdır!Özgürlükten, doğruluktan, …

Devamını oku