Kurdela

Kızım ince ve hafif sesini
Gezdiriyor
İçeriye boşalan ayışığında

Baba, diyor, öp beni
Öp beni sesimde bir ağrı var

İpin üstünde cambaz bembeyaz
Çoğaltıyor annemin yüzündeki geceyi
Çocukların gülüşlerine öykünen yaz
Baba, neden her şey sağlam ve böylesine yeni

Kızım saatin en ucunda
Saçlarında mavi bir akış

Baba, diyor, bir melek miyim ben
Avuçlarımda uyuyor tombul dolunay
Eteğimde sarı yıldızlar
Baba, bir kelebek miyim ben
Işık mıyım, neden ağrıyan bir kalbim var

Saksılar çiçeği boğacak biliyorum
Kara kediler emiyor parmakuçlarımdan
Sütçü neden çalıyor kapımızı evde ben yoksam
Baba, neden her şey tuhaf ve böylesine sağlam

Kızım elinde gümüş bir çay
Dudaklarında bakırsı tebessüm

Baba, diyor, saçlarıma düşen kar
Annemi neden üşütüyor
Çocuklar ölse ne yapar sokaklar
Dökülse elimdeki gümüş çay
Biliyorum yağmur işte böyle yağar

Trenler geçiyor düş tünellerimden
Senin göğünde parçalanan nar gibi trenler
Koşuyorum çıkmak üzreyim işte çocukluğumdan
Baba, neden her şey dışımızda ve hızlı bu kadar

Kızım açmış toprağın bütün kapılarını
Kayıp kurdelasını arıyor prensesin

Baba, diyor, çek üzerimden
Çek ve arala geceyi
Bu kadar karanlığa dayanamam ben

Orman bütün ağaçlarını öpüyor tek tek
Prensesin kurdelası bulunmuş besbelli
Açmış gördüm kalbimdeki son çiçek
Baba, neden her şey güzel ve böylesine görkemli

Kızım bütün ruhunu
Yumuşak tenine bağışlıyor ayın

Geceyi yıkanmış güneşe seriyor çocuklar
Uçup dağılıyor ruhuma üflenen nefes
Baba, diyor, ölsem acı çekmem
Ayışığına gömer beni melekler

Baba, neden her şey içli ve böylesine sevecen

Mustafa Aydoğan