Ben Ölmedim Diyorum

Gözlerimin bittiği yerdir
Sözlerinin bir şiire milat oluşu

Karanlığın kalbinden
Yumuşak suların yanağına değdiriyorum
Üstünden şiir akan
Parmak uçlarımı
Bir şiir yazıyorum sonra
Sesinin sesime değdiği yere
Bir şiir ki
Her hecesine kan işliyorum
Kan lekesi kalıyor şiirde
Abdesti bozuluyor satırların

Bir liman arıyorum
İçli bir mavi dokunuyor bakışıma
Göklere renk oluyorum
İsmimde baş harfin
Ölüm kapıma dayanıyor
Adımı unutuyorum
İsmini fısıldıyorum ölümün kulağına
Sırata kayan bir yıldız oluyorum

Varıyorum sonra bir limana
Sözlerimi şehrin gölgesine
Tarık misali sürüyorum
Önünüz aşk
Ardınız aşk
Ya olursunuz
Ya ölürsünüz diyorum
Sözcüklerin tâkati kırılıyor
Ben ölüyorum
Onlar oluyor

O vakit anlıyorum ki
Bir şiirin olması
Bir şairin ölmesiyledir
Kendimi harflerle kefenliyorum
Yıkatmıyorum naşımı
Aşkın şehidiyim ben
Ben ölmedim diyorum

Ömer Ertürk

Kırk Yerinden Kırık Şiir

bir günahın gölgesi düşerken yüzüme
sesime uzak düşerken her adımda
içimden geçen harabelerin yorgunluğunu seziyorum
korkuyu süzüyorum ebabil dudaklarından
bir bulut kırışıyor bakışlarımda
sevginin kalbinden geçerken
gökyüzü eskiyor
sevdiğim kadını öldürmek geçiyor içimden
yüzünde utangaç parmak izleri bırakmak
bir merdiven altında gizlerken gölgemi
sevdiğim kadını diriltmek…
gözlerinde ölümü hatıra bırakmayı umarak

bir şiiri kırk yerinden kırarak
kırarak sesini bir bestenin
sesimdeki taklit sesi alfabeden atmak istiyorum
kalan son harfe asıp bedenimi
ruhumu parmak uçlarımda
azgın sulara düşürmek istiyorum

bir akrep kıskacında ölümü solurken
sokarken bir akrep ateşler ortasında kendini
acılar içinde yanmayan yönlerimi görmek
ve göstermek yanan yönlerimi
bir akrep kıskacında sevdiğim kadına

bir günahın gölgesi düşerken yüzüme
bin günâhın acısını bırakmak istiyorum
sevdiğim kadının yüzüne

Ömer Ertürk