kin’ den sorumlu değilim

dostlarım,
beni söylediklerimden sorumlu tutun

dokunduğum ağaçlardan
ruhumun ölüp ölüp dirildiği kağıttan,
taşlardan,kayalardan… sızan
kan dan…

beni sorumlu tutun

uykusuz çocuklardan
ve yorgun atlardan…
usanç gelmiş
molekülleri dağılmış
su’dan ve
kuşları kaybolmuş halktan
beni sorumlu tutun
topraktan…

yakınmalarımdan
göğe..
yakılmalarımdan,
yıkılmalarından kalbimin…
ağırlığından ağırsın! diye,
aşktan…
korkumdan
kedilerin doğururken ağlamalarından
beni kaçmalarımdan
sorumlu tutun

en çok da
alfabemden…

Şükran BELEN

kış günlüğü

yeni farkettiğim pencere önü çiçeğim!
kış gelmiş sen karşılamışsın… ben evde yoktum
ben hiç evlere giremedim

ey rüzgarı felç eden yüzüm!
düşme n’olur…
boyumdan asılan! dur!

unutmalıyım
ekmek kırıntılarına isteksiz serçeleri
ama sen hatırla
ah nasıl da dalgalıydı saçlarım

tut ki evdeyim…
boş bir zarf gibi beklerken buldular beni

elimi, baharat kavanozunda sakladılar
bulamazsın ki….
en kırılgan şairin cümlesiyim! kitaplığını terkeden…

unuttuğunu hatırlarım
‘sevgilim’ diye başlayan bir ayrılığı …

kitap kapakları , bi kaç fotograf için dönerken
bir bardak çay..iki şeker evden çıkıyordu…

sevgilim!
zarfın içinde bir tutam baharat….

Şükran Belen

Niobe

ey sabahın ilk ışığı !kendini onaran kristal !

dağlarla konuştum
nuh’tan beri kimsenin selam vermediği
sen o yaz nerdeydin ?

şehirleri bilmez
gücüme gider ağlardım
babamın omuzlarında dağların ağırlığı
kalkınca denizi geçecektim

ufacıktı …uçurumu uçuran !
kaç bahar önce ! …
saksılar mezarlığı ! …

limon kokusu
burnumda !
tutmam
tutamam kuşları
dökülür gagaları
çırılçıplak …

sevdikçe mi büyürüm ?

Şükran Belen