Güvercin Gerdanlığı

Güvercin Gerdanlığı Sevgiye ve Sevenlere Dair İbn-i Hazm

Güvercin Gerdanlığı[1] 10 ve 11.yy.larda yaşamış, hukuk, hadis, metod, milletler, dinler, tarih, soybilimi, siyaset, ilâhiyat, edebiyat… alanlarında uğraşmış, 400 eser yazmış olan Endülüslü şair, mezhep imamı, filozof, polemikçi ve hukuk bilgini İbn Hazm’ın en önemli eserlerinden biridir. İbn Hazm’ın künyesi Ebû Muhammed, lakabı İbn Hazmdır. Döneminde İbn Hazm ez-Zâhirî olarak ünlenmiştir. 994 yılında Kurtuba sarayında doğan Hazm, 1064 yılında Ment Lisem köyünde vefat etmiştir.

İbn Hazm’ın bu eseri İspanyolca, İngilizce, Almanca, İtalyanca, Rusça, Fransızca, Japonca, Felemenkçe ve Kazakça’ya çevrilmiş; bizde 1979 – 1980 yılları arasında bazı bölümleri Diriliş dergisinde yayınlanmıştır.

Güvercin Gerdanlığı, Klâsik İslâm edebiyatında, boyna geçen ve ölünceye kadar çıkmayan ‘aşk zinciri’ anlamına gelen bir semboldür. Birçok şair tarafından kullanılan bu sembol, Hazm’ın eserinin de adı olmuş ve bu sembolle Hazm, aşkı, aşkın insan üzerindeki etkilerini, kendi deyişiyle arazlarını anlatacağını belli etmiştir.

İbn Hazm’ın Güvercin Gerdanlığı (Tavku’l-hamâme fi’l-ülfe ve’l-ullâf) adlı eseri, Mahmut Kanık’ın çevirisi esas alınarak incelenmiştir. Eser, Kanık tarafından iki bölüm olarak hazırlanmış; birinci bölümde Hazm’ın Güvercin Gerdanlığı eseri verilirken diğer bölümde Endülüs Edebiyatı ve Hazm’ın hayatına dair bilgiler verilmiştir. İnceleme bu iki bölüm esas alınarak yapılacaktır.

Birinci Bölüm: GÜVERCİN GERDANLIĞI

İbn Hazm, Güvercin Gerdanlığı’nı giriş bölümünden hemen sonra, alt bölümlerle birlikte, aşkı otuz başlık altında inceler.

On tanesi: Aşkın kaynakları ve belirtilerini işler.

On iki tanesi: Aşkın arazlarını, iyi-kötü yanlarını işler. Yardımsever dost, birlik, sır saklama, sır söyleme, itaat, muhalefet; sonra herhangi bir şeyi sevip artık başka hiçbir şeyi sevmeyecek âşık, arzuların ılımlaştırılması, sadakat, ihanet, bitkinlik, hastalık ve son olarak ölüm.

Altı tanesi: Aşkla içeriden gelen belâlar ve âfetleri işler. Eleştirmeci, gözetleyici, gizli-kötü haberci, kaçınma, ayrılık ve unutma.

İki tanesi: Günahın çirkinliği, iffete dair güzel sözleri işler.

Teknik ve içerik anlamda esere baktığımızda:

Düzyazı, kısa öyküler, kendisine ve başkalarına ait uzun-kısa şiirler karşımıza çıkar. Düzyazılarda secili üslubu seçen şair, şiirlerin büyük çoğunluğunu kendisine ait şiirlerden seçmiştir. Nazım birimi olarak, beyit ve kıtalar; nazım şekli olarak özellikle kaside; ölçü olarak değişik aruz kalıplarını tercih etmiş, bu çeşitlilik şiirlerini monotonluktan kurtarmış; şiirlerinde bolca söz sanatı kullanarak (benzetme, istiare…) şair yönünün ustalığını ispatlamıştır. Düzyazılarda kendi hayatından, çevresindeki insanlardan kimi de tanık olmasa bile kendisine anlatılan olaylardan örnekler vererek eserini gerçeklikle ilişkilendirmiş, bir nev’i savunduğu tezi bu açıklamalarla kanıtlamıştır. Gerçek hayata ait kısımlarda olayları yaşayan kişilerin isimlerini vermiş, hatta çok cesur sayılabilecek örnekleri ve yaşantıları anlatmaktan çekinmemiştir.

Güvercin Gerdanlığı’nın türüne şudur şeklinde teknik bir sınırlandırma yapılması mümkün değildir. Ne öykü ne kasidedir, ne düzyazı ne de şiirdir. Tüm bunların toplamıdır. Hatta içinde ayet, hadis, dinî bilgi, naaslar, siyasi olaylar, dönemin sosyal, kültürel ve edebi yapısı, soyut bilginin tümevarım yöntemiyle incelenmesi, psikolojik tahliller ve mantıkî önermeler… içerir. Anlatıcı kişi kendisidir ve öznel yargılar eserin birçok yerinde karşımıza çıkar ama bunu destekleyen örnekler, Kuran’dan, Tevrat’tan, Eski Yunan’dan alıntılar, kanıtlar ve içeriklerle.

Eserin yazılış sebebi, Hazm’ın kıramayacağı kadar değer verdiği ve sözünü emir telâkki ettiği bir dostunun kendisinden “aşkı, çeşitli anlamlarını, nedenlerini, a’razlarını, değişikliklerini, onu kuşatan elverişli durumları tasvir eden”(s:34) bir eseri tamamen gerçeğe bağlı kalarak, dıştan bir şey katmadan kaleme almasını istemesidir.

Eserin teknik anlamdaki kusuru ise, kimi yerlerde şairin konu dışına çıkarak konu bütünlüğünü bozmasıdır. Konu dışına çıktığının farkındadır yazar. Şöyle der bu yerlerden birinde: “Gerçi bütünüyle konumuzla ilgili değil; önceki paragrafla şu paragraf ne kitabın ne de bölümün çerçevesine giriyor; fakat yukarda belirttiğimiz koşullara uygun bir biçimde yaklaşıyor, der (s:130) ve misafirliğe gittiğinde kendisine kaba davranan ve kendisini önemsemeyen arkadaşının yaptıklarını anlatır. Başka bir yerde de : “Kuşkusuz bu iki durum, bu bölümün dışına çıkıyor.”(s:203) der.

Tekniğindeki en güzel kısımlarsa benzetmelerinin orjinalliği ve güzelliğidir ki burada şair yaratılışının heyecanını, güzele olan aşkınlığını, hassasiyetini mübalağa ve teşbihlerin ardından ortaya çıkarttığını gözlemleriz:

“Ayrılığın pek yakın olmasından mı korkuyorsun? Binek hayvanlarının adımlarının hızlanışını görmekten yüreğin mi burkuldu ne?… Ayrılık, üzerimize çökünce, bir ölüm kılavuzudur.”

“O gün kısır bir kadının ilk kez bir çocuk dünyaya getirişi gibi, hep karavana atarken ilk kez hedefi vuran ok gibi oldu.” (s:148)

Mugis Sarayı’ndaki evleri anlattığı bir düzyazıda: “Bir zamanlar erinç dolu yerler iken, şimdi artık tanınmayacak bir hâlde, virân olmuş; bir zamanlar aşk ve ülfet yeriyken, şimdi ıssız çöl olmuş; vaktiyle sıra sıra zarif, güzel görüntülü evler iken şimdi korkunç, ürkütücü harabelere dönmüş; önceleri güvence yerleriyken şimdi uğursuz, şom, engebeli dar yollar ve çukurlara dönmüş. Bir zamanlar oralarda, aslan gibi adamlar, ellerinden bin türlü maharet akan heykel kadar güzel bakireler dolaşırken; şimdi kurtların uluduğu yuvalar, şeytanların bağırdığı alanlar, cinlerin çılgınca eğlendiği aralıklar, gulyabanilerin dolaştığı korkulu yerler, vahşi hayvanların barınakları olmuş… O güzelim salonlar, güzel görüntüleri üzüntü ve kederi dağıtan o güneş gibi parlayan süslü gelin odaları şimdi harabeye dönmüş, tamamen yıkılmış, açık aslan ağzına benziyor… ” (s:149)

Güvercin Gerdanlığı’ndaki Bölümler:

Aşkın Mahiyeti

Önce burada aşk nedir’e cevap verir Hazm: “İnsanlar aşkın mahiyeti hakkında tam anlamıyla anlaşamadılar. Üzerinde kafa yordular ve uzun incelemeler yaptılar. Benim düşünceme göre aşk, ruhların çeşitli yaratıklar arasında bölünmüş parçalarının birleştirilmesidir. Bu birleşme onların en yüksek temel öğelerinden meydana gelir… Beraberlik ve ayrılığın ruhların birleşimi ve ayrışımıyla ilgili olduğunu biliyoruz. Her şekil kesinlikle kendine uygun olan şekli çağırır, onu arar bulur. Her şey misli mislinedir. Birbirine yakınlık duygusal bir iştir ve apaçık etkileri vardır. Aramızda karşıtların birbirini ittiğini, benzerlerin birbirlerini çektiğini, hemcinslerin birbiriyle uyum sağladığını bilmeyen yoktur. Niçin aynı durumlar ruhlar için söz konusu olmasın? Oysa onların âlemi saf ve temiz bir alemdir. Özü ahenkli bir şekilde yüceliğe dayanır ve kendisini oluşturan ilke onu eğilimlere, yaklaşımlara ve uzaklaşımlara, sevgiye ve nefrete yaraşır hale getirir. Yüce Allah şöyle diyor: “Sizi bir candan (Adem’den) yaratan bundan da gönlü kendisine yatıp ısınsın diye eşini yapan O’dur, Allah’tır.” Demek oluyor ki, böylece Allah, Adem’in eşinde bulacağı ısınmanın nedenini Havva’nın kendisinden bir parça olmasında kılmıştır. Eğer aşkın nedeni bedenin biçimsel güzelliği olsaydı, daha az güzel olandan bir şeyler geri tepilmiş olurdu kesinlikle. Öyleyse şu sonuca varıyoruz: Pek çok kimse, iç güzelliğe sahip şeyleri ya da varlıkları yeğliyorlar; çünkü ötekilerden bunların üstün olduğunu ve gönlün bunlardan hiç yüz çevirmeyeceğini biliyorlar. Öte yandan, eğer aşkın nedeni huyların âhenkliliğinde olmuş olsaydı; hiç kimse kendisine hoş görünmenin yollarını aramayan ve kendisiyle uyuşmayan kimseleri sevmezdi. Buradan şu sonuca varıyoruz:

Aşk bizzat ruhta oluşan bir şeydir. Kimi zaman olur ki gerçekten aşkın nedeni dışarıdan bir neden olur. Ama o zaman nedeni yitince, aşk da biter ve yiter. Öyleyse siz herhangi bir nedenden dolayı seviliyorsanız, bu neden ortadan yok olunca, sizden kolaylıkla yüz çevrilecek ve artık sevilmeyeceksiniz.” (s:39/40)

Nedenler yok olunca yok olan sevgi türüne şair, ruhu kucaklayan sevgiyi ve Allah’a olan sevgiyi dahil etmeden açıklamalarına devam ediyor. Yine bu bölümde aşkta benzeşmelerin çokluğunun sevginin sağlamlığı için gerekliliğinden bahseder. Aşkın dış güzelliğe bağlanmasının nedeni ona göre ruhun kendisinin güzel olması ve güzel olan şeye tutulmasıdır. Burada şöyle der:

“…ruh güzel olan her şeye hemen tutulur; güzel ve hoş motiflere karşı bir eğilim gösterir. Güzel bir şey gördüğünde hemencecik ona bağlanır; biçimin ötesinde, kendisiyle uyuşan bir çizgi ayrımsarsa, işte o zaman birleşme meydana gelir. Gerçek aşk da budur zaten. Şayet, görünenin ötesinde kendisiyle uyuşabilen en ufak bir nitelik göremezse, sevgisi bu dış biçimden ileriye geçmez. Sadece bedensel bir arzu olarak kalır. ” (s:43)

Bu bölümde ayet, hadis, fetva, şiir ve öyküler, Hipokrat’tan alıntı, Eflatun’dan bir anekdot, Tevrat’ın birinci bölümünden bir mesel, bir fizyonomi uzmanının başına gelenler… açıklamalarına kanıt olarak karşımıza çıkar.

Aşkın mahiyetine ait dikkat çekici tespiti ise aşkın kişi üzerindeki değişimini dile getirmesidir. Bu kısmı daha sonra ayrıntılı olarak ele almak için kısa keser:

“…aşk göz açtırmayan bir derttir. Bu derdin ilâcı, acısıyla orantılı olmasıdır. Bu öyle bir hastalıktır ki, hasta zevk alır. Öyle bir acıdır ki dert sahibi arzu eder. Bu derde kim uğrarsa artık iyileşmek istemez. Acı çeken ise, bu acıdan kurtulmayı dilemez. Aşk insana, vaktiyle iğrendiği şeyleri süslü püslü gösterir. Kendisine zor gibi gözüken şeyleri kolay gösterir. Doğuştan olan huyları ve doğal eğilimleri değiştirecek kadar ileri gider.”(s:45)

Aşkın Belirtileri

Aşkın belirtilerini maddelersek şunlarla karşılaşırız:

1. Sevgiliyi derinden derine seyre dalmak.
2. Sevdiği nesneden başkasına söyleyemeyecek şeylere sahip olmak.
Bu kısımda aşkın belirtilerini açar şair: Sevgilinin sözünü can kulağıyla dinlemek, ileri sürdüğü şeylerden dolayı hayret etmek, bütünüyle saçma sapan konuşsa, yalan söylese bile ona hak vermek, haksız olduğu anlarda dahi onu doğrulamak, büyük haksızlıklar karşısında bile ona tanıklık etmek, ne yaparsa yapsın, ne ederse etsin bütünüyle onu izlemek, sevgilinin bulunduğu yere gitmekte ivedilik etmek, onunla oturmanın yollarını aramak, ona yakın olmaya çalışmak, onu bırakmasını gerektiren her türlü uğraşıdan kurtulmaya çalışmak…

3. O zamana kadar başkalarına vermekten kaçındığı malının tümünü bir anda dağıtmaya başlamak.
4. Sevgiliyle dar yerde buluşmadan haz duymak, geniş ve açık yerde buluşmadan canı sıkılmak.
5. Önemsiz nedenlerden dolayı birbirinden kaçmak, konuşmalarında bilerek ve isteyerek zıtlaşmak. (Bunun sebebini şair, birinin öteki hakkında neler düşündüğünü öğrenmeye çalışma olarak belirtmiştir.)
6. Sevdiğinin adını kendi kendine tekrarlamaktan hoşlanmak.
7. İştahla yemek yerken sevgilisinin hatırına gelmesiyle iştahtan kesilmek, yemek yiyememek.
8. Yalnızlığı sevmek, inzivaya çekilmenin yollarını aramak, zayıflamak.
9. Uykusuzluk çekmek.
10. Sevgiliyle karşılaşmayı umduğu bir anda beklenmedik engel çıkmasından korkmak ve iki sevgilinin birbirine karşı yakınmaları sonucu ortaya çıkan durumun yarattığı kaygıyı yaşamak.
11. Sevgili kendisinden yüz çevirdiğinde büyük bir sıkıntı yaşamak.
12. Sevgilinin ailesine, yakınlarına ve çevresine bazen kendi ailesinden fazla ilgi ve yakınlık duymak.
13. Gözyaşı dökmek.
14. Sevgiliye olan ilgi; önemli-önemsiz hiçbir şeyi gözden kaçırmamak, onun bütün hareketlerini izlemek.

Düşünde Sevenler

Bu bölüm şairin aşkın nedenlerini bahsettiği bölümdür. Bu nedenlerden en şaşılacak olanı sevgiliyi rüyada görerek âşık olmaktır.

Basit Bir Tasvir Üzerine Âşık Olanlar

Bu kısım da âşık olmanın tuhaf usûlleri arasında sayılır. Çünkü kişi burada sevdiği nesneyi görmeden, basit bir anlatım, mektup ya da aracı kişiyle âşık olur. Şair şöyle der bu durumu açarak:

“…zihni görmediği bir varlığın tutkusuyla meşgul olan bir kişi, düşünceleriyle baş başa kaldığında, kafasında hayâlinden doğan bir biçimi ve gönlünde beliren bir nesneyi canlandıracaktır. Düşüncelerinden başka bir şey tasarlayamaz. Hayali durmadan oraya yönelir. Şayet bir gün gerçekten sevdiği nesneyi görecek olursa, o zaman iki durum ortaya çıkabilir: aşkı ya artar, çoğalır ya da büsbütün yok olur.” (s:57)

Bir Bakışta Âşık Olanlar

Çoğu kez aşk kalbe sade bir bakış üzerine yerleşir diyen şair bunun iki görünümde oluştuğunu söyler. Biri -ki çoğunlukla olan budur- sevgilinin kim olduğunu, adının ne olduğunu, nerede oturduğunu bilmeden âşık olmadır; diğeri kişinin adını sanını, soyunu sopunu ve nerde oturduğunu bilerek âşık olmadır.

Ancak tek bakışla âşık olmak şaire göre kıt sabırlılığın kanıtıdır; bu durum o kişinin çabuk unutulacağının habercisi, sevgide kararsızlığın ve oynaklığın belirtisidir. Çünkü “büyüme, gelişme ne kadar hızlı ise yok oluş, bitiş de o kadar çabuk”(s:61) olacaktır. Şair bir sonraki bölümde bu tarz aşka inanamadığını ve bunun bedensel arzularla karıştığını düşündüğünü; ancak cinsel arzunun ötesine geçilir ve manevi bir birleşme meydana gelirse bunun aşk olarak değerlendirilebileceğini söyler.

Uzun Görüşmeler Sonucu Sevenler

Şairin en çok desteklediği ve kendi içinde olduğu durumun da bu olduğunu belirttiği aşk hâlidir. Bu sevgi; uzun konuşmalar, sık sık görüşmeler ve zamanla elde edilen sıcak ilgiden sonra gerçekleşen bir sevgidir. Zorlukla elde edildiği için elden çıkması da kolay olmayacaktır.

Bu kısımda dinî kitaplardan edindiği şu bilgiyi vererek aşkla bir kişiye derinden bağlanan insan karakterini açıklar:

“Azîz ve Celîl Allah ruha, Hz. Adem henüz balçık iken, Adem’in cesedi içerisine girmesini buyurdu. Ama ruh bundan ürktü, tedirgin oldu, yıkıldı âdeta. O zaman Allah ona, ‘Oraya zorla gir ve oradan zorlukla çık!’dedi… Bu türden insanlar gördüm. Kendilerinde bir tutkunun olduğunu hissedince, ya da herhangi bir dış güzelliğe eğilim gösterdiklerinde edindikleri zevke göre böyle bir tutkunun doğabileceğini sezince, hemen tüm ilişkilerini kesiyorlar. Hissettikleri duygunun daha fazla büyümemesi için artık sık sık görüşmekten kaçınıyorlar. Çünkü kendilerine egemen olamayacaklarından ve kaçınılmaz bir durumun içine düşeceklerinden korkuyorlar. Bu açıkça kanıtlıyor ki aşk, böyle karakteri olan kişilerin gönlüne çıkmamacasına girer, oraya yapışır kalır. Benzeri kişiler birbirine tutulduklarında, ne pahasına olursa olsun ona sonsuza değin bağlı kalırlar.” (s: 62)

Birini Sevdikten Sonra, Artık Asla Başka Birini Sevmeyenler

Bir kişiyi sevdikten sonra, unutma, ayrılık, ilgilerin kesilmesi veya farklı bir nedenden dolayı ilişkisi bitse de kaybolmuş sevgilisinin özlemiyle yaşayan, ölene değin bu hâli sürdüren insanlardır. Hatta bu hâl, diğer ilişkilerinde de etkili olur ve kadın olsun erkek olsun, herkesi sevgilisindeki o beğendiği özellikle yargılamaya kadar ilerler. Kısa boylu birini seven bir tanıdığının uzun boyluları güzel saymaması; genişçe ağızlı bir kıza tutulan birinin ağzı küçük olan kadınları çirkin bulması; küçüklüğünde sarışın bir kızı seven kendisinin sarışınları sevmesi… gibi.

Sözle İma Etme

Biriyle dostluk kurmanın ya da birbirini sevenlerin duygularını ifâde etmek için kullanacakları ilk yöntem ima etmektir. İma; şiir söyleme, benzetme ve istiareler yapma, dizenin anlamını esnetme, bilmece sorarak ya da nükteler yaparak gerçekleştirilir. Sözle imanın diğer çeşidi de -ancak sevgi ortaya çıktıktan sonra, sevgililer arasında- diğerlerinin anlayamayacağı, farklı anlamlar çıkarabileceği sadece sevgililerin gerçek anlamları bilebileceği imalardır.

Göz İşaretleri

Göz işaretleri de imadır ve ancak sevgililer arasındaki karşılıklı anlayış ve onaylayış belirginleştikten sonra gerçekleşir. Göz işaretleri birçok sonuca neden olabilirler. Bunlar: Ayrılık ya da birleşme, sözleşme ya da birbirlerine diş bileme, bencilleşme ya da cömertleşme, emir ya da yasaklama, güldürme ya da ağlatma, soru ya da cevap… ancak göz işaretleri sevgililer arasında anlam taşıdığı için işaretler kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Şair birkaç bakışı tanımlamış. Bunlardan birkaçı: Kaşları çatmak, yasaklama; uzun uzun bakmak, acı çekmek ve umutsuzluk; göz kapağını indirmek, o işi onaylamak…

Bu kısımda gözün algılama gücü, göz-ayna ilişkisi, göz-duyma ve koklama duyularının karşılaştırması da yapılmış, burada ünlü fizyonomi bilgini Pelemon(tez) ve Ebu İshak en-Nazm’ın öğrencisi Salih’in görüşleri(anti-tez) dile getirilerek kendi düşüncelerini açıklamıştır.

Mektuplaşma

Sevgililer tek sevgide karar kılınca mektuplaşmaya başlarlar ama mektuplaşma pek çok yıkıma da neden olabilir; yıkım, skandal gibi.

Bu mektupların en güzeli nükteli olandır ve mektubun sevgiliye varması ve okunması, âşık için büyük bir zevktir hele de mektubuna cevap gelirse bu, sevgiliyle buluşma gibi bir neşe kaynağıdır.

Aracı

Sevgililer arasında güven oluştuktan sonra aracı gönderme işi başlar ve alıcı sevginin yaşaması ya da ölmesi, âşıkların onurunu koruması ya da şereflerini iki paralık etmesi gibi bir duruma neden olabileceğinden dikkatle seçilmelidir. Bu yüzden aracı, bu işte ehil, kurnaz, işi tam olarak yerine getirecek düzeyde kabiliyetli, sır saklayan, ölçülü, ağzı sıkı, sadık, ahde vefalı, alçakgönüllü, güzel sözlü… olmalıdır. Aynı zamanda aracı, dikkat çekmeyecek ve saygınlığı olan yüksek düzeyde biri olmalıdır. Genellikle bu görev; kadın doktorlar, kan alıcılar, bohçacılar, tellâllar, berberler, ölümlerde ağlayan kadınlar, şarkıcılar, falcılar, öğrenciler, hizmetçiler, örgücüler, dokumacılar… kısaca işi gereği insanlara kolayca yaklaşabilecek insanlara verilir.

Sır Saklama

Sır saklama, ağzı sıkı olma âşığın özelliklerinden biridir. Aşkını açık etmemeye, onu dile dökmemeye çalışsa da âşık hareketlerinden ve gözlerinden onu açık eder. Ağzı sıkı olmanın nedeni toplum gözünde küçük görülmemek ve işsiz güçsüz, eli boş dolaşanlardan biri olarak görülmemek içindir. Oysa şair, bu hareketi doğru bulmaz ve kişinin haramlardan kaçındığı ve bilerek büyük bir günah işlemediği sürece aşka kendini kaptırmasının doğal olduğunu söyler. Sır saklama sadece bu durumda ortaya çıkmaz, bazen nedeni âşığın sevgiliyi koruması, onu güç durumlardan kurtarmasıdır. O zaman bu sır, yiğitlik ve aşkına bağlılık simgesidir. Bazen de aşırı hayâ sır saklama nedenidir. Bir başka durumsa, sevgilisi kendisinden uzaklaşan âşığın bunu saklamasıdır.

Sır Söyleme

Sırların söylendiği durumlar da vardır. Bunlar:

1. Sırrını açığa vuranın kendisini âşıklık süsü vermek ve kendisini öyle kabul ettirmek istemesidir. Bu kabul edilemez bir aldatmaca ve çirkin bir küstahlıktır. Âşık, sahte bir âşıktır.
2. Aşkın açığa vurulması, çoğu kez aşkın hayâya galebe çalması, aşkını ilan etme gereksinimidir. Bu noktada ağırbaşlılık yok olur ve insan kendisine hâkim olamaz. Bu aşkın son kertesidir. Ancak skandallara neden olma, değerden düşme ve insanların diline düşme sonucu vardır.
3. Âşık sevgilisinin kendini aldattığı inancına vardığında, kendisinden bıkıp usandığını ya da kendisine karşı bir soğukluk duyduğunu anladığında sırrını açıklar ki bu, öç almadır ve büyük bir utanmazlık, en kaba rezillik, en kötü akılsızlık, şuursuzluktur.
4. Sır, bazen herkese yayılan bir konuşma ya da dedikodu yüzünden de açığa çıkabilir. Bu durum da aslında âşığın işini kolaylaştırır ve onun içten içe sevinmesine neden olur.

İtaat

Sevenin sevgilisine boyun eğmesidir itaat. Karakterini, şahsiyetini sevgilisinin karakterine zorla bağlar ve karakterlerinde değişime neden olur. Hırçın, söz anlamaz, dikkafalı, inatçı, gururlu… kişilerin huylarının yumuşatır, kibirlilerin alçakgönüllü olmalarına yol açar. Âşık, sevgilinin eziyetlerine, sitemlerine, işkencelerine katlanır. Bunlar âşığın onurunu kırmaz, bu boyun eğiştir.

Kendi yaşadığı bir öyküyü anlatır burada:

Kayravanlı Ebû Abdullah Muhammed b. Küleyb çenesi düşük birisiydi; çeşitli konularda sorular sormaya çok meraklıydı. O zamanlar ben Kurtuba’da oturuyordum. Çeşitli konularda sohbet ediyorduk; aşktan söz ederken bana, “Eğer sevdiğim kişi benimle karşılaşmaktan iğreniyor ve benden kaçıyorsa, ne yapmalıyım ?” diye sordu. Ben de şöyle dedim: “Seninle karşılaşmaktan tiksinirse bile, sevgilinle karşılaşmayı deneyerek gönlünü yatıştırıp sevindirmeye zorlamalısın kendini.”

”Ben aynısını düşünmüyorum.”dedi, “tam tersine onun aşkını kendi aşkıma, onun arzusunu kendi arzuma tercih ederim. Kendim için, öleceğimi bilsem bile, sabrederim, sabredeceğim de.”

“Bense” dedim, “ancak kendi nefsim için severim onu ve sevgilinin suretinden canımın hoşlanması için, haz alması için severim. Ben kendi mantığıma uyarım; kendi ilkelerime göre davranırım…”

“İşte” dedi, “tam bir mantık zulmü. Ölümden daha güçlü olan şey bize ölümü göze aldıran şeydir; candan daha kıymetli olan, canın kendisi için feda edildiği şeydir.”

“Eğer canını feda ettiysen, onu istediğinden dolayı değil, fakat gerektiği için.” dedim. “Eğer başka türlü yapabilseydin, onu feda etmezdin. Kendi isteğinle sevgilinle karşılaşmaktan kaçındığını kabul edecek olursak o zaman kınanacak biri olursun; çünkü canına haksızlık etmiş ve bizzat kendi elinle onu öldürmüş olursun ?” O zaman bana şöyle dedi:

”Sen kıyasçı bir adamsın dedi. Aşkta kıyasa yer yoktur.”

”Bu durumda âşığın başı büyük bir derttedir” dedim.

”Aşktan daha büyük dert var mı ki ?” dedi. (s:88-89)

Bu kısımda sadece itaat’in ne olduğu değil, Hazm’ın kişiliği de yansır cümleleri ardından. Derece derece ispatını güçlendiren, soru-cevap yoluyla karşısındakine görüşünü ispat eden, mantığı güçlü, aşka dair hâllerde bile düşüncenin, sorgulamanın, analizin satırlarından sızdığı bir felsefeci olarak karşımıza çıkar. Öyle güçlü bir analizcidir ki eleştirel bakışının ardındaki neden budur. Olay ve olguları akıl süzgecinden geçirir, onları daha önceki bilgileriyle ve tecrübeleriyle analiz eder ve ardından bir senteze ulaşır ve bunu sonuna kadar savunur Hazm.

Muhâlefet

Âşığın kafasına göre hareket edip, sevgiliye istediği her şeyi yaptırması ve sevgili kızsa, sinirlense bile kendi arzularını yerine getirmesi, üzüntü, tasa ve kaygılardan uzaklaşmasıdır.

Eleştirmeci

Aşkın engellerinden biridir ve çeşitli şekillerde görülebilir. Bunları sıralarsak:

1. Samimi dosttur; isteklendiren, sakındıran, nefsi frenleyen kişidir.
2. Âşığı durmadan azarlayan ve kınayanlar.

Yardımsever Dost

Aşkta en çok arzu edilebilecek şeylerden biri, kişinin her şeyi onunla paylaştığı dosttur ki bu dostun özelliklerinden birkaçı şunlardır: Samimi, hoş sözlü, itibarlı, konuşması dokunaklı, keskin zekalı, bilgili, az muhalefet eden, yardımsever, sabırlı, ahlâkı övülen, güzel huylu, kin tutmayan, cömert, sır tutan, güvenilir, ihânet etmeyen, olgun, vefalı, inancı sağlam, dostunun acılarını dindiren…

Dost âşığın dertlerini dindiren olmak zorundadır çünkü “…acılar kalpte birikip düğümlenince, kalbi sıkıştırır. Eğer birine diliyle bir şeyler söyleyip acılarını dindirmezse, pek fazla gecikmez üzüntüden mahvolur, umutsuzluktan ölür gider.”. Bu noktada yardımseverlikte en ileri olanlar şaire göre, kadınlardır. Sır saklamada kadınlar erkeklerden daha üstündürler. Hele de yaşlılar, gençlerden daha titizdir bu noktada, şefkatlidirler, çünkü gençlerde görülebilecek kıskançlık onlarda olmaz.

Gözetleyici

Aşkın afetlerinden biridir. Gözetleyiciler de eleştiriciler gibi çeşit çeşittir:

1. Kasıtsız olarak âşığın sevgiliyle birlikte olduğu anlarda orada bulunanlardır, sevgilileri tedirgin etseler de tez ortadan kaybolurlar.
2. Âşıkların meselesinden kuşkulanıp bundan emin olmak için âşıkların her hareketini gözetleyen kişilerdir ki, tehlikeli tiplerdir.
3. Yalnızca sevgiliyi gözetleyenler ki bunların da gönüllerine girilirse çok iyi destekçi olurlar ve aşkın bekçiliğini yaparlar.
4. Vaktiyle başından aşk macerası geçiren ve zarar uğrayan gözetçiler. Bunlar da sevgiliyi korumak adına daha büyük sorunlara neden olurlar.

Jurnalci

Aşkın afetlerinden biridir ve iki tipi vardır: Birincisi, sevgililer arasında bozuşma olmasını isteyen; ikincisi ise, sevgililer arasında kopukluk oluşturup, sevgiliyi ele geçirmeyi amaçlayandır. Jurnalciler asılsız yalanlarla arayı bozmaya çalışırlar. Aşıkların sırlarını etrafa yaydığını, âşığın birden fazla sevgilisi olduğunu, sevenin sevgisinin gerçek olmadığını… etrafa yayarlar. Bu bölümde yazar nasihat verir: “Kiminle istersen arkadaş ol, ama şu üç kişiden sakın: Aptal, çünkü faydalı olayım derken sana zarar verir; kararsız, senin uzun ve sağlam dostluğun nedeniyle kendisine tam güvendiğin anda, seni ortada bırakır; ve yalancı, çünkü, senin aklının ucundan bile geçmeyecek bir tarzda, senin aleyhinde bulunacak, sana kıyacaktır; oysa sen ona en ufak güvensizlik belirtisi göstermezsin.” (s:99)

Yazar, bu kısmın ardından yalan hakkında detaylı bilgi verir, gene bu bölümü ayet, hadis, nakil, öykü ve şiirlerle destekler. Bir şiirinde şunu der:

“Serabı görünce matarasındaki suyu yere döken kişi gibi olma; böylece bomboş ve uçsuz bucaksız çölde başına belâ açarsın.” (s:102)

Kavuşma

Aşkın görünümlerinden biri olan kavuşma, büyük bir zevk, çok tatlı bir dönem, şafaktan doğan mutluluk, diriliş, yüce bir varoluş, sürekli sevinç hâli, Allah’ın büyük bir bağışıdır. Dünyanın hiçbir tadı, kavuşmanın bıraktığı etkiyi veremez. Özellikle de kavuşma uzun sürmüş ve zor gerçekleşmişse. Bu kısımdaki şiirler gerçekten göz alıcıdır.

“Kaç kez pervâne gibi aşk ateşinin çevresinde dönüp dolaştım; öyle ki sonunda o küçük kelebek gibi o ateşin içine düştüm.” (s:113)

Kaçınma

Aşkın afetlerinden biridir ve bunun da türleri vardır. İlki, bir gözetleyicinin varlığından dolayı çekinmedir. İkincisi, nazlanmadan ötürü ortaya çıkan kaçınmadır. Üçüncüsü, âşığın herhangi bir suçundan meydana gelen kaçınmadır. Eğer kınama ve kaçınma yan yana gelirse ve ciddiyse, bu, ayrılma bahanesi ve kopukluk belirtisidir. Dördüncüsü, jurnalciler nedeniyle ortaya çıkan kaçınmadır. Beşincisi, usanmadan doğan bezginlik ve bıkkınlıktan ötürü ortaya çıkan kaçınmadır. Bu kısımda ayrıca, sevmede hızlı olan, fakat sevdiklerine ve nefret ettiklerine tahammül etmeye sabırsız insanlardan bahseder. Bu tarz insanlardan uzak durmalı ve gönlü o insanla oyalamamalıdır. Altıncısı, âşığın ortaya çıkardığı kaçınmadır. Âşık sevgilisinde bir soğukluk sezer ve onun yanından hiç ayrılmayan can sıkıcı birini görürse köşeye çekilir, kalbi kırılır ve ondan kaçınır. Son olarak da, kinden dolayı meydana gelen kaçınma. Başa geldiğinde sevdiğinin sevdiği şeylere yönelerek, onun hoşlanacağı şeyleri yaparak durum düzeltilmelidir. Ancak, bunun değerini bilmeyecek biriyse, karşılık beklememelidir. Çünkü sizin güzel davranışlarınız onun gözüne çirkin gelecektir. Bu durumda da en iyisi o kişiyi unutmaya çalışmaktır.

Kasidesinde kaçınmanın yol açtığı ayrılık için şöyle der:

“Bu saat sana veda etme saati mi, bu saat kıyamet saati mi?

Bu gece senden ayrılışımın gecesi mi, bu gece diriliş gecesi mi?” (s:126)

Vefa

İnsanın aslının temiz, soyunun iyi olduğunu gösteren bir delil, güzel huy ve erdemli davranışlardan biridir. İnsandan insana değişen bir niteliktir. İnsanın niteliği için:

“İnsanın ne olduğunu ancak edimleri öğretir bize; gözümüzle, hakkında başka bilgiler araştırmamıza gerek kalmaz… Hiç zakkum ağacının üzüm verdiği ya da bal arılarının kovanlarına, acı balözü biriktirdikleri görülmüş müdür?” (s:128) şiirini söyler.

Vefa, bağlılık demektir ve bunun birinci derecesi, insanın önce kendisine bağlı olana içten bağlı olmasıdır. Bundan ancak soyu kötü, ahlâkı bozuk ve hayırdan yoksun olan kişiler uzaktır. İkinci derecesi, size hainlik edene vefakâr olmaktır. Ama bu sevgili için değil, âşık için söz konusudur. Hainliğe aynıyla karşılık vermek ayıp değilse de vefalı olmanın değeri daha yüksektir. Çünkü vefa, güçlülerin, dayanıklıların, emin akıllıların, güzel ahlâklıların, temiz niyetli kişilerin dayanabileceği bir durumdur. Vefanın en yüksek aşaması, elden geldiğince dostluk bağını koparmamaya çalışmaktır. Eğer umutsuzluk belirmiş, hınç ağır basmışsa, o kişiden kurtulmak gerekir. Hıncın giderilmesi için, geçmişin anısı anımsanmalı, geçmişe hayıflanmamalı, olup biteni ve zamanın dolduğunu unutmamak gerekir.

“Gizlenmesi gereken bir sırrı gizlemek o kadar önemli değil; asıl önemli olan birinin açığa vurduğunu gizlemektir.” der şiiriyle.

Vefanın üçüncü derecesi, tüm umutlar yittiğinde, sevgili ölse ya da dünyadan beklenmedik bir felâketle göçse bile vefakâr olmaktır.

Unutmamalıdır, vefa âşığın zorunluluğudur, sevgili âşığı reddetmekte ya da kabul etmekte özgürdür. Reddedildiği hâlde sevgili için uğraşmaya devam etmenin vefayla ilgisi yoktur.

İhanet

Vefa nasıl iyi niyetin, soylu davranışın göstergesiyse, ihanet de tam tersi kınanacak ve tiksinilecek bir sıfattır. Daha çok sevgililerde görülür. İhanet edene karşılık ihanet kınanmaz, onunki ihanet sayılmaz. Sevgiliye ait sırları söylemek de ihanet kabul edilir.

Ayrılık

Her birleşen bir gün ayrılır, her yaklaşan bir gün uzaklaşır. Bu, Allah’ın kanunlarından biridir. Öyle büyük bir felakettir ki, kardeşi ölümdür. Çeşitleri vardır: İlki geçici ayrılıktır, sevgilinin dönüşüyle âşığın derdi biter. İkincisi, âşığın sevgilisini görmeyi yasaklayanın neden olduğu ayrılıktır. Üçüncüsü, dedikoducuların dedikodusundan kaçınmak amacıyla sevgilinin istediği ayrılıktır. Dördüncüsü, birtakım nedenlerden dolayı sevenin kendiliğinden sürüklendiği ayrılıktır. Beşincisi, yolculuğun veya evlerin uzak olmasının neden olduğu ayrılıktır.

Bu bölümde vedalaşmadan da bahsedilir. İki türlüdür: Birincisi, sadece bakışlarla ve göz işaretleriyle vedalaşılır. İkincisinde ise kucaklaşma ve birbirine sarılma mümkündür.

Altıncısı, iki sevgili arasında meydana gelen darılmalardan ötürü ayrılmadır ve en elem verici olanıdır ayrılığın. Son ayrılık ise, ölümden kaynaklanan ayrılıktır ki bu, tam anlamıyla ayrılıktır. Buradan sonra yazar kaçınma ile ayrılığı karşılaştırır ve bu kısımda birbirinden güzel benzetme ve betimlemelerle konuyu detaylıca işler.

Kanaat

Âşığın aşkına yakalanışı ve aşkın etkisinde kalışı oranında kanaatin dereceleri ortaya çıkar. İlki, ziyarettir. İkincisi, sevgilinin eşyalarıyla sevinme ve ona razı olmadır. Üçüncüsü, sevgiliyi düşte görmek ya da hayâlinin selamıyla yetinmektir. Dördüncüsü, sevgilinin yaşadığı yeri izleme ya da uzaktaysa yaşadığı yerden gelen biriyle karşılaşmak da kanaattir. Şairlerin kanaat anlayışı ise, niyetlerini şiirleriyle dile dökmektir. Bu, dil üstünlüğüne dayandığı için ve çoğunlukla şairler dillerinin güzelliğini ispatlamak için şiirlerini uzatırlar ki, bu, doğru değildir. Burada kendi şiirlerini över, onlardan daha güzelini söylemek imkânsızdır, diyerek şiirlerindeki kavrayışın doruk noktasına ulaştığını ispatlamak için örnek verir ve şiirini açıklar. Altıncısı, kıskançlığın dahi ortadan kalktığı ve sevgiliyi başkalarıyla paylaşmaya rıza gösteren kanaattir ve kanaatin en çirkinidir.

Vücuddan Düşme

Bir ayrılık ya da bir nedenden dolayı aşkını gizli tutmak zorunda kalan âşık hastalığa tutulur ve yatağa düşer. Âşık eriyip tükenir, rengi sararır, aklı başından gider, zihni karışır. Aşk saplantı hâline gelirse, melankolik mizaç baskın çıkarsa, bu artık aşk değil, akıl bozukluğudur. Tek tedavi, sevgiliye kavuşmaktır.

Teselli

Her sevginin sonu ya ölümdür ya da yerine konabilecek bir tesellidir. Teselli iki türlüdür: Doğal teselli (umut) ve yapmacık teselli (sabır gösterme). Sabır göstermekle unutmak aynı şey değildir. Unutma, insanın yaratılışı, ilgisi, kabul ve reddi, aşkın kalp üzerindeki etkisinin azlığı ve çokluğu ile ilgilidir. Bıkkınlık, değişiklik isteği, başka biri için ilgisini koparma(ihanet), sevgilisini unutma ayıplanacak durumlardır. Burada üçü sevenden kaynaklanan, bıkkınlık, değişiklik isteme duygusu ve hayâ; dördü ise sevgiliden kaynaklanan, sürekli kaçınma, nefret, cefa ve ihanettir. Sekizinci ise Allah’tan gelen ölüm, ayrılık ya da sürekli ayrılığın nedeni olan umutsuzluktur.

Ölüm

Aşk insanı inceltir, onu duygusallaştırır, acıma üste çıkar ve bu, ölüme neden olur. Özellikle ölüm, kavuşulması imkânsız aşklarda karşımıza çıkar. Ölüm, sevgiliye kavuşmak için bir yoldur.

Günahın Çirkinliği

Allah insana iki karşıt mizaç vermiştir, biri iyilik önerir sadece iyi ve güzele yöneltir; diğeri sadece şehevi duyguları ister ve insanı yıkıma sürükler. Bu iki duygu sürekli olarak birbiriyle çarpışır, eğer akıl nefsi yenerse, ona üstün gelirse insan ayakta kalır, Allah’ın nuruyla aydınlanır; nefs akla egemen olursa, ileri görüşlülük, uzak görürlülük ölür, iyi ile kötü arasındaki fark ayırt edilemez. İnsan tehlikeli durumlara, derin uçurumlara, gayya kuyularına düşer, yok olur. İnsan diline, midesine ve cinsel organına dikkat etmelidir. Birbirlerinin yanında kadın ve erkekler davranışlarını değiştirir, ziynetlerini göstermeye çalışır, lüzumsuz söz ve hareketler yapar. Bu yüzden gözler harama bakmaktan korunmalıdır. Şeytana uyan çoğu nefis, zühd ve takva giysisini çıkarıp çapkın olmuş, dizginleri İblis’e bırakmıştır. Bu kısımda takvayı, emirlere uymayı, günahlardan sakınmayı uzun uzun nasihatlerle anlatır yazar.

İffet

Aşkta gözetilmesi gereken en önemli şey iffettir. Cinsel eğilimlerde kendini tutma, günahları bırakma ve fuhuştan sakınma, Allah’a asi olmama, O’nun emir ve yasaklarına uymadır iffet. İnsan nefsini frenlemeli, helal yoldan ayrılmamalı, bunun için aşkı bahane etmemelidir.

İkinci Bölüm: ENDÜLÜS EDEBİYATI ve İBN HAZM

Bu bölümde Endülüs Edebiyatı başlığı altında; Endülüs edebiyatının kuruluşu, şiiri, şiir tarzı ve şairleri hakkında bilgi verilmiştir. İbn Hazm ve Edebi Kişiliği başlığı altında da ailesi, doğumu, hayatı, edebi kişiliği, aşk anlayışı ve aşkları, eserleri, dönemin siyasal hareketleri ve dönemin bilimsel ve düşünsel hareketleri verilmiştir.

Endülüs edebiyatındaki (9.yy. – 14.yy.) şairler şunlardır: İbn Abdi Rabbih, İbn Hanî el-Endülüsî, İbn Hamdis, İbn Zeydun, İbn Kuzman, İbn Hazm, İbn Hafâce el-Endülüsî, Ebû ishâk İbrahim İbn Sehl, Ebû Hayyân el-Ceylânî, Lisânüddin bin el-Hatib

Endülüs edebiyatında Klâsik şiir tarzı, muvaşşaha, zecel kullanılmıştır. Muvaşşaha ve zecel, Kastilya halk şiirindeki villancico denilen türü doğurmuş, yeni yıl ilahi ve türkülerinde de kullanılmıştır.

İbn Hazm, 994 yılında Kurtuba sarayında doğmuştur. Ergenlik çağına kadar bu sarayda kalan Hazm, iyi bir eğitim görmüş, siyasi nedenlerden dolayı Kurtuba’yı terk edip Elmeriye’ye gitmiş, burada kaldığı dört yılın ardından Emeviler’e olan yakınlığı yüzünden hapse atılmış, birkaç ay sonra da sürgüne gönderilmiştir. Hasan el-Kasra’dan sonra Valensiya’ya gitmiş, burada IV. Abdurrahman’ın hizmetine girmiş, 1018′de siyasi mücadelelerin ardından yeniden hapse düşmüş, bir süre sonra hapisten çıkarılmıştır. Altı sene sonra Kurtuba’ya dönmüş, 1023-1024′te yedi haftalık süren bir vezirlik yapmış, tekrar hapse düşmüştür. 1027′de Şatibe’ye giden Hazm, Tavku’l Hamâme’sini burada yazmış, kendisini ilme vererek tamamen siyasetten uzaklaşmıştır. Hukuk ve ilâhiyatla uğraşan Hazm, Zâhirî ekolünün üstadı olmuş, mizacı ve bilginlere karşı koyma arzusu birçok düşman kazanmasına neden olmuş, kaleminin keskinliği onun, “Haccac’ın kılıcı, İbn Hazm’ın dili” sözü ile şöhret bulmasına neden olmuştur. Zahiriyye mezhebinin yayılması ve açıklanması için eserler kaleme almış; hukuk, hadis, metod, milletler, dinler, tarih, soybilimi, edebiyat alanlarında seksen bin yapraklı dört yüz cilt eser vermiştir. Düşmanlarının çok olması, eserlerinin gözlerinin önünde yakılmasına neden olmuş ama o, bundan yılmamış ve şunları söylemiştir:

“Kağıtları yaksanız bile, onların içeriklerini yakamayacaksınız; çünkü onlar benim kalbimdedir.

Ayaklarım nereye yönelse, onlar da benimle gelir; benimle biner, benimle iner, benimle kabre girer.” (s:257)

Şiirlerini bir divanda toplamış, genellikle kaside şeklinde yazmıştır. Şiirlerinde, tezat, benzetme, istiare, ima vb. tüm sanatları ustalıkla kullanmıştır. Secili üslûbu dikkati çeken yönüdür. Doğaçlama şiir söyleyebilen Hazm, imge ve çarpıcı tasavvurlarla coşkun bir şiir anlayışına sahiptir. Şiirlerinde derin bilgisi göze çarpar ve özellikle Kuran ve hadisler onun şiirlerinin temel aldığı iki kaynak olarak karşımıza çıkarlar.

Hazm, sevgide üç mertebeden bahsetmiş; bunu Tabiî sevgi (avamın sevgisi, bedenî sevgi), Rûhânî sevgi (sevilenin rızasını gözeten, sevilene benzemeyi esas alan sevgi), İlâhî sevgi (Allah’ın kullarına, kulların da Allah’a olan sevgisi) olarak tasnif etmiştir.

İbn Hazm, 1064 yılında Ment Lisem köyünde, ailesinin kır evinde 16 Ağustos’ta vefat etmiştir

Eserlerinden bazıları şunlardır:

Kitabü’l-fasl fi’l-milel ve ve’l-avhâi ve’n-nihâl(İslam hakkında mütâlaalar); Kitabü’l-ahlâk ve’s-siyer fî müdâvâti’n-nüfus(ahlâk); Risâle fî fadli’l-Endülüs(Endülüs edebiyatı); Kitabü’l-muhalla fi’l fıkh (Zâhiri meshebine göre fıkh bilgileri); Et-Takrîb fî hudûdi’l-kelâm(kelâm ve mantık)…

Güvercin Gerdanlığı sadece aşka bakışı değil (mecazi-hakikî) dönemini sosyal, kültürel, siyasî ve edebî yönlerden yansıtması, kadın erkek ilişkileri hakkında bilgi vermesi, farklı dalları bir araya getirmesi, Endülüs’ün geçmişle dönemindeki hayatla kurduğu ilişkiyi yansıtması açısından da önemli bir eserdir. Türk edebiyatının ilk yazılı İslâmî ürünlerinin verildiği dönemde, Hazm’ın çok yönlü bu eseri, medeniyet kültürü oluşturmuş bir dönemin ispatı anlamına da gelmektedir. Bu dönemde, sadece Hazm’ın dört yüz eseri olması bile, bunu açıkça göstermektedir. Dönemin siyasî karışıklıklarına, yönetim kavgalarına rağmen, bilim ve edebiyatın kesintisiz devam ettiği 10. ve 11.yy. Endülüs’ünü her yönden tanımak ve aşka ve kadın’a bakışını; Hazm’ın heyecanlı, polemikçi, mantığı esas alan, sanata düşkün, eleştirel… yanlarını da öğrenebilmek için Güvercin Gerdanlığı mutlaka okunması gereken bir eserdir.

[1] Güvercin gerdanlığı, İbn Hazm, çev: Mahmut Kanık, İnsan Yayınları, İstanbul, 17.baskı,2011.

Güvercin Gerdanlığı

Aşk bizzat ruhta oluşan bir şeydir. Kimi zaman olur ki gerçekten aşkın nedeni dışarıdan bir neden olur. Ama o zaman nedeni yitince, aşk da biter ve yiter. Öyleyse siz herhangi bir nedenden dolayı seviliyorsanız, bu neden ortadan yok olunca, sizden kolaylıkla yüz çevrilecek ve artık sevilmeyeceksiniz.” (s:39/40)

“…ruh güzel olan her şeye hemen tutulur; güzel ve hoş motiflere karşı bir eğilim gösterir. Güzel bir şey gördüğünde hemencecik ona bağlanır; biçimin ötesinde, kendisiyle uyuşan bir çizgi ayrımsarsa, işte o zaman birleşme meydana gelir. Gerçek aşk da budur zaten. Şayet, görünenin ötesinde kendisiyle uyuşabilen en ufak bir nitelik göremezse, sevgisi bu dış biçimden ileriye geçmez. Sadece bedensel bir arzu olarak kalır. ” (s:43)

“…aşk göz açtırmayan bir derttir. Bu derdin ilâcı, acısıyla orantılı olmasıdır. Bu öyle bir hastalıktır ki, hasta zevk alır. Öyle bir acıdır ki dert sahibi arzu eder. Bu derde kim uğrarsa artık iyileşmek istemez. Acı çeken ise, bu acıdan kurtulmayı dilemez. Aşk insana, vaktiyle iğrendiği şeyleri süslü püslü gösterir. Kendisine zor gibi gözüken şeyleri kolay gösterir. Doğuştan olan huyları ve doğal eğilimleri değiştirecek kadar ileri gider.”(s:45)

Aşkın Belirtileri

Aşkın belirtilerini maddelersek şunlarla karşılaşırız:

1. Sevgiliyi derinden derine seyre dalmak.
2. Sevdiği nesneden başkasına söyleyemeyecek şeylere sahip olmak.
Bu kısımda aşkın belirtilerini açar şair: Sevgilinin sözünü can kulağıyla dinlemek, ileri sürdüğü şeylerden dolayı hayret etmek, bütünüyle saçma sapan konuşsa, yalan söylese bile ona hak vermek, haksız olduğu anlarda dahi onu doğrulamak, büyük haksızlıklar karşısında bile ona tanıklık etmek, ne yaparsa yapsın, ne ederse etsin bütünüyle onu izlemek, sevgilinin bulunduğu yere gitmekte ivedilik etmek, onunla oturmanın yollarını aramak, ona yakın olmaya çalışmak, onu bırakmasını gerektiren her türlü uğraşıdan kurtulmaya çalışmak…
3. O zamana kadar başkalarına vermekten kaçındığı malının tümünü bir anda dağıtmaya başlamak.
4. Sevgiliyle dar yerde buluşmadan haz duymak, geniş ve açık yerde buluşmadan canı sıkılmak.
5. Önemsiz nedenlerden dolayı birbirinden kaçmak, konuşmalarında bilerek ve isteyerek zıtlaşmak. (Bunun sebebini şair, birinin öteki hakkında neler düşündüğünü öğrenmeye çalışma olarak belirtmiştir.)
6. Sevdiğinin adını kendi kendine tekrarlamaktan hoşlanmak.
7. İştahla yemek yerken sevgilisinin hatırına gelmesiyle iştahtan kesilmek, yemek yiyememek.
8. Yalnızlığı sevmek, inzivaya çekilmenin yollarını aramak, zayıflamak.
9. Uykusuzluk çekmek.
10. Sevgiliyle karşılaşmayı umduğu bir anda beklenmedik engel çıkmasından korkmak ve iki sevgilinin birbirine karşı yakınmaları sonucu ortaya çıkan durumun yarattığı kaygıyı yaşamak.
11. Sevgili kendisinden yüz çevirdiğinde büyük bir sıkıntı yaşamak.
12. Sevgilinin ailesine, yakınlarına ve çevresine bazen kendi ailesinden fazla ilgi ve yakınlık duymak.
13. Gözyaşı dökmek.
14. Sevgiliye olan ilgi; önemli-önemsiz hiçbir şeyi gözden kaçırmamak, onun bütün hareketlerini izlemek.

“…zihni görmediği bir varlığın tutkusuyla meşgul olan bir kişi, düşünceleriyle baş başa kaldığında, kafasında hayâlinden doğan bir biçimi ve gönlünde beliren bir nesneyi canlandıracaktır. Düşüncelerinden başka bir şey tasarlayamaz. Hayali durmadan oraya yönelir. Şayet bir gün gerçekten sevdiği nesneyi görecek olursa, o zaman iki durum ortaya çıkabilir: aşkı ya artar, çoğalır ya da büsbütün yok olur.” (s:57)

“Azîz ve Celîl Allah ruha, Hz. Adem henüz balçık iken, Adem’in cesedi içerisine girmesini buyurdu. Ama ruh bundan ürktü, tedirgin oldu, yıkıldı âdeta. O zaman Allah ona, ‘Oraya zorla gir ve oradan zorlukla çık!’dedi… Bu türden insanlar gördüm. Kendilerinde bir tutkunun olduğunu hissedince, ya da herhangi bir dış güzelliğe eğilim gösterdiklerinde edindikleri zevke göre böyle bir tutkunun doğabileceğini sezince, hemen tüm ilişkilerini kesiyorlar. Hissettikleri duygunun daha fazla büyümemesi için artık sık sık görüşmekten kaçınıyorlar. Çünkü kendilerine egemen olamayacaklarından ve kaçınılmaz bir durumun içine düşeceklerinden korkuyorlar. Bu açıkça kanıtlıyor ki aşk, böyle karakteri olan kişilerin gönlüne çıkmamacasına girer, oraya yapışır kalır. Benzeri kişiler birbirine tutulduklarında, ne pahasına olursa olsun ona sonsuza değin bağlı kalırlar.” (s: 62)

”Ben aynısını düşünmüyorum.”dedi, “tam tersine onun aşkını kendi aşkıma, onun arzusunu kendi arzuma tercih ederim. Kendim için, öleceğimi bilsem bile, sabrederim, sabredeceğim de.”

“Bense” dedim, “ancak kendi nefsim için severim onu ve sevgilinin suretinden canımın hoşlanması için, haz alması için severim. Ben kendi mantığıma uyarım; kendi ilkelerime göre davranırım…”

“İşte” dedi, “tam bir mantık zulmü. Ölümden daha güçlü olan şey bize ölümü göze aldıran şeydir; candan daha kıymetli olan, canın kendisi için feda edildiği şeydir.”

“Eğer canını feda ettiysen, onu istediğinden dolayı değil, fakat gerektiği için.” dedim. “Eğer başka türlü yapabilseydin, onu feda etmezdin. Kendi isteğinle sevgilinle karşılaşmaktan kaçındığını kabul edecek olursak o zaman kınanacak biri olursun; çünkü canına haksızlık etmiş ve bizzat kendi elinle onu öldürmüş olursun ?” O zaman bana şöyle dedi:

”Sen kıyasçı bir adamsın dedi. Aşkta kıyasa yer yoktur.”

”Bu durumda âşığın başı büyük bir derttedir” dedim.

”Aşktan daha büyük dert var mı ki ?” dedi. (s:88-89)

“Kiminle istersen arkadaş ol, ama şu üç kişiden sakın: Aptal, çünkü faydalı olayım derken sana zarar verir; kararsız, senin uzun ve sağlam dostluğun nedeniyle kendisine tam güvendiğin anda, seni ortada bırakır; ve yalancı, çünkü, senin aklının ucundan bile geçmeyecek bir tarzda, senin aleyhinde bulunacak, sana kıyacaktır; oysa sen ona en ufak güvensizlik belirtisi göstermezsin.” (s:99)

“Serabı görünce matarasındaki suyu yere döken kişi gibi olma; böylece bomboş ve uçsuz bucaksız çölde başına belâ açarsın.” (s:102)

“Kaç kez pervâne gibi aşk ateşinin çevresinde dönüp dolaştım; öyle ki sonunda o küçük kelebek gibi o ateşin içine düştüm.” (s:113)

“Bu saat sana veda etme saati mi, bu saat kıyamet saati mi?
Bu gece senden ayrılışımın gecesi mi, bu gece diriliş gecesi mi?” (s:126)

“İnsanın ne olduğunu ancak edimleri öğretir bize; gözümüzle, hakkında başka bilgiler araştırmamıza gerek kalmaz… Hiç zakkum ağacının üzüm verdiği ya da bal arılarının kovanlarına, acı balözü biriktirdikleri görülmüş müdür?” (s:128)

Ayrılık

Her birleşen bir gün ayrılır, her yaklaşan bir gün uzaklaşır. Bu, Allah’ın kanunlarından biridir. Öyle büyük bir felakettir ki, kardeşi ölümdür. Çeşitleri vardır: İlki geçici ayrılıktır, sevgilinin dönüşüyle âşığın derdi biter. İkincisi, âşığın sevgilisini görmeyi yasaklayanın neden olduğu ayrılıktır. Üçüncüsü, dedikoducuların dedikodusundan kaçınmak amacıyla sevgilinin istediği ayrılıktır. Dördüncüsü, birtakım nedenlerden dolayı sevenin kendiliğinden sürüklendiği ayrılıktır. Beşincisi, yolculuğun veya evlerin uzak olmasının neden olduğu ayrılıktır.

Bu bölümde vedalaşmadan da bahsedilir. İki türlüdür: Birincisi, sadece bakışlarla ve göz işaretleriyle vedalaşılır. İkincisinde ise kucaklaşma ve birbirine sarılma mümkündür.

Altıncısı, iki sevgili arasında meydana gelen darılmalardan ötürü ayrılmadır ve en elem verici olanıdır ayrılığın. Son ayrılık ise, ölümden kaynaklanan ayrılıktır ki bu, tam anlamıyla ayrılıktır.

Güvercin Gerdanlığı Blog Arşivim

Blogda bugüne kadar paylaştıklarımı pdf e dönüştürüp herkesin ulaşabileceği şekilde google drive’a yükledim. Ortaya 13150 sayfalık bir e-kitap çıktı. Arzu edenler aşağıdaki linkten bilgisayarlarına indirebilirler. Bu çalışmanın 4 yılın emeği olduğunu söylediğimde Güneş Hanım, “Hayır bunlar bir ömür biriktirdiklerin” diye düzeltti. Haklıydı. İlk yirmili yaşlarımın başında başladım beğendiklerimi veya altını çizdiğim satırları derlemeye. O zamanlar -şimdiki teknolojik imkanlar olmadığından- üşenmez daktilo eder, sonra da bunları tek nüsha kitap şeklini vermeye çalışırdım. Her ne kadar kişisel küçük anekdotlar bulunsa da paylaştıklarımın kaynağını belirtmeye ve aslına uygun paylaşmaya özen gösterdim. Umarım edebiyatla ilgilenenler istifade eder. Keyifli okumalar.

İndirme linki:
https://drive.google.com/file/d/0B7qBZYNqtrrrTzZMQzFqT3VRcE0/view?usp=sharing

Güvenli Bölge


Boşversene biz aşık olmayalım birbirimize.
Olvido
Heykel
günahlar da dönüyor tövbe edildikleri yere
Ayrılık Sevdaya Dahil
Gözlüklü Şiir
Yarın Güzeldir
Fulyaların mevsimi geldi geçiyor
En çok, gözlerinden korkuyorum senin..
Bir Nokta Hem Hiç Hem Dünya
Gercekten diyaloglar
Ah Fulya
Resulullahla Benim Aramdaki Farklar
Taş Parçaları
Bahçeye Acıyorum
O Kara Kırlangıçlar Dönecek
Yine Seninle Kundakladım Sensizliğimi
Alengirli Şiir
yazma.. o zaman bekliyor insan
Ağaran Bir Suyum
Soğuk Mevsimin Başlangıcına İnanalım
Satranç Dersleri
Yenilgi
anne beni merak et
kanat çırpı(nı)şlarıdır ; adı AŞK…
Unutmak Azize
Açıkla beni kardeşim
Sormuyorsun ama iyi değilim ben
Kalbim, Kovulmuşlar Bahçesi
Gitme demiyorum, hobi olarak gene git
Ayrılık
Nargile
Kocaman Bir Çocuğu Öpüyorsun
Ömür Hanım’la Güz Konuşmaları
Merak Kediyi Öldürür
Yedi Beyaz Güvercin
Sen türkü yak ben mermi
Yaşamak
Son Bir Kez
Uyku Kardeşim – Fikret Kızılok
Hiç Sevmedim (Neslihan)
Sardunyanın Yazgısı



Sezilmemiş Aşka Gazel
Değirmen
Seni Bırakıyorum
Çocukların uçurtmalarına benziyorsun
Rahatı Kaçan Ağaç
İş Olsun Diye
Üç Kez Seni Seviyorum Diye Uyandım
Ayrığın Yüreği
Yalnızca Kanatlarına Güven
Seni Düşündüğüm Türkü?
Bana Yalan Söylediler Issız Adam
Öyle Yukarıdan Değil
Saklı Ceylan
Taktik ve Strateji
İletişim
Tango
Oysa aşk, biz kadınlar için, hayatın kendisidir
Ben Yokum
Çöller
Asla Uğraşma Aşkını Anlatmaya
Bu Gece En Hüzünlü Şiiri Yazabilirim
Duyumsadığım Her Şeye
Yalnız
Çiçeğimde Gizliyorum Kendimi
Elveda
Kalbim Unutacağız Onu
Reading Zindanı Baladı
Senin Bir Ceylan Gibi O Mahsun Bakışını
Bir Zamanlar Ve Şimdi
Kaldırım Çiçeği
Ölüm Gelecek Ve Senin Gözlerine Bakacak
Bilmiyorum, Yaşamakta mısın Öldün mü?
Yalnızlık
Duyum
Yürek Müzikali
Yalnız İnsan
Kimsesiz Akşam
Kimbilir Kaç Kişi Sevdi Seni
Seviyordum Sizi
Örtü
Güvercin Gerdanlığı
Tanrım ! müsait bir yerde inebililir miyim artık ?
Ayrılık Şiiri
Ölüme Dair Konuşmalar
Ben Senden Ölürdüm
Kışın Bana Yaptıkları…
Tuttum, Sevdim
eğer bir gün susarsam
Yabancıların en yakınıydın sen!
Sizi Sevmekte Ölüyorum
Nilgün’ün Göztaşı
Lali Berte’ye Mektuplar
“Aşk mı? Sık sık yaparım ama hiç sözünü etmem.”
adım atıyorum
Yalnızlığın Hüznü
Çocukların Ağıdı
Mırıldandığım Şeylersin
Baran
açık açık çağırır aşkını
üzüntülüydüm
Sustu
Dinle Azize
seni çok özlüyorum, elan…
Düşlerimin ‘’Bozkır tenli’’ adamına
Gidişlerin Güneşi Olmaz
Canımı yaktığın kadar büyüdüm
Seni çok özleyeceğim gülüş. M. Çolak
Kim biriktirdi
Çözülmüş Bir Sırrın Üzüntüsü
Sokakta Giderken
Kelimeler… Kelimeler…
Miras
Sana Bakmak
Kadın ve Nehir
Gözlerinin mavi limanında
Gittin ve kent üzerime yağdı
Sırası Gelince
Veda
İkincinin Gecesi
Sevgilerde
Kalp Zamanı
Gizli Sevda
Geçen Zaman
Sevgilisi Dahil
Gitme Kal
Ne
Herkes Biliyor
Ayrılıkta Söylenmiş Bir Yaz Türküsü
Ağacın İkindi Türküsü
Marifet
Çakıl
Bu Aşk, Bu Şehir, Bu Keder
Bir Eflatun Ölüm
Gezginin Üç Tılsımı
Annesi Yok Akşamın
Nereye gidersek gidelim
İçinden doğru sevdim seni
Kalbine Gel!
En Çok Ona Sarılmışım Hayatta
Karıma


Baba Beni İşitiyor musun?
Eğer Beni Unutmak İstiyorsan
Hayat Güzel
Rüya İçinde Rüya
Mutlu Sevgili
Uzak Sevgililer
bira ve kahve
O Geçilmemiş Yollardan Geçti
Bende İnsandım Azize
Terkedilmek
Hep ‘Gelirim’ der
Yakınmam
yatağında yalnız mısın?
Tam aklımdan geçiyordun ki
Aşkımızı ele vereceksin
Arkadaşım Badem Ağacı
Bir Karşılaşma Düşünün
İsimsiz
Bekle Dedi
Bu Sevgidir
Seni Saklayacağım
Gidiyorum/kendime
Düş(me) ler../..aşk bitti
Göçmen çiçek
Çözemediğim
Buluşma
Bir resim olarak
Bir kadeh rakı
Akşam güneşi
Çaya Methiye
Mırıldanmalar
Giderken Söylenmiştir
Yüzler Ve Sözler
Aşk ve Aşık
Allah’ım Bu Vuslatı Hicran Etme
Öyle Bir Yere Gittin ki Bu Sefer
Sen Ben misin Bilmiyorum
Divan-ı Kebir
Yaşlıların Cilvesi
Ben Tıpatıp Sana Benzerim
Irmağa Dökülürken…
Yazılmaması Gereken Şeyler
Anneler ve Çocuklar
Fanus
Gökyüzü, Uçurtmasıdır Tanrının
Sıcak Kan
Misafir
Ve İşte Elveda
Gezi Adası
Arz-ı Hal
Mezarlık
Yalnızlık
Bölünmeyen Bir Sessizlik İçinde
Dünyanın En Kısa, En Hüzünlü Aşk Hikayesi
Şiir ve Ahmaklar
Her Zaman Böyle Olmayabilir (it may not always be …
Bu Çıkmazda
Karagün Dostu
ne tuhaf değil mi
Son taşı günahı olmayan atsın Azize
Biraz Bahar Gerekiyor Allahım
Bir Günün Dökümü
ağır kesik
Kabuk
ağlayan harfler masalı
Manolya
Cin Masalı
Öyle Bir Gitmek
Faktöriyel
Kır Çiçekleri
Gülce
Sana, Bana, Vatanıma, Ülkemin İnsanlarına Dair
Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine -2
Bir Delinin Mal Beyanı
Yalnız Adam
Marguez’den Yaşam İçin 13 İfade
Rüknettin’in Kalbi İçin Kehanetler
Kalabalık bu aralar gönül ülkem
Ses (İm) Duvardan Düştü… /… Kaldırın
Yokluğunda her şey kokusunu kaybediyor.
Dilimde ay tutuldu…/…dilsizim
Unutuyorum Sensizliğe Alıştığımı
Savrulan Külleri Ömrümüzün
Bazen insan öyle bir özlenir ki
Olric
Piramit
Herkesin İki Meleği Vardır…
İçimde seni saklamaktan öyle yoruldum
B’ekliyorum gün-be-gün..
Dar Alanda Kısa Paslaşmalar
Bir tek varlık, binlerce terk edişi karşılamaya yetiyor
Hasretinden Prangalar Eskittim
Gül Şiir
Muleta
Zamansız Gül
Artık Kullanamam Seni
İntihar
Vasiyet
Son Anda
Küpe Destanı


Tarih Bitti
Çiçeksiz Koku
Yoldaki Yalnız Kadın
Eskisi Kadar Özlemiyorum Seni
Ölüm Risalesi
Yaşım İlerledikçe
Ey Hayat
Aşkın Bilançosu
İkinin Şiiri
Mavi Maviydi Gökyüzü
Bir Adın Kalmalı
Ders alınmıştı aşk konusunda
Aşk Zamanları
Sis Oldu Şarkılar
İntizar
Kar Sesi
Ey Sevgili Yar!
Yüreği Gerilmiş Delinin İpinin Çekilmesini Anlatır…
Düz Bir Aşk Şiiri
Z’ORDA ÇOK KALIRSAM,ÖLÜRÜM
Sen Yokken
Aşklama
Öyle Bir Hayat Yaşıyorum ki
Menekşe
Kalbimin Derinlerinden
Aynı Yalınlıkla Ölmek İsterim
Özü Geçici Olan Güzeldir Gerçekten
Aşka Çağrı
İnsanların Yakınlığında Gizemli Bir Çizgi Var
Son Karşılaşmanın Şarkısı
Kuğular mı Salmamıştı…
denizin eli
ilk mektup
türkçe sözlü hafif bir acı verebilirim sana
Alla’Sen Söyle Nedir Aşkın Aslı Astarı!
Andre Breton’a Mezar Taşı
Yıldızların Efendisi Ömer Hayyam’dan Rubailer
Seni Seviyorum
Aşkın Paradoksları
5. Şarkı
Paranoya Kırlangıcım Paranoya
Helen’e Yeni Sone
Gidiyoruz, Tozlanmış Yüreklerimizle
Auschwitz’den Sonra
Yanan Yüz
Sevgili Yakınlığı
Ruhumun Oğlu
Yabancıyı Tanımıyorum
Zamanın Gözü
Ağlayış
Genç Kızın Yakınışı
Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum,
Sessiz Şehir
Veda Şiiri
Konuşsam Sessizlik Sussam Ayrılık
Gidersen Yıkılır Bu Kent
Bekle Beni
Yol İkiye Ayrıldı
Bakışını İçimde Saklıyorum
Bulantı mı Ölüm müdür Bu Yaklaşan?
Meftun
Mürekkep Balığı Kemikleri
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Güneşin Serinliği Altında Söylenenlerden Berceste-…
Matilde’ye Sone
Bir Sırrım Yok
Rakı ve Kadın
Buğulu sözlere övgü
Sus Yoksa Vururlar Bizi
Senfoni
Giyotinsiz Karanfillere Ağıt
en ağır yük yalnızlığım
Bedelli İyilik
Eylül
Geç geldin ey Musa
Çekmece
Büyümüş bir kız çocuğu
Frida Kahlo: Aşk ve Acı
Baba-Kız Diyalogları (Ekşisözlük)
Baba-Kız Diyalogları (Ekşisözlük)
Dumurlar
Başkalarının Acısına Bakmak
Yarın Erkenden
Kabuk Adam
Lilith’in Çocukları
Kalanlar
Baba-Kız Diyalogları (Ekşisözlük)
senin de mazin var mı
SUSMA
sen masal söyle


Aşk Şiiri
Ateşte Unutulmuş Ferman
Sitem
yalnızım, yalnızsın, yalnızız
bilmez miyim hiç
Başkasının Kuğusu
Bir Çocuğa Layık Olmak
Nezaket Kuralı
Ne İstiyorsan O
yenilgi günlüğü
bir yılın en soğuk akşamında aşk övgüsü
Cem Gibi
üzgün kediler gazeli
Orda Kaldım
Yoksul Yokuşu
İlik
Gelincikler
Kaç Kişiydik
Ödünç Gece
Umutsuz Bir Şarkı
Güneşin Altında Ölmek
Ev: Yalnızlık Senfonisi
Kadınlar Çıkmazı
Hani Kurşun Sıksan Geçmez Geceden
Bilmiyorum Nerdeyim
Gökten Şiir Dökülür
Düşünceler
Aşk Onarır
Teşekkür Sana
Su
Yağmurdan Sonra
Büyüteçle Kağıt Yakan Çocuklar
Hayal
Denizler geçiyor içimden
3. Cemre
Sizden Saklı
Şimdi Gel
Böyle Başlar Sevişmek
Sevmeye Başlayınca Birini
Çiçeğin açması da bir tür şiir belki. Bilmiyorum…..
Mıknatıssız Pusula
Beş Kuruşa Aşk Şarkıları
Erken sonbahar ve Seyhan Erözçelik
Hatırlatan
Şişedeki
Gizli Oda
Aşk Sarkacı
Orada Duran
Gül Artık
Bak Fena Olur
Saçıma Dokunma
Delikanlıya İkinci Türkü
Birbirine Karışsın Diye Saçlarımız
Uzak
Bu Aşk Şiri ‘Sana’
Ali’ye
Özlem
Yıldönümü
Kar Taneleri
Aynı Evde İki Yalnız
Selam Olsun Bahçeye
kırkbinçiçek
İnsanlık Eğrisi
Herhangibirine Çağrı
Ağlamak
Tekfurun Kızı
Balçığın Bileşimi
Bir El Son Bir Kez Uzanırsa
Bir Tereddüdün Şiiri
Güneş Çaldı Kapımı
Bir Eflatun Menekşe
Bir Eflatun Aşk
Dağılan Gül
Lokman Hekimin Sev Dediği
İnce Elek
Gelecek Günlerdir Beni Yoran
Hak olur pir-i mungan, sohbet-i hemdem de geçer
Sonludur Aşk da
Geçmiş Zaman Olur ki
İçini İçime Döken Dil
Bu Mektup Sende Dursun
anlıklar
jospi
gidiyorsun
Sorularla
Lokantadaki Kadın
Yalnızlığa Çağrı
Gözdeki
Resim
İhtiyaç
Görü
Nakış
Beklenen
Yanık
Korku
Kanla Kirlenmiş Evrak
Yirmialtılar Baladı
Ben Doğmadan Önce
Bizim Şarkımız
Ayrılanlar


İnsaf Kelimeleri
Taşlanmaksızın Ayrılmak
Dilenci
Elifbamdan Arta Kalan
Gün Batar Kuşlar Döner
Acı
Ağlamak bir şey değil
Hiç Kimse Beni Beklemiyor
Kundak
Gözlerimi kim kapayacak?
Bu ne biçim sonbahar
Düş ve Şiir
Gelincik
Bülbül
Gül Alışverişi
Göl
Geceyi Kaldır Omuzlarımdan
Yüreğimin Hava Raporu
Ben kafiye düşünüyorum…
Herkese Benden
Yanılsamalar
Mathilda F
Ana’tomi
sana bir güzel öleyim bana bir güzel ağla
He Shot Me Down Bang Bang
Dingilizce Gibiyim, Anlıyorum ama Konuşamıyorum
Adam Olmak
Usta İki Çay; Biri Açık Olsun
Gönlü Kırık Harami
Zaten
Dudak Gazeli
Telezaman
Kriz Zamanında Naat
Elveda
Ben Karnında Annemin
Hurûfî
Ey sevgili…
Bir Kuşun Resmini Yapmak İçin
Bir Kadını Beklemek
Lepra
Ağlamaklı Olacak Herşey
Son Ağaç
Envanter
Hayata Cevap
İç Nefes
Kılıcım, Çekicim, İnce Gül Dalım
Güneş Çiçeği
Beni Yanlışsız Sakla
Aç Kollarını
Dönemeç
Ayrılık
Aşk
Daralan Vakitler
Çölde Gizli Bezginler
Çiçek Sapını Kalbine Soktu
Yarın Seni Benden Soracaklar
Masal
beş vakit / sabah
Üveyka
Bir Göl Nasıl Uyandırılır
Baba Gitme
bizden başkası bilmeyecek bizi…
hepsi bu
Üvercinka
Üstü Kalsın
Güzelleme
Yüreğime Veda Ediyorum
Keşke
Aynı Lambalar
Beni Güzel Hatırla
Yaralar
Burdayım Sözümde
Tören Giysileri
Rüzgârı Acıtan Doğu
Yalnız Bir Opera
Yaş
Koma Azad – Muhtace Te Me
Yalnızlık
Destansı Öykü’den
Şaşırtıcı Karşılaşma
Mavi Gözlü Dev
Dünyanın Bütün Çiçekleri
Sevgilim Ben Şimdi
Banko
Aynalar Ve Zaman
Kendini Aramak
Yoldaki Yalnız Kadın
Son Aşk
Saim Bey’in Gazeli (II)
Non Dolet
Kırgınlık Şiiri
Uzlet Köşesi
Yıkıntı Ve Çöküntüyü Yaşamak
Zaman O’na yıl yazmamış…
Olvido
Kadınlara Dair
Kara Sevda
Aşk Fesleğen Kokar
Yağmurda
Kuş Bakış


Beni Anlamayışına
Söz uzar, kesmek gerektir vesselam…
Diriliş Saati
Yanmaktayım
Karamela
Bu Gemi Ne Zamandır Burada
Son Kuşlar
Bir İnsanın Asılırken Tekmelediği Boşluk
İnsandan Bir Uçurum
Giderken İçimden Geçeceksin
Kim Özlerdi Avuç İçlerinin Kokusunu
Çıplak
Kar Altında Hüzün Denemesi
Bulmak
Öğrendim Ki…
Sonbahar
Duracaksın
Monna Rosa
Veda
Yeniden
Muhabbettir
Yaşıyorum Demek
Baba, Anneme İyi Bak!…
Geceboyu Seni Anımsadım
Metruk Şiir
Selam Oza
Gel Zoya
YAĞMUR İÇ, GÜNEŞ ISIR, AY ÇİĞNE
Kıyısız Bir Deniz
Yolculuk İyidir
Ah!
Bahar Hanım
Üzgün Mektup
Islık ve Uçurum
Sevdanın Son Kerem’i
Otobiyografi
Aşk Kocaman Bir Kent
Lilâ
Ay Valsi
Sestiniz Sesi Gördüm
BAŞKALARININ TOPRAĞINA KÖK SALAN AĞACA, DALLARINA …
KARDAN ADAM VE KARLAR ERİDİĞİNDE DONMUŞ BULUNACAK …
Koro Her Zaman Haklıdır
Düşler Bir Ses Bulur Bende
Karşılığını Bulamamış Sorular İçin
Asya İçin Henüz Vakit Var
Şiir Okuyan Kızlar
Angela
Sır Meseli
Füg Çiçekleri
Çünkü Biz En Çok Aşkı Sustuk
Gidiyorum. Beni Affetme
İlle düşünce
Saatler Geyikler
pirinç
Y-Faktörü
Garip Kuşun Yuvası
Kaldırım Mühendisi
Elsaya şiirler
Astar
Gittin Ya
Kandırmak İstemem Kendi Kendimi
Ve Hüznüm Doğduğunda…
Tayfalar
Ah’lar Ağacı
Piyano Soloları
Bölünmeler
Çığlık
Ölü Bir Deniz Yıldızı
Yabani
Kalbini ferah tut
yazgı’ya dair…
Son
Kendi Kalbinin Tanrısı
“Ha yanıp söndü ha yanıp sönmedi bir ateşböceği”
Yol
Yiğidi Gül Ağlatır
Su
Davet
Sahilde Kafka
Erkek Şairler Kurtarmak Deyince
Piasora II
Üç Ve
Çamur Etkinliği
Ben Ölmedim Diyorum
Sol yanım çok acıyor anne
Yeni Bir Koltuğun Döşemelerini Sökerim
Folie à Deux’un Müslüman Oluşu
Gereğinden Fazla Satırla Şiir
Kadınlara Masallar
Bıraktığın Yerden Allahu Ekber
Ceviz Mevsimi
Kötüler Hep Kazanır
Oxymoron
Uzak Fesleğen
Tarih Beni Çağırıyor Sevgilim
Âmin
Bir İmkan Olarak Yalnızlık
Zarif Efendim, Buğular Girdi Aramıza
The Cranberries – Zombie


Dizeleriyle beni süsleyen bütün şairlere
Yüzük
Masal
Güzellik
Anılarla Yüklü
Ekmek Arası Patates
Kalabalık
Bir Aşkın Başlaması
Yanıma yakışır mıydın? Bilmiyorum
Elimden Gelen Bu
Karakamu
Üçkağıtçı Şaman
Son Kitabı Gelmiştir
Kiraz Devşirmeye Gitmiştin Hani
Aşk
Öyle Böyle Değil
Yangın Yer Yer Devam Ediyordu…
Kadın
Adam
Her Şiirin Uyaksızı
Taşa Sarılmış Şiir
Şikayetler Gazeli
Kuşbakışı
Maske
Nereye Kadar Gençsiniz
Zulümler yağmur gibi yağmaya başladığında
Buda’nın Yanan Ev Kıssası
Bende Öyle
Aşığa Bağdat Sorulur
Yüreğindeki Kırışıklıklar
Karşı Bahar
Bir Şey Söyle
Sevgilim, Sözcükler ve Sonsuzluk
John Ashbery’ye
İki Gövde
Şimdi bir dilek hakkım olsa
Düş Oyunu
Alacakaranlığın Sesleri
Anneme Okunmasın Lütfen
Şiddetli Geçimsizlik
Sıfır Kalibrede Ölüm
Şiirin Üç Kuralı
Yeşil Yağmur
Felaketlere Gülecek Kadar
Saçların İsyan
Konuş(ma)…
Zarafet
Kalıbını Secdeye, Kalbini Kıbleye Bırak
Aslında seni çok özledim
Niçin Ağlıyorsun, Mutlu Değil Miyiz?
Aşırı Hız ve Dikkatsizlik..
zorluk derecesi
Tahrik
Onbinküsürüncükez
Ölüm Yıllar Önce
Unutulan Gömlek
Sana Bakmanın Tarihi
İpine Küsen Mandal
Bir Kipriğin Bile Değmedi Tenime
Çırpınıp içinde döndüğüm deniz
Siste
Aşk Yorgunu
Bilir Misin Bunu Da?
Rica
Mutluluk
Bir Ayrılış Hikayesi
Hüzün Uçurumları
Adsız Gazel
Boşluklu Yaşamak
Birazdan Gün Doğacak
Ölünün Kıyıları
Şehrin Ölümü
ve bir haber, yoldaki
Rilalizar`a mektup bile değil
Varlığa Ve Yokluğa
Mavilikler Ülkesi
Rengarenk Bir İstanbul Akşamıydı Yüzün
Uyanış
Aldı Beliğ
M
Ara Sıra
Surkontr
Hiç
Biz Sizinle Ne Kadar Güzeldik
Allah Aşkına Kalbim
bu ara
Erkek Aşk Kadın
Afife
Yasemin Senfonisi
Yalancı Kehribar
Aşk Batımı
Hakir
Özgürlüğe Doğru
Düş
yusuf ile zeliha
Yenik Bir Aşk Öyküsü
Yoruldum Yokuşu
Aşkın Serinliğinde Boğ Beni
Parça Tesirli
Nilüfer Vakti


Kitabevinde 1 liraya satmaya çalıştığımız kitaptan…
Üç Frenk Havası
Esenlik Bildirisi
İÇİMDEN ŞU ZALİM ŞÜPHEYİ KALDIR/YA SEN GEL YA BENİ…
Jose
YAŞA ve YAŞAT
neşe ve adalet
Veni, Vidi, Vixi
Ağartı
Buluşmak Üzere
Beşikteki Kedi
Sarı Lira Gibi Ömrümüz
Perîşân-hâlün oldum sormadun hâl-i perîşânum (Mura…
Ezel kâtipleri uşşâk bahtın kare yazmışlar
Dost bî-pervâ felek bî-rahm ü devran bî-sükûn
Batalı kana ohun dîde-i giryân içre
Aşka Sevdalanma
Mutlu Bir Hayat
Şiir Sanatı
Mirabeau Köprüsü
Geçmiş Ola
Şiir Sanatı
Aşıkane
Kara Şarkı
Ayda’ya Dört Şarkı
Ölüm Bir Skandal
1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin
Taşlı Yol
Yıldızlar
Gidiş
Gece Bitti
Çok Ender
SUNU
Düşlerde Fener Olmak
Tanrının Antonıus’u Bırakmasıdır
Kaleler
Sabah Erkenden
Gidiş ve Ayrılık
Uzaklarda
Düello ve Ölüm
Kaygısızca Uykuya Dalıyoruz Aşkın Kollarında
Ay Sarhoşu
Ey, Güzel Koku!
Ölüme Dair
Pişmanlık şarkısı
Ölüm ve Genç Kız
Evvel Zamandı
Seni Arıyorum
Hayat, teselli olmaktır
Kadere yenik düşen zaaflar
uzanacağım ve ağlayacağım
Son Bûse
İlişmek
Gitmek biraz ölmektir
Sükût İçindeyim
Uzun Yıllardan Sonra
Artık Gezmeyeceğiz Başıboş
Gözyaşını Gördüm
Elveda! Boşa Gitmeyecek Dualarım
Aklından Sonsuz Yazgı Çıkmayan Adam
Hayır, Sanma Ki Acınmaya Değer Biriyim Ben
Yoruldum Yaşamaktan Yurdumda
Durgun yıllarda gelmiş olanlar dünyaya
Yalnızım gecenin ıssızlığında
“Pişmanlık hikâyenin sonu değil, ortasıdır.”
Ağlamayan gözden Sana sığınırım
Ahdolsun!..
İki Kişilik İlişki Yoktur
Yaşama Uğraşı
Kızım (Julia) İçin Kelimeler
Güz Mevsimidir Bu
Bazı Şeyler
Dua
Üstüme Sinmişliğin Var
Kurma Bebek
Ah Şu Erkekler!
Unutulmayan
Sevgilim Bir Kır Şiiri
Eylül
acı bir şarkı
üşümüştüm…
Yürek: Kutup Tan Vakti
Sana Geldim
Kırık Bir Kemansa Yaşadığımız Hayat
Sevdiğiniz Kaybolduğunda…
Adres
Karanlık Güvercinler Kasidesi
AH!
Deniz Suyu Balladı
İbrahim’in Kuşları
Kalan Günlerden Sonralar
Düştüğümde İnmiyorsam Kalbimi
Kafes ve Kış
ey esir kuş
Kayıp ilânı vermek istiyorum evlâdım!
İçinden mi?
Anı
sevgide ölçüyü kaçırmak
La Tahzen
birazdan kıyamet başlayacak ; başlasın!


Servistan
Non Dolet-2
Neylerin Çağırdığı
Edinburg Şarkısı
Ağlamaklı Şiir
Mütereddit Şiir
Hayatın Provası Olmaz
Müphem Şiir
Helallik Şiiri
Güvercin Telaşı
Ay Tutulması
Bürde
Güvercinler
Masumiyet Defteri
Her aşk ilk aşktır
Huzur-ı Hilkatte
Dikkat, Okul Var!
Uludere (Roboski) Katliamı – Ağlama Anne, Güzel Ye…
Gün Doğumu Şiiri
Güvercinli Güvercinli
Âtiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak…
Yirmibeş Yıl Önce Yine Beraberdik
Mutsuza kim bakacak?
Dirimin Yüklemi
Aşık Olan
Yürek Ve Ten Masalı
Hüzünce
Güz Yorumcusu
Kar
Tabirsiz Rüyalar Atlası
Hoş Eser-Sin Ömrüme…
Ene’l Aşk
Anlatılmayan
Çok Şey Var Ki Geride Kaldı
Nerdesin
Qiblegeha Aşiqan
Nedense
Memiş Emmi
Ne beyân-ı hâle cür’et ne figâna tâkatım var
Öldüğüm gün
Memleketimden İnsan Manzaraları
Sesin Rengi
Çelişki
Karda İzler
Hoşça bak zâtına
Agora Meyhanesi
Sen Sen Sen
Biliyor musun
Senfoni
Akılla Konuşma
Hayat üç buçuk ile dört arasındadır
doğruluğundan emin olmadığınız konuda fikir yürütm…
Ahmet Kaya – Yüregim Kanıyor
Şiirlere Saklandım / Bul Beni
Sızımın Gizi; Ölü Ruhta Yara İzi
Günah Eskizinde Yaşama Davet
Gözlerinden Kayan Binbir Yıldız Masalları
Olmak ve Ölmek Arasına Atılan Ad’ım
Naat
Uyku
İtiraf
Yenildin Hayatın Akışına
Benim Başka Kimim Var ki?
Ten Orda Yırtılır
Kimin Var ki
Şiire Tutunmak
merak
Acılı Gecenin Bitiminde
Gökliman
Cemali – Şimdi Uzaklardasın
Bende Kalanlar
Ayrılıkta hastalık gibi yaşanır.
Terastaki Havlu
“Vaktimiz bitti. Ben artık gitmeliyim”
Parmaklarında Kırık Harf İzleri
Kül ve Veda
Yedi Dağın Ardındaki
Nasıl Doğuyorsa Çölde Palmiyeler
Işığı Kesen Duvarlar
Hayat
İlkbahar
Göksefası
Sanık
sizi hiç sevmiş miydim?
Şiir ve Sen
Şakayık
Sevgilim, bir günün ortası şimdi
Hayat Bu mu
korkmayın unutuluyor
gri siyanür
alp’in defteri
kerrat cetveli
uzun
alkolü bırak beni bırakma
on iki mısralık savunma
tereddüt
Kuzgun
Çok Sevmişti
İnficar
Yarımada

OCAK 2013

Sappho
Yalınlığın Anlamı
Kadınlar
Karşılaşma
Elsa’ya İlahi
Alba
Hatırla
Gözler
Amber
Güzde Unutulmuş
Bizler Susuyorduk
Ağıt
Denizin Sunduklarına Elveda
Umutsuz Bir Şarkı
Sevmiyorum Dememden Bileceksin Sevdiğimi
Ve Artık Hükmü Kalmayacak Ölümün
Dünyasal Şiirler
Öpücük
aşk yaraları da arada bir sızlar
Arınma
Öpüş Tadında
Okuyucunun Bana Şiiri
Bizansa Benziyor Aşkımız
Sen Bu Şehirden Gidince
Ölü Doğanlar
İki Sünnet Üç Farz
Gül İçin İlahi
Kalbim Gerçekten Kırık
Mektup
Işığım Söndü
Karıma Mektup
Lodos
kar kesti yolu
Yalnızlıklar 1
İhtiyar Aşık
Yalnızın Şarabı
Düşman
Kalpler Daralıyor İnsanlar Büyüdükçe
Bırakıp Gittin Beni
Dualardan Bir Dua
Ephemera
sirk hayvanlarının kaçışı
Herşey Ayartabilir Beni
Sandalda
Penceremin Yanındaki Sığırcık Yuvası
İki Yıl Sonra
Yıllar Değerini Artırır İnsanların
Misket
Big Bang
Temaşa Suresi
Şair Olarak Düşünür
Efendim
Kabül
Son Aşk
Korkunç Güzel
Anlarsın
Sana Ne Söylesem
Özlem
Sabret
Dayan Kalbim
Aylak Göz
Unutulmuş Bir Mektuptur Aşk
Sultan
Evet
Gece Sözleri
Mavi Gök Orda Mı
Sevda
Ayrılık Vakti
Susarak
Şiire Yetmeyen Zaman
Armut Ağacında Öten Kumrunun Anlattıkları
Çok hazin bir yakarış…
Beklediği
Sevda Üstüne
Eğilip Suyunu İçtiğimiz Çeşme
Çıngırağın Ölümü
Akdua
Yalnızlığa Veda
çiğdemler gazeli
Limon Çiçeği
Aynalar
Tül-Hayâl
Aşk gibidir şiir
Melâl Perisi
Akşam Şarkısı
Mevsimler’den
LİZİ (Bir bardak suda kurulan hayal)
Boğaziçi Notları
Bir Yılın Bitimi
Terennüm
Hatırla
N’olur Bırak Beni
Deniz Mezarlığı
Gerard de Nerval
Fantazya
El Desdichado
Hirodiasın Açılışı
Alıştığım Düş
Dilek
Tzu-An İçin



İnsanlar sana fetva verse de sen yine kendi kalbine bir danış
Elveda Bakü
Ateşteki İbrahim’in Şarkısı
Bilirim Sözcüklerin Gücünü
Eşikte
Esridi dönmekten altın yapraklar
Bir Şiir Üç Çeviri
Merhabâ hoş geldin ey rûh-i revânım merhabâ
O yâr benim kime ne
Kurşuna Dizilme
Anne
Flora
İhtiyar Maria
Sanma ey hace ki senden zer ü sim isterler
Analar
Destan
Yıkım Kararı
Uyan Ey Gözlerim Gafletten Uyan
Kara Yılan
Anı Yaşa
Liman
Çukur
Hızırla Kırk Saat
Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine – 1
Yağmur Duası
Mona Roza
Düş Fırçası
Kedilerin Alışkanlıkları
Paragraf Başı
Müsveddeler
İlhami Çiçek
Martı Serçe ve Bürokrat (6.hayal)
Bir Kere Sevdim, Kalbim Köreldi
Gidenler genç kalır
Kaçmak İsterken Vuruldu
Sırtımızdaki küfe
Yol Arkadaşı
Yarı Yol
Yehudam
Uzun anlardan sonra
İnsanın Mülkü Yarasındadır
Yolunda İyi Giden Birşeyler Var
Gazze Avazı
menekşelerden bir çiçek demeti
Yeni bir aşk, din değiştirmeye benzer
Esirinin başından kaçamazsın
Aşk unutulduğunda, o nereye gider
Yolumuz dar, çarpışma kaçınılmaz
bir öpücüğüne (XXXIII. Rima)
Bir gözyaşı gözüktü gözlerinde
Bir kadın zehirledi benim ruhumu
Aşk İki Kişiliktir
Bağ Bozumu
Öyle Bir
Annemin Yüzünü Hatırlıyorum Bunaldıkça
Gece Görüşmesi
Beni Dünyaya Çağırma!
Dünya
Canım İstanbul
Belki Afrika Menekşelerinin Kokusunu Duymuşum
Gece Onu Beklerken
Rapunzel
Ah Geçkin Senin Düşün Bile
Şarabın Sözleri
Rüştü`den Gelen Mektup
Öldükten Sonra
Nedamet
Aşk
Aşk
Eski Zaman Âşığı
Beşiktaş Tramvayı
Ben Sensiz Burda
Bahar Dalı
Ziya Osman Saba ile anılar yolculuğu
Sensiz Gece
insan yürüdüğü yola benziyor
Kirazlar
aydınlığın tek değil
gizemli bir sofrada
Azap Bahçesi
Sonnet
Bakışların
Senden İstediğim
Aşk
Umut Bizi Terkettiğinde
Nasıldı
Ada
demek ki hiç bi şey anlamadın
Ah’ına ‘Yas’lanıp Dinlediğimdir
Artık Günü Kapamak İstiyordum
Her Şeyi Bırakabilirdim
Campo Dı Fiori
Paldır Küldür Yaşam
Apollon ve Marsyas
Şiir Hakkında Konuşma
Bir Kadınla Konuşma
Oto Portre
Dönüş
Niye Gitmeli Türkiye’ye
Bir Ağaç Karşısında


Jestlerin Ölümü
Sensiz
İnsanın Yedi Çağı
Işık, Değişmiş
Harran
Bir hayattan bir hayata geçmek
Venüs’le Buluşma
Bir kadınla yapılan üç şey
Kristal Denizaltı
Zima Kavşağı’ndan
Kuş Rab Hayat
Aşktandır
Ey Gezgin Yalnızlık
Meksika Sınırı
Hoşgeldin / Erkekler sessiz Ölür!
Çıldırmak Varken
Azalan Ömre Gazel
Babi Yar
Unutmamak
Kelimeler Maskelerini Çıkarırken
Dünyadan Uzak
Chang-Kan Türküsü
Bir Sokak Orospusuna
Bir devlet içün çarha temennâdan usandık
Sonrası Ayrılık (Bir Kitabın Basılış Serüveni)
Yazarın Yazgısı
İbni Hazm ve Zahiri Mezhebi
N´oldu Bu Gönlüm N´oldu Bu Gönlüm
Sen seni bil, sen seni.
Şair Nigâr Hanım’ın Hikâyesi
Nagehan aşkın sataştım dürr-i bi hemtasına
Şiir Gücünü Nereden Alır
Tefvizname
Şiir Nedir?
Her Taş Bir Kelime
Koşmalar
Bir buzulun çatlağından nasıl sızarsa su
Bu Sevda
Yolda…
İnce L, Lalena
Avcı
Ballade
Ölüm
Evvel Zaman Kadınları Baladı
Söylemeyeceğim Adını
Aradan Çıksın Diye
Karakavak (1)
gül zakkum ya da su boşluğu
Ağustos Melali
Ne mutlu o güne ki, uçacağım o dosta
Sakın Şaşırma
Virtüöz Ölüm
Melek
Hayatın Kırıntısı
“Gözümüz yaş döker, kalbimiz hüzün çeker, fakat Rabbimiz râzı etmeyecek söz sarfedemeyiz…
“Bacak bacağa dolaşır..”
ürkek bir anı oldum
Geriye Kalan
Hala Koynumda Resmin
Hatırlama
Aile
Aile
Nişanlılık
Arzuuu* Okay
Dost
Güzel Irmak
Dost
Denizi Özleyenler İçin
Araya Giren ‘Çöl’
Çürümek
Uçurtma
Çocuk
Ayrılık
Sen Nerdesin?
Öylesine Bir Aşk Şiiri
Onu gördün ve hala yaşıyorsun öyle mi?
İlkyardım Bilgisi
Aşkın Karanlık Metali
Karabatak
Güneş Uçurtmamdı Benim
Cenaze Merasimim
Yıldızların Nerede Amsterdam
İlk Günün Ardından
Acı Bahriyeli
Kadın Bacakları
Tabut
Solfasol Otobüsü
Kadere Sitem
Taş da Çürür
Gülün İlkesi
Payıma Düşen
Güzde
Daima Aynı
Birini kendine âşık etmek
Aşk
“Karadut” şiirinin hikayesi
İyi Tarafım
bir kadına dokunmayı özlüyorum
Huzur
Kıskançlık


Ayrılık
Dünyanın en sert ve en yumuşak madeni kalb…Ateşini bulsun hemen değişir.
Bir Yol
Viyanalı Ermiş’in İtirafları
Yine Hâl
Kün
Bâtınî
Tenhâ
Yakın Aşklar
Uzak Gözler
Söylem
Ünlem
Gizem
Doğunun Kadınları
Doğunun Ölümleri
bulutlu yazılar
Bahçenin Fethi
Furuğ Ferruhzad
Giderek daha uzak
Pire
kuş sadece bir kuştu
Alışkanlıklar
Çalışmak Yorar
Baba Olmak
Güney Denizleri
Düşe Çağrı
Gazel
Kirlenmiş Kâğıtlar
Hergele Şiirler
anlam ormanlarında gezi için rehber
beden
Dünya
Bulut
Hayal Hanım
Şiir Sanatı
Bir Kör
Akşamın Yarısında
Ölüm Böyle Biter
Dünyada Olmak Acıdır Öğrendim
Boaz Uykuda
Tavan Arası
Nasıl Nezle Olunur
Hiç Bir Yere Doğru
Masal Gibi Sevdim Ben Seni
Martha
Li Po
Yazar
Gecem Gündüzle Geldi
Ben Bir Çocuğum
Denizden Toplanan Umut
Siyah Kar Kasidesi
Fesleğen
Bir Dahiye Rastladım
Buhran
Kitlelerin Dehası
edebi bir aşk
Onlar ve Biz
mavi kuş
itiraf
Karıma Altıncı Evlilik Yıldönümü Armağanı
Birinci Kaçış
Dayan Dayanabilirsen
Ağustos Şiiri
Acılara Tutunmak
Kıyamet
Sen Yaşat Beni
Senin Kalbini Taşırım
Eski Zaman Aşkları
Son Sığınak
Hazin Yalnızlık
Yüzüm Güvercinlere Emanet
Buz Üstüne Yazılan Şiir
Bu gün de ölmedim anne
Blues
Şiir Çalışmaları
Bakarkör
Kovulduğum Bütün Kapılara
Gittiler
Hamam Sefası
Eski Denizlerden Kim Kaldı
Akgün Akova
Delinin Ölümü
Çince
Sol Elle Yazılanlar
Yeni Bir Dünya
Düzenli Dünya
Yaz Bitti
Ayışığı
Şiirin Attıkları
Fotoğraf
Gül II
Ozan ve Sesler
Ben senin krallığın ülkene yetiştim
Ev Zamanı
Sağlama
Yanlış Anka Destanı
Hayatta Ben En Çok Annemi Sevdim
Kırlara Veda
Veda Şarkısı
Gözyaşları da Çiçek Açar


Tanrım Öldür
Bıçağa Adanan Çocuk
gözlerim uzak yollarda heves
Sahtiyan
Bir Çocuk Sevdim
Bir Annenin Notları
Çünkü Artık Mümkün Değil Aşk
Yazarken Bu Şiiri…
Bir gün yiter gider
Gitmekle Kalmak Arasında
1 Ocak
Yüzüm Bir Kentin Anı Defteri
Hiçliğin Tadı
Yol Sonunda Reddiye
Maktul Yürek
Bir Şiir Yazmak
Yıkılmış Enkaz
At Avrat Silah
Güneş Saati
Kalıt
Kül Altındaki Kor
İlk Vasiyet
Karla Gelen
Batık Gemi
Bahtsız Deve, Çöl ve Kutup Ayısı
Milenyumun İlk Özeti
metalik gri
Ömüryiyen
Ağrı
Tufan Sonrası
şizofren
Gerginlik
Fatih’e Döktüğüm İçimdir
Piyadenin Şarkısı
Başka
Ölüm Hayatı Kuşatalı Beri
Su İsteyişine
Ey Sevgili
Sunu
Sana Saklayacağım Yer
Uyandırmaya Gücüm Yetmedi
Lehlik
Ömrüm Seni
Otopsi
Urla
Somut Şiiri
Ama gene de üzülüyorum
yeniden merhaba diyeceğiz
Zamanın Ritmi
Sevgili Dost, Yoksa Görmüyor Musun
Eski Şarkılar
Ben Değilim
Kanat Terzisi
Erken Rezervasyon
ilham yiter ve solar gül
Alınyazısı Saati (İstanbul)
Yarım Kalan Bir Mevsim
İncelikle Sevdiler Birbirlerini Uzun Zaman
Ayrılış
Son
Yol
Hislerin Açıklanması
Elveda
Bir Sözcük O
Aşkın Tadını Çıkar
Aşk Üzerine
Yeni Yıl Dansı
Sevgili Yürek, Niçin Hor Kullanıyorsun Beni?
Yalnızım
Ana Gibi
Ayrılış
Adada Gece
ithaka
Büsbütün yitirdi onu
Çoğunu ezbere bildiğim kızlar
Âşıkların ateşini söndüren bir sabâ esintisi
Her Şey Tamam Bir Şey Eksik
Babalar bir kere sevildi mi hemen kısalıp ölüyor
“Yâ Rabbi Muheymin… Bizden hayır yok… Sen göze…
Dutluk
Sen ve Başkaları
Yüzümdeki Eşik
Hamle Sırası
Tülsü’yü Sevmek
Ayrılık Türküleri
Bayılırım Kır Zambaklarına
Yaprak
Ağaçlar Ayakta Ölür
Yalnızlık Hülyaları
İstanbul Bildiğin Gibi
Sevginin Yalnızlığı
Kokuna Özlem
kün
Kül
kan
Aşık mısın kızım?
Bir Şiire Sığmayan
Gece Yarısı Başlayan Bir Hüzünle
Kesik Esintiler
Özlem


Uyandırmak İçin Seni
İstanbul’un Gözleri
Ölüm Gibi
Son Armağan
Rüzgâr
Elveda
Yol Ayrımında
Yolculuk
Elektra Kadınlar
kalbim
Mine
Üçleme
Küçük Acılar
Serseri
Sevgilinin elleri bir çift kuğu
Kara Adam
Kar Yağdığı Günler
Sevdiklerim Erken Dönmeli Erken
Gidiyorum
Saate Bakmak
Mohsen Namjoo – Ey Sareban
Sıkıntı
Orda
Özür
Anlatıyor Her Şey
Düşünürken Buldum Kayayı
Ayna
Gar ve Tren
Yazdı, Bitti!
En Mutlu Gün, En Mutlu Saat
Yitikçi
Evlilik Üstüne
Olsam Olamam Sonesi
Pençe Defteri’nden
Neyse
Geç Saat
Bengi İz
Yankı
Yolculuk
Aldı Subhizade Fevzi
Hüznün Anlayışı
Anlık Değişmeler
Değil
Çınardan Dökülen Kırk İki Yaprak
Mevsimlerden Yaz
Deprem Senaryosu
Kıyamet Taburu
Dinamit
Yedi İnceltme İmi İnceliği
Allah Aşkına
Nişane
Anne Vakti
Yorgun ve hüzünlü kelimelere umudu aşılayıp şiire durduran …
Acı desem
Seninle olmanın en güzel yanı
Benden Sonra Bir Daha
Göçük Üstü Ağaç
Sessiz Gece
Gelse de Trenden
Yangın
Yine de
Gözlerin
Fena
Portakalı Soydum
Gök Kaçınca Üzerimizden Ve Yıldız Dengi Çözülünce
Hayyam’ın Sabahı
Ben Seni Seviyorum Bunda Bir Kasıt Yok
Kanlı masal
30 Şubat
Cenaze Şiirimi Bir Şair Kılmalı
Ağır Kan Kaybı
Yeryüzü Aşkın Oluncaya Dek
Bence Malumdur
Şiir, onu yazana ait değildir, ona ihtiyacı olana aittir 
Aşkın Felsefesi
Pişmanlık Ve Çileler
Ağrı
Bir Taş Atarsın
Bitti O Sevda
Bitmeyen
Bir Özlemin İzdüşümü
Bu Bizimki
Aşklar İçinde
Hepsi Aynı
Daha Ben
Mavi
Anestezi
Papatya
Aşık Vüs’ati
Sitem
Gemi
Sucul Şiir
Gün Sonu Konuşması
Gülistane’de
Babanız Yaşıyorsa Siz Hâlâ Çocuksunuz..‏
Unutmak Yok
Panter
Haiku
İlkyaz Haikuları
Marya


4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim…
Keçiyi Yardan
O Yılın
Sen ki Gülsün
Mesel
Kan
Nen Var Kardeşim
Şairlerin Vasiyetleri
Yalnızlık
Özür
Ömrüm Yolunda Tükendi
Yalnızlık
Ayrılık Feryadı
Tik Tak
Beceriksiz
Avarelik Yılları
Hüzün Denizi
Son Gül
Kavalım
Hüzünlerimin Defterinden Bir Yaprak
Gençler
Güneşimi Vurdular
Önden Yırtılan Gömlek
Ben hergeleyi görmüşümdür
Karabağ Şikestesi
Kabaran Bir Dalga Gördüğünde Sen
Ey Zaman Kuşu
Gece Sisi Kaplamış Tepelerini Gürcistan’ın
Biliyorum Gelmeyeceksin
Bu Altı Söz
Mülkiyet
Ruhun Ateşli Aşkı
Sesin Rengi
Ağulu Mantar
Kalbim, Sorarım Sana
Göçmen Kuşlar İlkyaz
Karina
Kan Kalesi
Çalı Çit Bahçe
Eskiler Alıyorum
Serçe Ötüşü
Yer Yok Bana
Üç Tekerlekli Kırık Bisiklet
Siyah Bir Çığlık İçin Gitar Taksimi
Nazlı Bu: Dostum. Reelden
Yokluğun Aynaları
Babalar Issız Ağlar
Biz Kadınlar
İmkânsız
Yüreğin Dört Yandan
Kim Şairdir
Gereksiz Kaçış
Gençler Şairlikte İvecenlik Etmeyin
Tastamam Yorulmak
Andelîb-i Gûyânın Yolculuğu Olarak Aşk
‘Geceboyu seni anımsadım-
Kırgınlığım Bir Bayrak
Uzak Fırtına
Suyum Unum Buğdayım
Üstad Necip Fazıl’ın Çile’hanesinin penceresinden …
Boyunayım
Bayan Lazarus
Leke
Zambaklı Padişah
Başım Eğik Dilim Kapalı Gözler
Kendini Dünyadan Alacaklı Hissetmek
Kaybedenler Kulübü & Ne Yapar Şimdi
Bir şeyin son kez olduğunu bilmek yakıcı bir bilgidir.
Güvercin Gerdanlığı
Viva Celevbato
Dağ Başında
Deme
Penceremden Görünmeyen
Bir Şiirin Gelişi
Semender
Aşk İçin Prelüd
“hay’dan gelen hu’ya gider”
Sessiz Sabırlı Bir ÖrümceK
Gecikmiş Sevda
Ah! Günebakan
Vietnam
Bir Misafirliğe Gitsem
Dalgınlık
Her Şey Yerli Yerinde
Kadeh
Tecelli
ağır çiçekli ıhlamur ağacı
Bazen
Aşk Rahmettendir ..!
Görme Hevesi
Dörtlükler
Soğuk Kış Gecesinde
Yokluğun İklimi
Kimseye Bir Şey Söyleme
Işığın Örümcek Ağı
Hâlâ Yaşıyorsun
Gazino
İç Sıkıntısı
Bir Mektup Geldi
Ölüm Fügü


Şiir Çalışmaları
Suçlu Şiirler
Şiirle Demlenen Çaylar
Sen Git
Kurban
Yaşam İlahisi
Bir Tek Sensin Sen
Anış
Yağmur Dindi
Ay Düşünce
Rakı
Keder Gibi Ödünç
Bîmaram ey ecel, bu gece bekle yânım al
Hüzünlü Gezinti Güvertesi
Eksik Cinayetler
Eski Bahçenin Hafızası
Herkese Günaydın
Gül
Derin Zaman
Buzul
Kapı Eşiği
Zeytin Ağacı
Balık
Dua
Orta Asya’da Bir Fincan Dibi
Sonra İşte Yaşlandım
Kan Atlası
Üzerinden Sevişmek
Devrimiçi Sosyal Paylaşım
Oğlunun Doğumu Dolayısıyla
Seni Korumak İçin
Odaya Kapatılan Gökyüzü
Şair Telefonda Sevgilisiyle Konuşuyor
99. Sone
Yeminler Ediyor
İstanbul Ağrısı
Dünyaya Teslim Olmak
Kuğu Ezgisi
Dicle Üstü Ay Bulanık
Ömrüm Gölgelendi
Aşkı Ayrılıkla Emzire Emzire
Kuş Koysunlar Yoluna
Yüzü çevrilmiş olmaya yakın zannedilen ilgisiz ama…
Bismillah demeyi ve seni seviyorum.
Yaşam İçin Öneriler
Yoruluyorum
Bana Ayrılıktan Bahset!
İçimde ne var biliyor musun?
Seher vakti burda kimler ağlamış Çimenler üstünde …
sana da yağdı mı kar
Günlük İşlerdenmiş Gibi Ölüm
Sone XX
İyi geceler
Sone XI
Eyvah! yine hüzün
Bellek
Üzüm
Kapalı Mekân
Gece Yalnız Geçilmez
Her Gidenden Bir Gülümseme Kalır
Hiç
Sır
Sana Bunca Yangından
Boğaziçi’nde Sonbahar Düştü
Tutuşmak Üzere Yeniden
Kurşun Gazeli
Kadın Göğsü
Pastörize Sevgi
Sisle Örtülü Yollar
Taşralı Uzak Akraba
Sisifos’un Köyü
Neyi Ki Çok İstersen
Yalnızlık Kayzer’den Daha Güçlüdür
Söylenmemiş Şiir
Küskünlük
ahmet ağbi
Birini sevsem dimek lâzım gelür nâ-çâr şi’r
Bitişik Nizam
Hangi El İle?
Yolcu
Alem, gam hikayeni anlatmasıyla bir efsane
Dönüş
rakıyı severim. kadınları da severim. ama rakı içen kadını daha çok severim
Güvercin Gerdanlığı’nın Avlusuna Yuva Yapan Güverc…
Göz
Fısıltı
Birlikte
Eğer
Lâmia Hanım
muhtelif hüzünler geçidi
Sandalıma Aldığım Şiirler
Der(le)diğim Kiraz Şiirleri
Ağlama Defteri
Suna’ya Şiirler
Olmadık Yerde Biten Rakının Ardından Yazılan Şiirdir
Güvercin Gerdanlığı Blog Arşivi
Hallaca
Melankoli
Dünya İstasyonunda Yanlışlıkla İnmiş Keloğlan
Bir Şiirin İzini Sürmek


Güvercinin kaderi gerdanlık olmuştur boynuna
Kurtuluş Bir Semt Adıdır
Bir Şey Kalır
Kalbin Kararı
Küçük Naat
Çıkmaz Sinir
Şiir Belki
Gülün niçini yoktur, açtığı için açar
Keşke dikenler anlayabilse
Özgeçmiş Yazmak
Kalbî Hüseynî
Unutulmuş Bir Yaz İçin
Yaşamayı Deneme
BİR AN İÇİN … O AN DA …
İstanbul Geceleri
Saint-Antoine’in Güvercinleri
Masalsız Çocuklar
Hırsız
Bir İntihar Akşamı
ramazan bizi camiye götür!
Adımı Unuttum
Aptal Bir Kadının Mektubu
On Derste Birisi Ölünce Ne Yapmak Gerekir
Sahne
Dün Gece
Babam ‘Trevanian’ Türkiye’de çok sevildiğini biliyordu
Bugün Biraz Kustu Gök Beni
Salınacak
Aşşşk
Kız Kurusu
Ölümde Hiç Risk Yok
ah!
Dilin Masumiyeti
Şiirleme
Yarı Yolda!
İlk Söz
Çağdaş Kaside
Ölmek
Riyâh-ı Leyâl
Sanal Rüya
Güz Şarkısı
Yoksulluğun Sğınağı
Bid’at
Tefsir
Senden Sonra Ey Yedi Yaş
Ufka Damlayan Alınteri
Yalnızlık Bir Tarihtir
Bir bahr-i gamda urmadayız dest ü pay kim
Saçlarda Bir Yarımküre
Gelecektim. Ama daha bir kötü hatıram olsun istemedim
Bu Yağmur
Yattığım Kaya
Başım
Rüyalar
Güle Şiirler
Fayda Sızım
Eksik Ömrüm (II)
‘Batıda Kan Var’
İki Şey, Pas ve Gam
Metafizik
Zende-Rud’u Geçerken
Beyhude Ömrüm
Yerçekimli Karanfil
İlk Oruç
Bensiz Gittiğin Yerler
yuvasını bozduğum kuşların ahı desem çocuktum
Evlerle Savaş
Evin Halleri
İnci
Şaire Ağıt
Veda
Savaş Bitti
Aşmak
Haikular
İçe Kapanış
konu bu değil
Kûfe’de Bir Hüseynî Akşam
EYVAY!
Uzak Bir Ülkedir Gülmek
Kamış
İkinci Tesadüf
Biz gamsız sarhoşlarız, aydın karanlıklarız
128 Dikişli Şiir
Kum ile Su
Sen kimin şeytanını taşlıyorsun?
ruh söküğü
Âh mine’l aşkı ve hâlâtihî Ahraka kalbî bi-harârâtihî
Bir Günün Sonunda Arzu
Makas
Çalınmış Yürek
Şiiri Yazılamayan Şehir
Onüç Günün Mektupları
Necid Çöllerinden Medine’ye
Bir Kokudur Bazen
bir buğdayın içini dökmesi
Mem û Zin
Barut Hakkı
Nilgün Marmara
Ölürken
Unutun O Kadını


Cenazemde ağladım
Anılar Öptü Dudaklarımı
Trenler De Gecikir
Bir gün olur, hepsi biter Endişeler, o çocuk üzüntün Hepsi biter
Sahi siz Allaha sarılıp ağlamak istemediniz mi hiç…
Çiçeğin açması da bir tür şiir belki. Bilmiyorum…..
Dedim ya işte, bocalıyorum. Yeniden yaşamaya başlamak kolay mı?
“…çünkü kalpler Allah’ın iki parmağı arasındadır…
Güç Bela Kurulmuş Cümleler
Burası
Sadece güllerle söyleşiyorum derdimi
şiir, söylemekten ziyade bir susma işidir.
hayatın bu sarhoş denizinde/ umut gemim karaya oturdu
ana, baştan başlayayım, beni yine kundakla
Senden söz etmekten yoruldum
Döküldü fesleğenin yaprakları:/ Sesleri hâlâ kulağımda
Kalbi eski düzenine dönememişti
daha acı verir kanattaki yaradan/ kanat kırılmadan önce uçulan günler
Hayat hikayem mi? Tarlaların kıyısındaki gelincikler
“… Allah’ın emri, mutlaka yerini bulan bir kaderdir
Peki yüzünün ne işi var, dalda titreyen yağmur damlasında
Metruk Şiir
Öncesi
Herkes gitti, kimse dönmedi
Bir Ağıtla Övgü
Reddediş
Yadsıma
Öneri
Gelmeyen Ziyaretçi
Ayrı Düşmüş Sevgililer
Oyunbozan
Seviyorum Susmanı
Yalan
Gittim
Anlayasın Diye Beni
Aşk
Bayramlık Giysi
Duvardaki Yazı
She Left Home
Nisan – Sevda
Bir sonbahar tarlasındaki
Manşet
Gece Hazları
Buluşma Yeri
Albatros
Büyük Hüner
Bir iplik
Ey eski sevdalarım


Solmuş Çiçekler
Solan Gül
Gazel
Anarlar haşredek elbet şiirden zevk alan ahbâb
Besbelli
Ölüm Şarkısı
Dilek
Ahret
Uzanmak Gölgesine Solgun ve Dalgın
Basit Bir Yalnızlık da Yeterdi
Semender
Serenad
Demiryolu Mecâzı
Gölge
Yüksek Topuklar
Cythere’ye Yolculuk
Beşinci Mevsim
Yabancılaşma
Yalnızsın
Ne Çok Enkaz
Birikime İnanmak
Bana Bulaşmasın
Yan Yana İki Ülke Gibiyiz Seninle
Seni Anmakla Artıyorum
Karanlıkta Geçen Gemiler
Pars
Ben de insanları ve özellikle işin içinden çıkamayanları seviyorum Olric
Pablo Neruda’dan Çeviriler Yaparken
Oyun
Anılar
Otel Odası
İşaret Çocukları
Hesaplanmadan Öldü
Düş Gören Atın Şiiri
Resimde
Toprak
Sessiz
Sen Bensiz Orda
Küçük
Sensizliği Yitirdim
günahlarına kefaret
Kum
Mezar Taşı
Mil Çekilmiş Sözler
Sahip
Sözcük Mesafesi Sıfır
Şiirden Anladığım
Japon
Keşke
Gangster
Galata Köprüsü
Veda
Her Kadın Kendi Ağacını Tanır
Beyaz Meselâ
Ölümün Bıyıklı Bir Resmi
Aracı
Sol Elim
Prozac
Sen Geliyorsun
Şiirlerden yağan yağmurlar
Şairlerin Yağmurlu Mısraları
Yağmura Kaçan Şairler
Bu gün mah-ı Muharremdir, muhibb-i hanedan ağlar
Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim
Sis
Biraz Oyalanmak
Meçhul Bir Kadına Mektup
Evlilik


Şiiri Uçan Çocuk
Asırların Efsanesi: Bu Kitap Şu Tecellîden Doğdu
Emek
(Silezyalı) Dokumacılar
İnsan En İyi
Harfler Ve Melâl
Fırtına
Yeni Şeyler
Kadın – Doğum – Kadın ve Çocuk
İtiraf Ve Gizem
Akşam Ve Sen Ve Ben
Yolculuk Ve Şiir
Mühür
Babam ve Ustam
Kardeşlik
İmkânsız Tesadüfler
Sizin Hiç Babanız Öldü mü?
Teşekkür Ederim Baba
Sazım’a
Şiir/Ağıt
Bir Ömür Yetmez
Sere Serpe’nin Hikayesi
Nazım Hikmet’in, annesiyle Yahya Kemal arasındaki …
Kanto’lar
Anason Kokulu Şiirler
Aldanma
Yazılmamış Şeyler
İnadına Şiir
Kunâla
Derin
Küçükhanım
Sen İstanbula Aldırma
Eski, Yeni, Ödünç Alınmış ve Mavi
Bir Değirmendir Ölüm
Selam olsun, hurmalıkta vedalaştığım Resüle
Artık ben düşünmüyorum dönmeyi hâne-i iyâlime
İşte ölüm güvercini yaklaşıverdi
Kendine Veda
Dudağında Yangın Varmış Dediler
Irmak-Boyu Tacirinin Karısı: Bir Mektup
O Taraf
Geçiş
Aynı Topraklarda
Allahın Duvarında Bir Harftir Kadın
Büyücüm
Sorular Kitabı
Bulutlanma Sonnet Si
Evet Madam Gözleriniz
Aşk Adresini Yitirmiş de
İçerde
Evvel Zaman Şairleri
Ben İki Kişiydim O Yaz/ Göl Mevsiminde
Sivriada Geceleri
Öte
Akşam Mûsıkîsi
Kedi Ağlaması
Cem’âh Süreya
Akşam üstü rüyası
Lirik Serseri
Bumerang
Sessiz Saat
Gitme Baba
İçkin
Ferahfeza
Bilsem Gelir En Güzel Gemilerle Sularında Kalırdım…
Aşk Konuşur Bütün Dilleri
Şairler Çok Yaşamıyor
Şehrin Şiiri
Askıda Olma Hali
Edalı Zihin
Kar Yağıyordu Karanlığa
Kar Mûsıkîleri
Kar Kasidesi
Güftesiz Beste
Eski Ağıt
Guido Piva ‘nın ölümü üzerine
Bir sonbahar sabahı istasyonda
Dile Gelen Taş
Gümüş Kuğu
Kaçış
Ölüm Hazırlığı
Beni Sevdin
Kırık Mozaik
İnsan Tutkusudur
Resim Arkası
Yâd-ı Sabâvet
Gazel
Geh kar yağar idi geh karanlık
Kan ağlasın bu dide-i dür-bârım ağlasın
Şiirin Dip Sularında
Eylül; Belki Son
Eksen’den
Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır
Sonra İstersen Bırak Beni
Ağlasın Fuzûli
Kan Taneleri
Mutsuzluk Evi
Sevgilim Sandılar Seni
Yeni Kantolar’dan Mısralar
Yarıda Kalan




Tırpanladığım Ölüm Şiirleri
Biri söyletir biri susturur
Şiir
Her Şey Şiirdir
Bir Gün
Bizsiz Odalar
Vesvese
bu uçurumlar/ bu kan/ bu sancı
Elimden Gelen Bu
Cila Kül ve Kefen
Yugoslav
Sanki
Üzülme
Yaşarsın şiirimde sevenlerin gönlünde
Uzaktır Aramız Yollar Ağlasın
Eyâ peri nicesin hoş musun safâca mısın
Felsefe – Gül göçüğü
Dinmeyen
Madrid’de Kahvehane
Ahmet Ada
Âlâyiş-i dünyâdan el çekmege niyyet var
Bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş
Nâm ü nişane kalmadı fasl-ı bahârdan
Güzelleme
Sanman taleb-i devlet ü câh itmege geldik
Kuş Yuvalarını Kuyu Ağızlarını
Bir Orman
Parçalanmış Gerçeklik
Tüketeceksin
Duvarcının Aşkı
Şimdi Yoksun
Son İçin Dua
Su Masalı
Morduman
Gelmiş Bulundum
Anılar Tipisi
Kederli Bir Öykü
Boyunun Ölçüsünü Bilmek
Kiraz Çiçekleri
Murphy Yasaları
Yalan
Güvercin Gerdanlığı
Peyami’nin Dediği Gibi: Yalnızız
Tâ ezel “kâlû belâ”dan eyledim ikrâr-ı aşk
Beklerken
Masada Senin Gülümsemen
Kuş sesi ürkek
Anladın mı?
Azm-i sefer ettin, dil-i nâçârı unutma
Yeni ne varsa şimdi viranede kalmıştır
Kâküllerine ol mehin, ey şâne dokunma
Gevher saçıp bezme seher doldu lebâleb jale gül
Yankı
Bir Hastalıktan Sonra
Okuntu
Ulak


İnsanlar II
Yenidoğan
Kaçak Yaşamak
Elde Var Sıfır
Şiir ile Ankara
Aylak Göz
Kuzguncuk Oteli
Cümle
Türkiye Kadar Bir Çiçek
Requiem
Fol
Çocuklara Dilekçedir…
Hele Bir Başlasın
Gözlüklü Hamdi’nin Notları
bir kadın
Değişen Nedir Güvercinleri
Hasar
Siyah
Kum Saati
Yara Bandı
Saklı
Karınca Kumu
Hayır ben gerekçe üretirim yaa gerekçe problem değ…
aşık olunabilecek bir erkeğin özellikleri
Dostlar
Sincabın Sakladığı Sözcükler
Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum
Kırlarda çiçekler bensiz açacak
Bitmemiş Şiirler VIII
Bitmemiş Şiirler VII
Bitmemiş Şiirler VI
Bitmemiş Şiirler V
Bitmemiş Şiirler IV
Bitmemiş Şiirler III
Bitmemiş Şiirler II
Bitmemiş Şiirler I
Hayırsız Ada
Böyledir Akşamları İstanbul’un
Bu Şehir Böyledir İşte
Yaş ve Şiir Üzerine Tomris Uyar’dan Edip Cansever,…
Çıkmazın Güzelliği
Tek Sesli Şiirden Çok Sesli Şiire
Folklor Şiire Düşman
Feri Sönmemiş Ferman
Azalmış Ferman
Ham Ferman
Kırmızı Ferman
Sarı Ferman
Ferman
Irmağa Kapılmış Ferman
Siyah Ferman
Kısa Ferman
Yağma
Fay
Bahar Başlangıcında Düşünceler
Bir Sonbahar Akşamı
iyi şiir
Üçlükler
İyileşebilecek Yaralar İçin
Bir Yürüyüşün Sonunda Şarkı
iklim
İnsanın dönüp döneceği yerdir Çocukluğu
Şiir/lerde Çocukluğumuz
yuvasını bozduğum kuşların ahı desem çocuktum
ellerine şeker yerine şiir tutuşturulmuş bir çocuktum…
hayat: çocukluktaki oyunları unutma süreci
Bir gün ver Tanrım, Ta çocukluğumdan kalmış
Yanılgı
Değişim
Kıyıdaki Tekne
Ölüme Dair Konuşmalar
Bir Sokakta Giderken
Külçe
Arka Bahçe
Çeşme Küçük Kız Ozan ve Öbürleri
Bilemiyorum
Hayy, Dar!
Uçurtma
Mikail’in kalbi durdu
Son Kuşlar
Evdeki
Kırlangıçlar
Ben, bu resmi çizebilirim Abidin / Sana inat !
gitme/sen
kaybedenler kraliçesi -1/3-
o AN
lavinia
Ali
Gece Derin Karanlıktır
Yüreğim Senden Yana
İki Damla Gözyaşı
zatürre
Anaflaksi: Allerjik Şok
Sait Faik’i Yaşatamadık
Yakarı
Bir Ülke Olabilir Sevda
Islak Çeltiklere
Salihat-ı Nisvandan Saffet Hanımefendi’ye
Şiir
Fotoğraf


Eğer bir daha Allah’a işin düşmeyecekse
Tesirsiz Parçalar
Denizin Beklediği
Zara’da
1949
Alacakaranlıkta
Kalp Kalesi
Çürüyen Otlar
Batıl Şiir Duası; Manifesto
Hissen Yok Bu Akşamda Senin
Yeşeren Otlar
Sevda Peşinde
Kars 1946
Acılı Bahar
Ayışığı Sonatı
Sımsıcak Çok Yakın Kirli
Eros İle Thanatos
Çok Şükür
Bir şey oldu bu memlekete. Kimse kimseyi sevmez oldu
Meral Okay’ın Şarkıları Kalbimizde Kaldı
Hayat hafif ve kısa bir şeydir
Tutkulu Kadın Meral Okay
Zurnanın Zırt Dediği Yer
Emek istiyor, sabır istiyor… Hataları düzeltmede ise zarif bir dokunuş umuyor
Aşk Şiiri
Olur ya!
Geçerim
Ajitasyon
Gül ve Kiraz
Kyteros’da Hiza
Ner’de… ağaç ner’de, babam ner’de
Ses-Gölge
Düşük Ciğer
Vedia
demir tozu
Yaza Sızıla
ne içirdiniz bana lan
Kapına Geliyorum Bugün
Hangi yöne gitmeye karar verirsen ver, hata yaptığını söyleyenler çıkacaktır
Çocuk olamadım hayatımda ihtiyar doğdum
Sessiz Vedaların Kışı ve Anne Michaels
Her sabah ezanında duamdı Tanrı’ya/ onu içimden sök al, huzur ver yerine
Ömürsüz Mavi
Darp
Sızı
Misafirlik
Seni çok özlüyorum
Seni Çok Özleyeceğim
Fugue
Karabasan
Yokuş
Ortak Bir Işık
Hiçbir merhamet gösterisi insanın içindeki acıyı hafifletmez
Aylı Karanlık
Çiçekleri Sulasan
Saat On’da Kalkacak Vapur
Yat ve Uyu!
Sis
İki dosttan
Bunu demek istememiştim
Makber’in Mukaddimeleri
Övladlıq
İtki
Bir
Şevkız ki dem-i bülbül-i şeydâdâ nihânız
Bir İçki Şarkısı
Kahverengi Peni
Lethe
Akşam ve Kandil
Şükrü Erbaş ve Bir Şiirin Oluş Yapılış Yazılış Süreci…
İbrahimin Yıldızları Yakaladığı Gece
Gizemli Gül
Dünyada Tükenmez Murat Var İmiş
Geçen Şey
Tutunamayan (Disconnectus Erectus)
Hastane Ciddi Bir Yerdir
Bütün O Aşkları Yazdı Da Ne Oldu


Yağmur Iscağı
Kurdela
Melankoli
şiir gibi ya hu!
‘inna lillahi ve inna ileyhi raciun’
mesela işte…
Vaha
Fakirliğim
Farkında Olmalı İnsan
Sezai Karakoç Şiirinin İrfani Kökleri
7 Tane Erik Ağacı
Bediüzzaman’ın Üç Hayat Devri: Eski Said, Yeni Said…
Açık Deniz
Oğluma
İsyanlı Sükut
Beşinci Cemre
Unutursun
Ne İdi?..
Aşk ve Hürriyet Şiirleri
Hazin Kurallar
Muhayyer Sünbüle
Yaşlı Bir Adam
Susmak mesele değil
Gece Treni
Pencere
Şiir
Karakavak (2)
Uyuyamıyorum
Barışma Rubaisi
Karakavak (4)
Karakavak (3)
Merdivenden İnen Bir Nü
Bedahşan İli Ve Yüreğim
Mor Karbasi
Aşkın Cep Defteri
Kim Gölgesinden Kaçabilir ki?
Pâzubent
Ansızın bir vedalaşma öldürür seni
Ben Su Kenarında Kavrulan Ağaç
Muallâka
Kafiyenin Efendisi
Şehriyar
Seni Seviyorum
Bir Sevda Türküsü
Sevgili
Hiç Kimse Bilemez Beni
Türk Edebiyatı’nın açmamış çiçeği; Şükûfe Nihal
Gel Bahar
Son Hatıra
Ört ki ölem!
Toptan ölür madenciler
Bu Şiir Kömür Kokar
Çaylar Kuyusu
On Altı Ton
Yukarda
üç aşağı beş yukarı
Şiirde Açan Gelincik Çiçekleri
Şüphesiz kadın, erkeğin şakayığıdır.
Her insanda bir iskele bulur yanaşır acı
Sevgiler
Beyaz Ev
Ziya Osman Saba’yı Unutmak
Ölümü seven şair: Ziya Osman Saba
Avuntu
Mavi Kar
Beklenti
Yangın Gülü
Güzin’in Sonraki Yılları
Güzin’in Gençlik Yılları
Bir Ağıt Olarak İnsan
Bulut Geçti
Cenaze Kaldırıcısı Adem
Demiryolu Hikayecileri
Keder gibi ödünç
Şiirim
Bayağı
Biraz Daha
Küçük Ölüm
Öldüğüm zaman, bir daha kitap okuyamayacağım
Kelimelerden Sandallar




Hastasınız Siz
Pencere
Kördüğüm
Malatya’nın 50 Yıllık Sahafı Muharrem Amca
Malatya’dan Deli Hatıraları
Yüreğimde Uskur Sesleri
Sana
Bir Gezgin Adam
Sarraf
İç Zehiri Gir Koynuma Gökyüzü Tanrıçası
On Ölüm Şarkısı
Başımla Gönlüm
Tarih Kötüdür
İbrahim abim Ayşe ablam
Hayali Cihan Değer
Benim Güzel Allahım
Cami Işıklarına Bakan Çocuk
Ey Kavmim
Şairin Hayatı Şiire Dahil
İki büyük kaza geçirdim Diego / Tramvay ve sen / En kötüsü sendin
Eski bir komşuyu gördüm sanki, taşınmış gitmiş kalbimden
Bir Gün Seni Yazmaktan Yazgeçtiğimde Anlayacaksın
Kumral Bukleli Kadın
bir kadın gidişinin bileti olarak saçlarını kesermiş…
bazı kadınlar makyajını ağlayarak temizler
Baldamlası
Yaz Dörtlükleri
Gençölmek
Yokuş Kasaba
Tarlabaşında Bir Ben Varım Bir Senin Yokluğun
Ya’u
Uçurum
Başım Dönüyor İkimizden
Siz bu aşkı haketmediniz!
Sıcak Buz
Bengal
Var
Aşk
Çağrılmayan Yakup
Bir Karı – Kocanın Serüveni
Güvercin Gerdanlığı
Cihânı hiçe satmakdur adı aşk
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Ayna
Çişenti
Sofra Adabı
Doğunun Geçitleri
kurtalan treni’ne gazel
Bâki’ye Gazel
musalla taşında açan gül
“Elveda” denmemiş bir aşk
Hoşgeldin
İnsan Kısadır Oğlum
Amerikan Bilardosuyla Penguen
Siyah-Beyaz
Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam
Doğunun Kalıtı
Dua
Eski Sevda
Kestim Kara Saçlarımı
Seyfi Baba
İstanbul’un Hazan Gazeli
İşten Değil Aşk
Ney
Cam Fanus
Noktalar
Zavallı Etem
Kaab İle Hırka
Kasîde-i Bürde
‘Ey Müslüman! Şu arkamda duran kişi bir Yahûdî’dir…
“Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğu…
Şiirlerden Dökülen Yapraklar
Şâir Nâbî (Yusuf)’den Oğluna Nasihat (Hayriye)
Ey şiir vadisinde garip kelimeler satan kişi
Minnet
İki çay söylemiştim hani
Uyan Yarim
Gönlümün İntihar Arzusu
Charles Bukowski Kadınlar
Heybeme Doldurduğum Şiirler II
Heybeme Doldurduğum Mısralar I
Nereye
İyi şiir yazmakla şair olunmaz… Siktir Git
Zannetsin iyi bir iş yaptı da mükafaat aldı
Yolun sonunda
Akşama Doğru
Bir hikayemiz var mı?
Yar Gidiyor
Pelin Onay
Aze Yüreğime Dokundu
Acı
Bi Düşün
Mazideki Yaşam – Malatya
Yeşilyurt Bedduaları
Yeşilyurt’un Lakapları
İstanbul Bana Bir Şiir Söyle
Sazlıkların ayağında bir ayna
Adalar orada öyle duruyor
Mandalina güzel kokan bir kelimedir
Adam


Denizin Çağrısı
Anneannemin Son Ölümü
Nevmîdlik âteşine yandım Bil’llâh bu vücûddan usandım…
Ayrılık İniltisi
Garîbseme
Usandım
Berceste Mısralar
Sânihâtü’l Acem
Olmayacak Temennî
Ağlıyor karşımda solgun sonbahar
Muallim Nâci’nin Diliyle Hâfız-ı Şirâzi ve Kelim-i…
Tâhirü’l-Mevlevî’nin Koşmaları
Seni sevene sende sevgini açıkla
Cengiz Aytmatov – Elveda Gülsarı
Sıkılmak
Süsen çiçekleri açtı ayaklarımda
Kelebek’in kanatlarında yanan tütsü
aynı odada
Matsuo Başo – Haiku
Erik Çiçekleri
Haiku
Güz Rüzgârı
Kışın ilk yağmuru
sırnaşık çalı yoncaları
İsteksiz
Hasta Yatağında
ilgisiz meşe
Artık ayrıyız dostlar
yüreğim
tarlakuşu
kiraz çiçekleri
Matsuo Başo kuzeye giden ince yol ve diğer gezi notları
Eylülün Sesiyle
İlhan Berk ve İklimler
“Ben sizi ateşe düşmekten korumak için eteklerinizden tutuyorum…
Kelebeğin Ateşe Yolculuğu: Klasik Fars ve Türk Edebiyatında Şem’ü pervâne…
Hüzün Şiiri
Ölüm Risalesi – Kendi Ölümüme Ait Bir Deneme
Yaşlı Kadınlar Cemahiriyesi
Ölüye Mektup
Efendim
Öyle Güzel Bir Gül
Virginia Wolf’un Dama Taşları
Akıl Başka Yürek Başka
Kalbim Sağ Yanımda
Dökülüş
Yağmur
Habersiz
Nişanlı Koltuğu
Ağlasak
sadece edip cansever kalsa şairlerden
Bana Şiir Gönder
İzdiham
seslerine yaprak hışırtısı karışan kızlar
Durulma
Alınyazısı Saati – Kudüs (Gökte yapılıp yere indir…
“dümdüz olmayı dileyen bir dağ” hastalığı varmış bende…
Fotoğraftaki Mezar
Böcek İlacı
Türk Şairi ve Babası
Giden Bir Sevgiliye
Dudak dudağa yatıyorduk
Zehir Zakkum Zamanlar
İçerlek
Eda
Boğuntu
Şehir
Sır
İmam Şafiî Şiirleri ya da Kitabın kitapçı rafındaki kaderi…
Karabatak
Valiz
Hidrofobi
Bombiks Mori
Şiir Çoğu Zaman
Kadınım
Sen Uykudayken
Ayrılık Derdindeyiz Sevgili
Lê ezingên min? (Peki ya benim odunlarım?)
Evladı Kerbelayıh. Bi hatayıh. Ayıptır. Zulümdür. …
insan dokunduğu ölüleri hiç unutmuyor
-babama sitemimdir-
Endymion
Gurbet Benimle Anılır
Bir Şehri Bırakmak
Yaz Tüketmiş Yaprak Gibi
Onu düşününce içim titriyor; elim- ayağım- soluğum, her şeyim kesiliyor
Rüya Hakkındadan Fazla
Kutub-u Şikeste
Bana Baktılar
Kablo
Modernle başa çıkabilen tek silahımız şiir
Hızırla Kırk Saat
Cahit Zarifoğlu’nun eşi Berat Hanım’a yazdığı bir mektup
Hüsn ü Aşk, 151-208 Bölüm
Hüsn ü Aşk 1-100 Bölüm
Öyle güzel unutmuştun ki kıyamadım hatırlatmaya
Gelmeyen
Karda
Mosmor Salkım
iki kişilik ada sessizliği


Saçmalık
Aşk, Kalpte Birikir ve Taşlaşır.
İkinci Yada
Rüyâ Gibi Her Hâtıra
Erken Öten Bir Garip Olarak Tırsî
Kaniçiciler Taşlaşabilir mi?
KEŞKE,
Rüzgârda Kayıp
Kırmızı Bahçe
Umut ve Beklenti
Başka Bir Kıyı
Soyunma Odası’nda,
Eyyûb’un Gözyaşları, Tesbih Olabilir mi?
Yatılı = Şair
Gethsemâne
Benim kalbimi kırdın,
Önsözler entelektüel itiraflardır
Biz,
Davet
Yabancı
Elveda Gülsarı
Baba
Ağlamalar
Bir eski yapıydı babam
Masal
Öyle Güzel Bir Yorgun Adam
Babamın Gazeli
Korku
Zaman… Geçerek… ten
Baba Bu Kitap Sana (Baba Şiirleri Antolojisi)
Gördüm
Gerçek sahaf odur. Kitabın fiyatı değil adamın fiy…
Sahaflar Şeyhi Muzaffer Hoca
Şiir neye davet eder insanı?
Kalbin Emirleri
Davet
Tabl-ı tehîden gümdür suhanler Bî-hûde Gaalib ef g…
Artık bizim soframıza melekler inmiyor!
Her şeyi bırakır, başımı alıp giderim!
Ayrılıklardan
شعر اچون «كوز یاشی« دیرلر
Ah
Mezar Taşları
Mezar
Adaletsiz Eros’a
Aşk ki Sevgili Kızım
Eskisi Gibi Değilim Artık Ben
Bir Soyguncunun Yüzü
الحان شتا
یاغمور
مردیون
استقلال مارشی
Bu Dünyanın Tadı
Gölge ve Zaman
Seferis ile Üvez
Süreyya Berfe – Seferis ve Üvez
Şiir Üzerine Aforizmalar
Yazın Bittiği
Aşka Dair Bir Şey Söyle
Bitmesin Diye Bu Figan
Ey İnsanlar
Sen Duymazsın Biliyorum Konuşansam Kendime
Sensizliğin Adıyım Ben
Askerin Karısı
Solarken
“…sıkıntımı, keder ve hüznümü sadece Allah’a arz ediyorum”..
Mutluluk Cesaret İster
Yase’de Aralık Ayı
Şiir Gibi Cevap
Taneler
Başka Yerler Başka Düşler
Solmayan
Aşk ile viran iden gönlini ma’mûr istemez
Hiç bir şey olmamış gibi
Ben Başkasının Zalimi Olsaydım
Ben Başkasının Evi Olsaydım
Ben Başkasının Adası Olsaydım
Ben Başkasının Sokağı Olsaydım
Ben Başkasının Kağıdı Olsaydım
Ay Antolojisi
Bahçeli Rivayet
Anneler Oğullarını Affetmez
İnsan Telefon Defterini Temize Çekerken Bazı İsimleri…
N’eyin Ben
Ben Başkasının Dili Olsaydım
Kalbim kalbinde misafir kalsın bu gece
Bir liman gibi ihtiyarlamışım
Yaz Kuşlarının sisine gömdüm acılarımı
Berber Aynası
Deniz
Ne zaman yüzün düşse yâdıma
Hal
Yaşadım ve yaşlandım İstanbul’da
Yalnız alnıma değsin ellerin
Bir Cemal Bir Canan Birdir İkisi
Bütün bu karışıklığın üstesinden gelmek için şiir yazıyorum
Üzülmek İçin Gerekli Malzemeler
Biyografi Şiir ve Kader
Şair’e
Kötüleşen Durum


Masalcı
6000. Paylaşım
Bir Yabanînane
Öykü
Yaz Kalbiyle Gelir
Kırkikindiler
İlk Cinayet
Dalgıç
Yenilik İsteği
Duyuş ve Düşünüş
Dar Zaman
Bir Güneydoğu Ağıdı
Büyü Şiir
Mahzun Durmak
Ajans Dinlerken
Bir Saadet
Yanlış Bilmesinler Beni
Bir Aşk Hatırası
Sulh Bir Hatıra Oldu
Ölüme Dair
Baba Evi
Aşk Daha Yoğundur Unutuştan
Tahmîs-i Gazel-i Nevres (Hüznî)
Vazgeçmedim
Seni seven âşıkların
İstanbul’un Fethini Gören İstanbul
Resmim İçin
Gürültülü Şiir
Pişmanlık
Sen git ben dağınık kalayım
Buz Geceleri
Darı
Kağıt Gemi
Hazan Gazeli
Kayısı bahçelerine gökdelen diken uzaylılar var aramızda…
ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin
Akşam Olur
Son Çağrı
Başbaşa
Turgut Uyar
siz bana bir adamı hatırlatıyorsunuz
Nasıl Saklarım Sonbahar Olduğumu
Pepuk Kuşu Efsanesi
Martin Eden
Derviş ve Ölüm
Ave Praha
Gidene
Rindlerin Ölümü
Bir Başka Tepeden
Ölüm ve Zaman
Akşamlar ve Zaman
Koruganlar
harfler ve Hölderlin
Körün Parmak Uçları
Fresk
Kuşlar Sanatı
Şiirin Sıcak İkliminde
Neyi Kaybettiğini Hatırla
Hüzün Eşliğinde Akşam Şiirleri
Ormandaki Vaaz
Gölgedeki Kadının Şarkısı
Bir Gün İcadiye’de
Kav
Büyük Olsun
Köle olmayı reddedenlerin hepsi, baş kaldırsın
Yüzüyor ve Ağlıyorum
Taha’nın Gül Muştusu
Labirent
Senin Gidişine
Gönül
Halkidikya Şarkısı
Şiirin Deliliği Deliliğin Şiiri
Bir Küçük Burjuvanın Süperakademikrealistik Şiiri
Kommageneli Ozan Iason Kleander’in Üzüntüsü
Kassandra
Tırmanış
Yeniden
Bir şiiri şiir yapan
Sarmaşık
Susesi… Kahvaltı ötesi bir mekân
Konuşmanın imkânsızlığı üstüne bir diyalog
Mandan Hoca’dan günümüze OF’Lİ HOCA: İronik Şablon…
yeni yıl hediyesi: buruk bir aşk şeysi
Münâcât
Gözün Süzdüğü Şiir, Şiirde Görsellik ve Görsel Şiir
Şiire Eşlik Eden Fotoğraf
Bir Mektup
Şiir-fotograf ilişkisi(zliği)
Birgün
Şairin Açmazı
Mahkum ve Kadın
İki Şey
Naat
sen kokuyor yüzeyi bedenimin her gözeneği
Cam Kelepçeye Evet
Bize miras kalan hep sonsuz keder oldu
Kıyam’et
Ah Kuşu
Söyle Peki Sen Hiç
Boynun Issız Bir Yurt Gibi


Efendimsin cihânda i’tibârım varsa sendendir
Tutkularım Bitti
Gece Bitkilerinden
Son Çiçekler Hep En Tatlısıdır
Kiraz Çiçekleri
Eylülde Unut Bunları Çocuk (Hafıza Kayıpları)
Yutkunma Resimlerimin Öyküsü
Çocuğan
Toprak
Ayaküstü Arabesk Sayıklamalar
Su
Gülcemal
Geceyarısı ayazında
Ve Sonra
Yedi Fincan Çay
Uzaklardaki Birine
Göle Bakmak
Tipi
Eşime
Geçmiş Yinelenebilir mi?
Soğuk Dağ
Uçuyor Troyka Yel Gibi
Yirmi Bir Yaşında
Gidiş
Bir Çiçek
ürpermeyen kalp
Ölüm Noktürünü
Hüzün Çocuklar İçin Arada Bir Yaşlılar İçin Sürekli
Bağlar
Beni Rüzgara Verme
Yazarlar ve Aşkları
Altı Çizili Satırlar
Sessiz Düşünceler
Fener Taşıyan Kör
Kış Şiiri
Derviş-i Nureddin olmağa istidad-ı ezeli gerek
Artık Bu Oyunun Tadı Kaçtı
Erdinç Durukan – (Uzaklarda bir sevgili var…)
Portre
Pars
Kün
Manzara Gülüşlü Kız
Suhte
Ecel Meleğine Övgü
O’na de ki…
vicdanın olması da bir anlamda trajik bir olaydır
Daralma
Pencere
bir çocuk gibi, yaşadığım güzel an(ı)ları senden dinlemek istiyorum
gömleğinin düğmesini açacak olsa gülsuyu kokar
Dümen Suyu
yıllarca bir övgü cümlesi olarak üst cebimde taşıdım…
Bir şairden tanıtım amacıyla beş- on şiir alabilirsiniz…
Rüzgar
Islak Yaprak
Ve Gittikçe Irayan
Başkası Gibi
Her Şey Ne Kadar Yakın Ve Nasıl Uzak Şimdi
Âb-ı hayât-ı lâ’lüne ser-çeşme-i cân teşnedür
Son Aşık
Tedbîrini terk eyle, takdir Hudâ’nındır
Münzevi
bu günler kesinlikle ‘kara bir dönem’ olarak hatırlanacak…
Çoban Çeşmesi
Nidem ben bu gönül ile benim ile bile durmaz
Eyvây dilim vay dilim vây dilim
Sühan Kasidesi
Yok bu şehr içre senin vasfettiğin dilber Nedim
Bak Sitanbûl’un şu Sadâbad- nev bünyanına
Sağ çıksalar ne olacak, çıkmasalar ne olacak?
Bir Formül
Siyah Beyaz Kızlar
Görünüm
Kırk Yerinden Kırık Şiir
Karıncaların Dili
Karanfil Karinesi
Şair
Çöl’de Aşk Yağmuru
Pervin İtisami: İran Şiir Semasının Pervin’i
kasîde der tevhîd-i hazret-i bâri
Müslümanlık Nedir
Birinden artık hoşlanmadığımda ona karşı duygularımda ölmeye başlıyor


Dedim ki, güneşe dönen bir çiçeğim
Divan Şiirinde Güneş
Bizim derdimiz bize yetiyor da, keşke bir bülbül olsaydı şurda, ötme demezdim.
İçerde
Taburcu
Aşk belki de sadece bu işte
Seniha’nın günlüğünden 2
Seniha’nın Günlüğünden 3
Seniha’nın Günlüğünden 4
Seniha’nın Günlüğünden 5
Seniha’nın Günlüğünden 6
Ölü Sirenler
Eyvallah Üzerine
kurumuş ve ağacından ayrılmış bir yaprak gibi
Torino Atı
Dost Arayan Şairler
Nasihatler Kitabı Yunus Emre
Aklıma Düştüğünde
Çalab’ım bir şâr yaratmış iki cihan ârasınde
Benim Sevgilim
Kısa bir andı
Tutunmadan Akıyorum
Günoldu… Yine Bir Şiir
Mezar Taşı Yazısı
Öteki
Kimse Soğutamaz Beni
Bir Aşk Hikayesi Ya Da Bir Aşk Şiiri
Ateşten Künyeler
memleket fotoğrafları / istanbul
Bir Tek Dileğim Var
Çobanyıldızı
Artık dua etmemesi insanın / Allah’ı öldürmesi değil mi?…
Veda
Destan Önü
Şirinevler Kitabevi
Ölümle kavga etmekten vazgeçmemiz gerekiyor
Bir Firar




Hiç Unutmadığım
Bir derdim var sevgiliden hatıra
Mazursun
Yadında mı doğduğun zamanlar?
Onun mağlubuyum
Kazâ-yı mübremi tedbîr ile tağyîr mümkün mü?
Yaseminlerin Sabahı
Işık Heceleri
en güzeli ne biliyor musun polis koydu dediğimiz paraları bavulla geri aldık…
Uyku
Sonraları
Veda
Geldi gam padişahı mahkeme-i hicrane / Yazdılar kayd-ı ebed hicrine eyyamım gel
Gam diyarında kodu gittiyse cananın garib
Yasaların vicdanların içinde çalışıyor olması gerek
İslam dünyasının bugünkü görüntüsü Batı’nın Ortaçağını andırıyor
“Keşke rüya olsa”
Nâzım Hikmet
Yollar ve Zaman
Sarnıç
Son İtiraf
Yalın Ölüm
Su
Ova
Yolcu
Yaprak
Kırık Anafor
Estradıol 5.8
Bahçe
Kızaran nara benzersin, dalın tepesinde
Sedat Bozkurt ile Türkiye’nin ve Siyasi Aktörlerin…
Büyük Gözlü Kız
Eskiden Terzi
bir gül yaprağı gibi ince ve yalın
Sana Bu Yaradan Ölüm Yoktur
Denizde Şarkı
Montreal Mektupları – Onüç
TRAGEDYALAR V
TRAGEDYALAR IV
TRAGEDYALAR III
TRAGEDYALAR II
TRAGEDYALAR 1
Farkında mısın?
Harnupun Bağrındaki Çivi
Kavminden ayrıldığı için kalbinde onun kederler var…
Ey kalbim, anladın mı?
geride kalan kalbinizse, mutlaka geri dönersiniz.
Yalnız hüznü vardır kalbi olanın
Sen kalbi kırıkların Rabbisin Yani önce, en çok benim.


Güvercin Gerdanlığı Blog Arşivim
Virginia Woolf’un eşi Leonard’a bıraktığı veda mektubu…
düşen kiraz çiçeği gibi
Şevki Yok
uzak çok uzaklara bakmakla nişanlı
aşk allah’ın ipidir kalbe iner… ona sımsıkı sarılın…
Kızıl Reisi Nasıl Kaçırdık
Kader Yolları
Ihlamurlar
Nara Benzerdin
Yüzün
Muska
Bin Mısra Kaçak Sonbahar Ele Geçirildi
Sera Oteli
Hovhannes Tumanyan
Ahtamar
Dua
Acılı bir yürek
Trenler de ahşaptır…
Yağmurlu göz şiire bakıyor
Vefa bazen unutmaktır
Sempozyumda ‘Mavi bir kelebek’: Didem Madak
Yaşlanmak mı sükunet mi?
öyle durma
Pencerelerden seyret içlerine girme
Pencereden göründüğü kadarmış hayat
İki Pencere
Aynalar Risalesi
Kadın Makamı – Poetika Sayfalarından
Kahır Kılıncı
Kaçar Gibi Bir Çocuktan
Aşk Şiirleri
Şiirler Okudum Bugün
Anneme Mektup
Öpüldüğü Yerlerden Kanar Aşk
Uğurlama
Cevâb nâme-i pesendîde-eser ez dehân-ı duhter-i zîbende-güher
Tahmîs bâ-ıstılâhat-ı zenân der vâdî-i nush ü pend…
Ruz-ı mahşerde sorarlarsa nemiz var denecek
Terci-i Bend
Meryem’in Dağınık Düşünceleri
Savurgan Çocuk
Anlamak
Kuzuları ve oğlakları kucağına alarak öptü. Ahırda…
Ahmet Kaya Belgeseli: Uçurtmam Tellere Takıldı
Hayal meyal
Veda
Baba Tahir Üryan Rubaileri
80’lerde İstanbul’da
Ruhuma Sinen Şehir
Efsunlu Şehir
Ardım Sıra Gel
Onlara de ki, bir halk ancak yazarlarına para verince millet olur
yolculuk ve hüzün
Hayatı satın alamazsınız hayat geçip gider
Kim İzin Verecek Rüzgara
Eski Yaram Tazelendi
Kanamalı Gazel
Bile Bile Çöle Öle
Nat-ı Dîger
Münacaat


Böyleydi Şair
İşitme engelli bir bebeğin anne-babasını duyduğu ilk an
Yaşamak Bundan Sonra
Yalnız
Gün Gelir
Kim Bilir
Ölmek Konusunda
Hz. Ali’nin Oğluna Nasihatleri
Dedikoducu
Bana nasılsın diye sorarsan
sevdiğim gözyaşları biriktiriyorum
Bir kez gönül yıkdunısa bu kıldugun namâz degül
Ne varsa harap bir kalpde var
İlim ilim bilmektir İlim kendin bilmektir
İçerde
Yalnız Değiliz
Babamın Bavulu
Sevgili Dost
Böyle Başlamak İstemezdim
Narkissos
Kaç, Kurtul Benden
Helene İçin Sonnet
Sone
Han Duvarları
Akşam
Melce
Sal
Duruş
Her Harf Bir Melek
Konuşmalar
Banksy diye biri
Kadın Bedeni
Türbe
Her Şey Bildiğin Gibi
Kuyu
Sonra sessizce köşeme çekildim
Olsun da Gör
Bir Mutsuz Aile Fotoğrafı
Eski Bir Albüme
Güvercinin Ruhu
Ev Karadır
İle / İlişki Defteri
Yoksulluk beyin gelişimini etkiler mi?
Bülbülün İniltisi
Emir geldi ve kâlb atmaya başladı
Yel Değirmenleri
Kahverengi
Muhatap
Beyefendi
Ve Ne Kadar
Ölü Çizgi
Çöl
Sen… dedi, iki gözüm Neriman, sen fokstrot oynamak istiyorsun ve iyi bir kavalye. Onu da bulmuşsun.
Kolları Bağlı Odysseus – Melih Cevdet Anday
Bir dakika sakin olun ve on dakika sonrasını düşünün…
Ölümün Kıyısındayım
Neyi ararsanız onu bulursunuz. Burada ironi arayan…
Yırtılan Kâğıt Gibi On Yıl
Palyaço
Huzurunda Biraz Yenileceğim
Köprüde Sabah
Köprünün Geceleri
Köprünün Çocukları
Üç Ağaç
Elizabeth Barrett


yerim yurdum gözlerindir
ölüm kapıda bekler
Kızgın Kedim
İlk Söz
Yol Üstündeki Semender
Virginia Wolf
Senden söz etmekten yoruldum
Çocukluk Çağı
Ne Tuhaf
Eski Ev
Dört Yapraklı Çiçek
Bir Aşığın Duygularının Değiştiğinin İşaretleri ve Aşıktan Kurtulma Yolları
Samiha Ayverdi’nin Yusufçuk’u Üzerine
Oaristys
Gökyüzüydü Göğsü
Meyva
Kuşkonmaz
Haçlı Savaşlarında Bir Ahmet
Yeniden Babaevinde
Üsküdar İskelesinde İki Lostracı Çocuğun Konuşması…
Bir Daldan Bir Dala
Islak Öykü
Benden De Koyu Mai Bir Blues
Oflama
Camdaki Hafıza: Ahmed Rasim, Fotoğraf ve Zaman
Bir Resim Olarak
Gören Kâlp Mağazası
Tuzu Özleyenler İçin
Severmişim Meğer
Ateşböceklerine bakmaya gidelim
Piraye İçin Yazılmış Saat 21-22 Şiirleri
Bir gecə baxırsan ki böyümüsən
Unutulan’dan
insanın yüreği yorulacağına bileği yorulsun, bilek yorgunluğu geçiyor da…
Suların da bir arkadaşlığı olur diye
İnsan Sevdiğini Görmeyince
‘Bir yangının külünü yeniden’ hep yeniden…
Edebiyat Karın Doyurmaz Çay İçirir 1
Hayat Burcundan
Karanlık Duvarlar
İçimi Basan Efkar
Soru
Kıtalar
Neyzen Tevfik’in Şiirinde Mısır Günleri
Geçmiş Bir Dua Kitabından 1
Akşam Vakti
Annem İçin
Bütün Yaz
Yirmi birinci yüzyılın insanlarına
Meydan Okumak
Dokuzuncu Sonnet
Ahanda’dan Karacaahmet’e 80 Yıllık Bir Şiirin Öyküsü…
Müslüman Kadın Olmak
Cihânda Aşık-ı Mecrûha Sanma Râhat Olur
Sun sâgarı sâkî bana mestâne disünler
Kültür, “şuracıkta kotarılan” bir sistem olabilir mi?
Betül Mardin’den Kadınlara Öğütler
Azrail a.s. geldiğinde paydos zilini çaldığı için boynuna sarılmak
Hafif Yaralama
Muhibbi Divanı’nda Şiir ve Şair ile İlgili Değerlendirmeler
Babama
Böyle Başlar Sevişmek
Çığlık
Ada






Oğlum
Bilmeyecekler
Bu Eller miydi?
Kocaman Bolu
Akdeniz Şiirleri
Orşilim Kızları
Siz Aşk Nedir Bilmezsiniz
Çalışma
Bab Aziz
Çok sürdü bu âlemde konukluk
Kendi feryadımdır ancak ses veren feryadıma
Deniz
Bir Şarkıya Ağıt
Mehtapta Hüzün
Kardeşim
Aralıksız Bir Acı
Tanrım Konuş Benimle
Yalnız Bir Kadın
Çocuklar ve Trafik Lambaları
Kıyıdaki Ev
Kapılar Açık Kalsın
Yalıoba Günlüğü
Rasûlullah’ın Eşlerine Bir Ay Küs Durması
“Lâ ilâhe illallah kıyamet günü karşına geldiğinde ne yapacaksın?”
İspanyol Ölüsü
Yıldızlı Gece
Meleklerle Arkadaşlık Etmek
Büyükbabam
şimdi iyi şeylerden susmalıyım
Güz
günler ne kadar kısa!
Haiku
Güz rüzgarları esiyor
Yetmez mi sana bister ü bâlin kucağım
Yol Düşüncesi
1918
İstinye
Başkasının Kederi Üzerine
Sıradan İnsanın Şarkısı
Afiş Yapıştırıcısının Şarkısı
Sonnet
Sonnet
Loreley
Geceye Övgü
Güneş Filizi
Wernicke – Korsakoff Sendromu
Düşerken Üstümüze Akbabaların Gölgesi
Güneşi Sen Çekeceksin Buluttan
Gece
Tahammül mülkünü yıktın Hülâgû Han mısın kâfir
Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım
harf sürüleri dağılmadan gel
Eğer maksûd eserse mısra’-ı berceste kâfidir
Kız Kardeşim İçin
Hemşirem İçin
Çünkü Zordur Sevgi Özdeyişler, Düşünceler, Gözlemler…
Ayrıcalıklı olaylar
Bir Cinayet ve İflasın Hikayesi; Kaplumbağa Terbiyecisi Ne Anlatıyor…
Sisifos’a Öğütler
Sen Ve Siz


Bilmediğim ölüler içinde
Biz Suçluyuz
Grili Çocuk II
Gül Olmak Külleşmeye Hazırlıktır
Rüzgara Yazdım Adını
Şiir
Ölü Çocuklara Ninni
Şair Herkes İçin Söyler Türküsünü
Çıplak Bir Kıza
Bir şair gördüm, konuşurken bir zambağa “siz” diyordu…
Ne güzel şey küçük şeylerle mutlu olmak
Osman, biraz dinlenelim mi?
Yazgınız, sizinle Tanrı arasında bir sırdır
Alınyazısı Saati 4
Alınyazısı Saati 6
Nasıl Bilirdiniz
Ölüm
Konyak, Kitap ve Kahve
Herkimsen şimdi ellerinde tutuyorsun beni
Sana
Haberci Bulut (Mega-Duta)
Boşuna kokluyorsun çiçekleri
Bir yosma çıkmasın karşılarına
Efsane
Şiir Gönlün Dili
Mağaradakiler
Bir damla su
Şaşırdım Kaldım İşte
Şarkılar
Aşkın En Güzel Yönü
İthaf
Son
Balkon
Eski Nisan
Maria Missakian
Hasret
Men tā senün yanunda dahî hasretem sanā!
Râbia Hâtun Şiirleri
Müzeyyen ile Ben
Bana Böyle Bağırma
Nükte Ve Nüktenin Aracı Olan Edebî Sanatlar
Çünkü anılar, insanları birbirine bağlar
Ayastefanos Ufuklarında…
Osmaniye’de Ağıt Söyleme Geleneği ve Osmaniye Ağıtları…
Suçluluk Duygusu
Fesleğenler
Sesler ve küller
Behçet
Son Düello
Güvercinleri Sevindirin
Sivas Acısı
Kendine Ait Bir Oda
Dünyanın işleri hep aceledir
Telgrafhane
Sis
“Babamı çok mu sevdin anne?” “Sen olsaydın sen de severdin …
monoklinik notları 101
Süren Harfler
Soğuk Geçen Yıl
İlk önce harfleri kaybetti
Güneş Rengi Kadehlerle Sonbaharın Bizi Daldırdığı Rüya Geçici
Sorma
Yazlar Az Kaldı
Değişiverdi Her Şey
Hız
Hazır Kasabaya İnmişken Bir de Resim Çektirelim Dedik…
üşüyorum … sesimi ört
Vadim o kadar yeşildi ki
Anı
Olağan
Yarındaki Dünler
Kafes
Islak Bez
Hükümdar
Geleceğin Şiiri
Sevgilime İftira
Ölünün Ardında Bıraktığı
Çamur
İlinti
Kâhir Ekseriyet
İlk İntiba
Esbab-ı Mucibe
Ge-Hinnom
Meryem
Leyla
Minik bir yavrunun ölü bedeni sahile vurmuş