Bölünmeler

I
Kusura, vardım
Benimdir dedim bu eski söz

Kime açıldıysa kapılar
Kapananı benim dedim

Beni bir avuntudan oldurmuşlar
De ki sıkıntının içini oymuşlar
Böyle böyle sezdim dilin de sabrı var
Akşamdan hızla geçen sesin de

II
Biter şimdi gecenin susmayan ağzı
Eğer beni söze doğru karanlık

O eski dudaklarla düşlemek seni
Boynunun bahçesini bu ölü dudaklarla

Tenin altında bir usul bezginlik
Yapraklar geçiyor bir çocuk dalgınlığından

Denizin henüz bitmediği
Daralıp daralıp genişlediği her şeyin

Gonca Özmen

Aşk Batımı

Usulca geçtim yüzünü
Ardında dağlar vardı
rüzgârlar
Kurt izlerinde uluyan zemheriler vardı

/ Çık git yüzünün inkarı olmaya… /

Zaman can çekişiyor şimdi
Göçüğü altında eski aşkların
Yüzün derin bir kılıç izi aklımda
Daralır kör akrebin parantezi kadar
Sürgit yanılsamadır
dönüp geldiğim
Kimin kıyısında dursam artık
Bir rengin usul usul dağılışı gibiyim

/ Unutma, kırmızı olur aşkbatımları /

İnsan kendine eskir
Zaman, sık yıkanan iç çamaşırlarda
Zaman ki uzaklıktır ağrılı
Vedasız çekip gitmesidir bir günün
Bir sigaranın sessiz tükenişi dumanlı
Ve gizli aşklara sığınaktır
deniz kabukları

/ Dön gel, sonsuz uzaklık olmaya… /

Gonca Özmen

Bana Beklet

Bana beklet yontusunu ayıklarının
Bana beklet saksında o mahçup çiçeği

Ben ki beyaz bir sayfanın sıkıntısındayım
Yüzümde suskun ev tenhaları
Yüzümde geçkin bir elmanın kurtları

Ah hanginize baksam bir bahçe dağınıklığı
Geçsem içinizden geçsem
Kaderimdeki faytonun ağır aksaklığı

Bana beklet bu yara bilincini
Ve üşürüm ürpertisini ölümlü olmanın

Ben ki kuşlann göç zamanıyım
Büyüttüğünüz kötülük yılanı
Hüzünle uyandığınız yatakta

Ah bilmemenin geniş huzuru
Korkuyu getirdi rüzgâr
Öylece koydu aramıza

Bitir sessizi ve yeniden başla

Gonca Özmen

Dağılma

Sözün ateşle bir ilgisi olmalı
Alevlenip sönmekle aşkın

Gölgesiz olduğum doğru, apansızlığım da
Dokunsan dağılacak yüzümün eğrileri
Gizliden düşeceğim sabahın boşluğuna

Bahçenin duvarı yok ki gizlensin
Balkonda hıçkıran çamaşırlar
Küf ve nem kokusu ve dalgın bir evin
Durmadan soyunması çocukluğuma

Taş sırrını unuttu
Ada hapsindeyiz, kayık gitti
Issız kaldım suyun gövdesinde

Anlatmayın artık iki kişilik aşkları
Çoğul ekleri de yaşar yalnızlığı

Gonca Özmen

Dutluk

Dutluğa doğru gel

Evlerin uzağına 
Sana susmayı öğreteceğim 
Dalların kaygısını da 
Azaldığın yerden öpeceğim 
Azaldığı yerden doğanın 
Ovayı geç 
Dutluğa doğru gel 
Arasına otların 
Sana fırtınayı dinleteceğim 
Theşub’un çığlığını 
Bir suyun ardında seni 
Neden sonra yine bekleyeceğim 
Tarlayı geç 
Daha gel daha 
Dut kokusuna 
Sana karıncaları göstereceğim 
Gonca Özmen

Daralma

Sokaklar gökyüzü insin diyedir aşağı
Çocuklar oynasın diye

Sokaklar pencereler baksın diyedir birbirine
Dertleşsin diye

Önce yüzüyle eskir evler
Yavaş yavaş kaybeder beden ısısını
Sesi yetmez olur da odalara
Bahçelere zor atar kendini
Suskunlaşır kapılar, pencereler uykulu

Dört duvarın sohbetidir oda
Evler hâlâ konar göçer çadırı çoğumuzun
Ölümü büyüttüğümüz ipek kozalar

Öyle daralttık ki içimizi
Bir saksılık toprağa yer yok
Herkesin kendini gösteriyor pusulası
Ağaç kendi göğünü biliyor sadece

Ve tüm yolculukların sonunda
Oteller kolayca terkedilir de
peki ya evler…

Gonca Özmen