İstanbul’u seyrediyorum sarhoş kulaklarla

bu yolu buraya mavi otobüsle kasten getirmişler

tuhaf güvercin dalgalarıyla 
ve gömleğin, eteğin ve çizmelerin dur duraksızlığı 
aynalarda bir şeyler olmuş galiba ne oldu sana İstanbul? 
sen birisini giyinmişsin ve bu sevgilinin kokusudur 
omuzlarından toprak ve sardunya kokusu 
kendi uçarı renginin kokusu 
ey deniz gözlü rengarenk dalgalı şehir 
ardındaki pusta küfür dolu duvarlar var ve aşk mektupları 
ne oldu sana İstanbul? 
benim tunç ayaklarımla gecenin bu saatinde nereye gidiyoruz? 
çay ve sigara ikram eden bu hoş kokulu ölülerle neden burada oturuyoruz? 
ben yağmurun altında bu taştan adamla sevişmek istiyorum ey şehir! 
Buhara’ya kadar yalın ayak söyleyeyim ve kulak kabartayım kavaklara 
hava nane bahçesidir bu gece 
duyuyor musun? 
şerefe şerefe! 
sevdalanmak ne de hoştur 
bu savurgan eller bu mağazalar 
sufi kar narçiçekleri 
suda martılar 
ve gömleğin içinde karanlık bir dansın gölgesi! 
bu odayı nasıl buldun 
ben bu yatak yorganın kokusuyla müzik oldum biliyor muydun? 
bu pencerelerin çığırtısıyla taaaa yürekten… güldüm seninle 
bu satırın hışırtısını tanıyorum ben ey şehir 
bu şarkı söyleyen şemsiyeleri 
bu bulutlarla bana bir şeyler olmuş! 
gözlerim İstanbul diyemiyor 
ellerim yapamıyor…

Şeyda Mohammedi

Farsçadan Çeviren: Haşim Hüsrevşahi