Azm-i sefer ettin, dil-i nâçârı unutma

Azm-i sefer ettin, dil-i nâçârı unutma
Gittin güzel ammâ, bu dil-efgârı unutma

Gâhice uyandıkça şebistân-ı safâda
Şol gice olan sohbet-i hemvârı unutma

Vardıkça şeker hâba, girüp bister-i nâza
Ne zehri içer, dîde-i bîdârı unutma

Kâküllerini şâneye çektikçe seherler
Yadına getür, kalb-i dil-efgârı unutma

Ayînede gördükçe, kaçan, hasta nigâhın
Lûtfeyle tabibâ, men-i bîmârı unutma

Ahvâlimi yazdım, bütün evrâk-ı dilimde
Destindeki mecmua-yi nâçârı unutma

Ben sabredeyim, derd ü gam-ı hicrine ammâ
Sen de güzelim, ettiğin ikrârı unutma

Ağlatmayacaktın, yola baktırmayacaktın
Ol va’de-i tekrar be tekrarı unutma

Hicrânın ile çektiğimi sen de bilirsin
Her vechile dîdâra sezâvarı unutma

Yok takati hicrânına, lûtfeyle efendim
Dilhaste-i aşkın olan Esrar’ı unutma

Esrâr Dede

Yeni ne varsa şimdi viranede kalmıştır

Yeni ne varsa şimdi viranede kalmıştır
Mutluluk gönüldeki hazinede kalmıştır

Bilinçten başka bir şey tanımaz akıllılar
Başıboşluğun keyfi divanede kalmıştır

Boşuna mescitleri dolaşma sofu dostum
Aradığın aydınlık meyhanede kalmıştır

Can vermeyi bilmeyen bülbül sussa ne olur
Aşkların pırıltısı pervanede kalmıştır

Açınca yüreğimi güldü bana, dedi ki:
N’olmuş yine Esrar’a efsanede kalmıştır

Esrâr Dede

Kâküllerine ol mehin, ey şâne dokunma

Kâküllerine ol mehin, ey şâne dokunma
Zencîri kırar bu dil-i dîvâne dokunma

Gül-berk misâli ciğerim pâreliyorsun
Ey bâd-ı seher, o gül-i handâne dokunma

Feryâd-ı ene’l- hakeder âvâz-ı tanîni
Fâş etmesin esrârını, peymane dokunma

Bünyân-ı nizam-ı felek ol kuy-ı beladır
Âlem yıkılır bu dil-i vîrâne dokunma

İçtikleri hep hunı ciğerdir fukara
Şeyha kerem et hatırı rindane dokunma

Eğlenceleri zülf-ü dil aram-ı elemdir
Dinle ne siyah gûndur o efsâne dokunma

Şâhım senin esrâr sadâkatli kulundur
Lûtfeyle o derviş-i perîşâne dokunma

Esrâr Dede

Gevher saçıp bezme seher doldu lebâleb jale gül

Gevher saçıp bezme seher doldu lebâleb jale gül
Kattı arakla gül-şeker minâ-yı mâlâmâle gül

Ebre düşüp berk-i şafak jale ne renge döndü bak
Güya mukattar gülerek doldurdu câm-ı âle gül

Bülbül olup yâre zenân görmüş tecelliden nişan
Her şahtan eylemiş ayan bir âteş-i cevvale gül

Geh naz edip mestur olur alâyişe mağrur olur
Bilmez sonu mecbur olur çent ruze bir ikbale gül

Bülbül yeter zar eyleme Esrâr’ı bîzâr eyleme
Bîhude ısrar eyleme guş etme ahu mâle gül

Esrâr Dede

Eyvây dilim vay dilim vây dilim

Zahm-ı elemin tuttu serâpây dilim
Âteşlere yandı yine eyvây dilim
Ortada gezer bî-ser ü bî-pây dilim
Olmuş bütün âlemlere rüsvây dilim
Eyvây dilim vây dilim vây dilim

Düştü düşeli ol büt-i ayyâre dilim
Seng-i sitemi eyledi sad-pâre dilim
Bir âşık-ı üftâde-i âvâre-dilim
Derd oldu benim başıma bîçâre dilim
Eyvây dilim vây dilim vây dilim

Dil olduğu günden berü giryân dilim
Durmaz gece gündüz eder efgân dilim
Hecr âteşine olmada sûzân dilim
Dil olduğuna oldu peşîmân dilim
Eyvây dilim vay dilim vây dilim

Vasf etsem eğer hâl-i diğer-gün-i dilim
Hâmemle zebânımdan akar hûn-ı dilim
Esrâr ben ol âşık-ı meftûn-ı dilim
Kim oldu bu mısra’ bana mazmûn-i dilim
Eyvây dilim vây dilim vây dilim

Esrar Dede