Sen Aşk Şiirisin

bir patikasın; önce köylere sonra uzaklara ulaşacaksın
havada zambak kokusu olacak.
yanında mor menekşeler, papatyalar, öte yanda dere gibi akacaksın
rengin hasret senin derlerse, gurbet olup mor dağlarda ağlayacaksın …
sen aşk şiirisin, kavuşmalar olacaksın.
/ bakma efkardır daima yakan, sigara ateşi ile mektupları bir ucundan

gecenin yarısı; incecik tül çekilmiş üstüne, çırılçıplaksın
gözlerin yıldızlardan daha sıcak,
yanında anlaşılmaz serenatlar, öte yanda kızgın lav olup çağlayacaksın
tenin sevdanın öte yüzü, yeryüzünün en bakire çiçeği gibi açacaksın ….
sen aşk şiirisin, sevişmeler olacaksın.
/ ulaşılamaz çok uzaklardan, bir düş sarmalını tutup ayak ucundan

kavganın ortası; bıçağın körü saplanmış sırtına, yaralısın
gözlerin kangren acılar açacak,
kaldırımda kana bulanmış gövden, öte yanda anıt gibi ayakta duracaksın
direnişin ta kendisidir bakışın, elindeki bayrağı gururla sallayacaksın …
sen aşk şiirisin, mücadeleler olacaksın.
/ gülümseyen çocukları tutup kollarından, öyle ineceksin darağacından

sarhoşluk vakti; alkol ağır çökmüş üstüne, kendini tanımayacaksın
gözlerin nikotin sarısına boyanacak,
karşında boş sandalye, üzerine dudağı kırmızı bir fotoğraf koyacaksın
tüm zamanlarında belki ona, onsuzluğun kahpe tarafını anlatacaksın …
sen aşk şiirisin, yalnızlıklar olacaksın.
/ hani binlerce ölü hatıradan, damlayarak okunurcasına gözyaşlarından

deniz mavisi; martı kanadı bahane, aynı kokuya yakalanacaksın
gözlerin keşfedilmemiş adalara dalacak,
avucuna inci tanesi gibi dökülecek yıldızlar, yakamozlarınla saracaksın
gözlerden uzak sevdanı yüreğine saklayacak, istiridye olup kapanacaksın
sen aşk şiirisin, hayaller olacaksın.
/ ıssız sahillerin ıslığından, türküler dinleyeceksin köpüksüz dalgalardan

ay karanlık; tüneklerini boşaltmış kuşlarınız, birden ayılacaksın
havada şuuru yitik bir boşluk olacak,
bitmiş denizlerin fenerleri karanlık, dünyanın olmayan son noktasındasın
el sallamadan kaçmış bütün trenler, ayak seslerin ve gölgen tek başınasın
sen aşk şiirisin, ayrılıklar olacaksın.
/ toplayarak sesini duvarlarından, gözünü kilitsiz kapıdan hiç ayırmadan

Cevat Çeştepe