Nakd-i ömrün

Nakd-i ömrün bir sanem uğrunda sarf etdün temam
Ey Fuzuli ah eger senden sorulsa bu hisab

“…Arapça’da “aşk”ın esas itibarıyla sarmaşık kelimesiyle aynı kökten gelmesi ve bir sarmaşık nasıl bulunduğu yeri sararsa, aşkında arız olduğu kişiyi aynı şekilde sarması durumundan hareketle bu ismi aldığı öne sürülür.Bu kelimenin bir diğer anlamı da “sevgide ölçüyü kaçırmak” demektir…”
(A.A.Şentürk/Doğu Batı sayı 26)

Bakıya kankı gönül şehrine gelse şeh-i aşk
Bile enduh u bela bela hayl ü haşem gibi gelür

Baki

Ey Baki! Aşk padişahı hangi gönül şehrine gelse, sıkıntı, gam ve bela da maiyyetindeki görevliler gibi onun yanında beraber gelirler.
(Ve aşığın kalp şehrini istila ederler, aşık ise bu istiladan son derece
menmundur.)

Âlâyiş-i dünyâdan el çekmege niyyet var

Âlâyiş-i dünyâdan el çekmege niyyet var
Yakında adem dirler bir şehre azîmet var

Uçdı bu fezâlardan mürg-ı dil-i nâlânım
Ârâm idemez oldum efkâr-ı seyâhat var

Nûş eylese bir âşık tâ haşre dek ayılmaz
Bezm-i feleğin bilmem câmında ne hâlet var

Bu hâlet ile ey dil sağ olmada âlemde
Derd ü gam-ı dilberle ölmekte letâfet var

Gitdükçe harâb eyler mülk-i dil-i vîrânı
Dehrün bu cefâsından bir şâha şikâyet var

Ser terkine kâ’ildir dünyâya gönül virmez
Terk ehlinin ey Bâkî başında sa’adet var.

Bâkî

Bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş

Zülf-i siyâhı sâye-i perr-i Hümâ imiş
İklim-i hüsne anın içün pâdişâ imiş

Bir secde ile kıldı ruh-i âftâbı zer
Hak-i cenâb-ı dost aceb kîmyâ imiş

Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal
Bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş

Görmez cihânı gözlerimiz yârı görmese
Mir’ât-ı hüsni var ise âlem-nümâ imiş

Zülfün esîri Bâkî-i bîçâre dostum
Bir mübtelâ-yı bend-i kemend-i belâ imiş

Mahmud Abdülbâki

                                           

Nâm ü nişane kalmadı fasl-ı bahârdan

Nâm ü nişane kalmadı fasl-ı bahârdan
Düşdü çemende berk-i diraht i’tîbârdan

Eşcâr-ı bağ hırka-tecrîde girdiler
Bâd-ı hazan çemende el aldı çenârdan

Her yaneden ayağına altun akup gelür
Eşcâr-ı bağ himmet umar cûybârdan

Sahn-ı çemende durma salınsun sabâ ile
Azadedir nihâl bugün berk ü bârdan

Bakî çemende hayli perişan imiş varak
Benzer ki bir şikâyeti var rüzgârdan

Bâkî

Âb-ı hayât-ı lâ’lüne ser-çeşme-i cân teşnedür

Âb-ı hayât-ı lâ’lüne ser-çeşme-i cân teşnedür
Sun cür’a-i câm-ı lebün kim âb-ı hayvan teşnedür

Can la’lin eyler ârzu yâr içmek ister kanumı
Yâ Rab ne vadîdür bu kim can teşne cânân teşnedür

Âb-ı zülâl-i vasluna muhtâc tenhâ dil degül
Hâk üzre kalmış huşk-leb deryâ-yı umman teşnedür

Bezm-i gamında cân ü dil yandı yakıldı sâkıyâ
Depret elün sür ayagı meclisde yârân teşnedür

Cânâ zülâl-i vaslunı agyâr umar uşşak umar
Âb-ı sehâb-ı rahmete kâfir müselman teşnedür

Giryân o Leylî-veş nola sahrâya salsa Bâkî’yi
Mecnûn’un âb-ı çeşmine hâk-i beyâbân teşnedür

Bâkî