Küçük İskender

“bir gün bana ihanete kalkışacak olursan beni sana emanet ettiğim silahla değil kendi silahınla vur.. “

“onlar love derler bizim sevdamıza
olsun!
lav’dır her iki dilde de aşk!
onlar yapabilmeyi ‘can’ arkasına saklar
bizler
ruh doldururuz canla maharetlerimize!ustaca!
elbette iskender de sevebilir/eğer can varsa lavında!”

“..bazı aşklar bitmesi için yaşanır.
Bazı
doğum günleri kötü geçer.
Bazı romeolar julietleri iplemez…
Boşver
… Kim aşktan Ölmüş ki !”

“Bu aralar çok meraklı zarif bir yağmurumBana
halk arasında kısaca ”fırtına” diyorlar.”

“Biliyorum kavgada bile söylenmez bu söz ama söyleyeceğim:
Seni seviyorum !”

“”Seni sevmeler cumhuriyeti” kalbe yapılan ağır
bir darbeyle yıkılmıştır.”

“-Oof dedi.
-Ne oldu? dedim .
-Hiiç dedi.
-Herseyi bırak gel benimle dedim.
-Olurmu ? dedi.
-Topu topu bi tabak fazla koyarız soframıza dedim.
-Olmaz dedi.
-Neden? dedim.
-Aynı tabaktan yeriz dedi.
Bir daha Sevdim..”

“..çünkü ben sevdim mi herşeyi ağlatmak isterim
en başta da anlamlı nesneleri..”

”Yanlış adrese gönderilmiş bir mektup gibi ne
olur iade et kendime beni.”

“ben burdaki ateşi ordaki buz için yaktım!”

” Ben zilzurna sarhoş olsam da yaşadıklarımdan çıkarken hesabı odeyecek kadar ayığım..”

” Ben neden senin avuçlarına bakarken kendi hayat çizgimi aradım !? Ben neden hava durumu sunucularının bölgelerdeki gözyaşı miktarlarını da belirtmesini bekledim,yağmurlarla birlikte !? Ben neden bütün süpermarket raflarında senin konserveni aradım ?! Ben neden senin telefon numaralarını kutsal kitaplarda bir şifreye de…nk düşürmeye çabaladım ?! Ben neden soğuk suyla yıkanırken hep sen üşüyorsun sandım ! “

“Bana ‘benden iyisini bulamazsın’ diyen sevgilim: Ne gemiler yaktım ben, kıçı kırık bir sandalın lafı mı olur..”

“sen bir defa olsun “seni seviyorum” yalanını at ;
melekler günahını bana yazsın olur mu ? “

”attığın tüm zarlar kaybettirdi bana.. hani sen benim düş-eşimdin…”

”ah be çoçuk ah! seninki, masalda ki pamuk prensese aşık olmak değil..
uyutulduğun ninnideki bostana giren danaya yüreğini vermek…”

”bırak şimdi yumurtayı tavuğu. al sana yüzyılın sorusu ;
kalp mi aşktan çıktı / aşk mı kalpten sevgili ?..”

”nasıl bittiyse bundan öncekiler.. bu da biter..bite bite bende biterim..olur biter”

”bu aralar yine çok abur cubur konuşuyorsun,
pişmanlayacaksın iyice. biraz dediklerine dikkat etmelisin…”

”senin hep ”seni seviyorum ama…” ların vardı. benimse ” ama seni seviyorum”larım …”
”siz bir kelebeğe tutunuyorsunuz telaşla,
onu incitmeden,
kelebek telaşla geldiği tırtıla tutunuyor
insan bu,
azat etmek de gerek korkmayın,
…unutuluyor!”

”sana, senli masalımı anlatmamı ister misin?
bir vardın, bir yoktun.
-en çok yoktun!
-evvel zamanların, şimdiki zamanlarımın kalburundan aktı gitti..
ve sen zamanla ‘hiç’ oldun.”

”senden sonra kaç lekeli aşk yaşadım bilmiyorum.
lekeli diyorum çünkü senin anılarınla kirlettim hepsini…”

”yanlış ışıkta geçmiş bir aracın ardında kalıp can çekişirken,”kırmızı” “kırmızı”diye sayıklamak gibi bir şeydi sen giderken konuşamamak..”

”öğrendik ki gidenin nerede olduğunu düşünmek saçmalıktır.öğrendik ki hayallerin yıkılması,hayallerin kurulmasından daha ucuza mal oluyor.”

”git gidebildiğin yere kadar.. bu limanda kaybettiğim ilk gemi sen değilsin! ama şunu unutma! rıhtımda kalanı değil, çekip gideni vurur fırtına…”

”ben sana uyandım,sen başkaları ile uyurken…!”

”aramızdaki yaş farkını sorun etme. sevgide bunun önemi yok; insan ile tanrı arasındaki yaş farkını düşünsene.”

”civarda bana benzer bir hayvan görürseniz hemen vurun!
yoksa sevip evcilleştirmek zorunda kalırsınız…!”

”tabaklarda kalan son kırıntılar gibiydi sana olan sevgim ,
sen beni hep bıraktın bense hep arkandan ağladım..”

”kızının adını ’sarmaşık’ koy anne. hayata ve hayale sarılarak büyüsün.
oğlunun adını ’veda’ koy anne. hayatı ve hayali terk ederek yürüsün..
kendi adını ’cefa’ koy anne.. hayatı ve hayali önüne katıp da sürüsün.
benim adımı koymayı bir zahmet unut anne.
hayattan ve hayalden utanıp da çürüsün”

”seni ilk gördüğüm gün
bir martı oydu iki gözümü de”

”olur bırakma sigarayı, ****** et sağlığa zararlı sloganını.. sen
bilmiyorsun, gittiğinden beri izmaritlerde dudak izini aradığımı..”

”kendini bir bok sananlarla aynı kanalizasyonda olmak zor.”

“en basit yalanları gözümün içine bakarak söyleyen aptallar tanıdım. inandığımı sandılar; bense onların kuş kadar akılları ve cahil cesaretlerine hayrandım.”

”sessizce fısıldadı “hep mutlu ol” içimden cevapladım “sen hiç mutlu olma” ” … şimdi kim kimi daha çok seviyor acaba…
mutlu ol diyen mi olma diyen mi ???”

”karpuz seçerken gösterdiğimiz özenin yarısını sevgili seçerken de gösterseydik,
bu kadar kelek aşklar yaşamazdık.”

”oksijensiz bir ortamda nefes almaya çalışmak gibi bir şeydi
sen kokan sokaklarda sensiz dolaşmak…
şimdi o sokaklarda dolaşmıyorum ama
kokunu her hissedişimde sen kokan herkese basıyorum küfrü…”

”önceleri hatayı hep kendimde bulurdum… “az geçtim” kalbinden…! derdim hep… söyleyemedim sevdiğimi diye ağlardım geceleri…
ama senin bir başkası için yandığını gördüm ya…
“az geçtim” demiyorum artık… bir harf daha ekledim acım diner belki diye…
artık ” vazgeçtim…”

”neden her zaman zeytinyağı gibi üste çıkıyorsun”diyordu.
onu su gibi aziz kıldığımı bilmiyordu..”

”affedilen vazgeçilendir…
o, affedildi…
çünkü ondan vazgeçildi !…”

”sen çok güzel hayvan taklidi yapardın.
beni de taklit etsene ! biraz daha cesaret sevgilim …”

”seni tanıyamıyorum artık derken ne kadar da haklıydın… ben de
seni sevdikten sonra kendime hiç rastlamadım…”

”boşuna beklemişsin. gelemezdim. ayaklarımı kuş çaldı.
boşuna sevdalanmışsın. sevemezdim.
kalbim rulet çarkı. boşuna dövünmüşsün. kabullenemezdim. mezarım çift kişilik değil sevgilim!”

”kapat ağzını sevgilim.! yalanların cereyan yapıyor.!”

”olur ya gökten üç elma düşerse, üçü de sana girsin!”

”bizim gibiler yüksek gerilim hattında flört ederler..”

”şimdi sen gittin ya, şairin dediği gibi herkesi sana benzetiyorum..
bu da mı o.çocuğu acaba diyorum..!”

”kim tutar ki elini bir daha.. içini kanatan
bir rüya olur bu yara… bir masalın sonunda ölüme…
aşkını anlatan bir kadın olur bu defa”

”ipodunda hiç dinlemediğin, sırası gelince geçtiğin parçayım..
ne dinliyorsun ne de siliyorsun!…”

”diyemediklerim yoktu benim..içimdeki sessizlik değil ‘sensizlikti’..
içimdekilerini haykırdım.! bana sadece yankıları kaldı..
ben yine aşkta sınıfta kaldım..”

”doğaçlama yaşıyorum, artık hiçbir şeye şaşırmıyorum.
.”umrum”a yaklaşmasın kimse..
ne halim varsa görmekle meşgulüm şimdilerde…”

”allah belanızı versin
doktor kontrolünde terkediyorum seni!…”
”hafızamı kaybetttim, dedim doktora..
“bir tek, onu sevdiğimi hatırlıyorum…”

”misafirliğe gittiğim evlerde yırtık çorabımı saklar gibi saklıyordum seni deli gibi sevdiğimi…”

”söyleyecek sözüm yok. yeni bir sevdaya tutulana kadar yerçekimsiz
ortamda şizofreni dersleri alacağım.”

”sev-gil-i hangi gillerdensin sen?!
muhtemelen bütün duygulardan yoksun; züğürtgillerden…”

”kapat(a)madım kapılarımı sana, sıkışacak diye parmakların…
‘ gitme ‘ dedimse nefsi müdafaaydı bu sadece…”

”önce aldırmadım seninle güzelleşen her şeye..sonra tüm parfümeri dükkanlarını aşındırıp kokunu ararken anladım seni deliler gibi özlediğimi…”

”elimi telefona uzattım; ‘aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor!’
aradığımız kişilere ne zaman ulaşabildik ki!
biz zaten onları hep ulaşılamadıkları için aradık…”

”ben taşındım artık “sol” yanından, kiraya verebilirsin o boşluğu… ”

”baş aşağı bir gelecek tasarlıyorsun bana !
seni seviyorum.
hiç yokmuşsun gibi seviyorum seni.
art niyetsiz, hak etmediğim, hak etmediğin kadar temiz”
”sana hediyem olsun, al , kanlı ağzımdan tükürdüğüm fatiha ….!! ”

”aaaaa hadi ama bakkk arkandan ağlar sonraa….
hadi son lokma,aç bakimm ağzını…. ye yalanını…!! ye ihanetini…!!
çiğnemeden yut…!! sindiremeden…!!hadi!! son lokma…!! büyümen lazım”

”nuh’un gemisine eşi olmadan binebilen tek hayvanım ben…”

”yüzüne tükür laciverdin, maviyi siyahla aldatıyor diye !”

”erkek şöyle düşünür: “isterse başkasını sevsin,
yeter ki sevişmesin.” kadında cümle tersine döner: “isterse başkasıyla
sevişsin, yeter ki sevmesin.” çünkü kadına göre vücudun merkezi yürek,
erkeğe göre etek. erkek eteği paylaşamaz, kadın yüreği.”

”bir silahın şarjöründe tanışan iki soğuk mermi
gibi, aynı bedene sıkılan iki el kurşun gibi,katille kurban
arasında o birkaç saniyelik telaşla sevmiştim seni…”

”öyle aydınlık bir sonbahar ki senin yaklaştığın anda yüreğimdeki kör yangın bu
yangından herkes kahkahalarla çıkacak bir sen kurtulamayacaksın”

”telaffuzu zor bir kelime gibi unutacağım seni.
çünkü telafisi yok insanın! ve insan bir insanla yenileyemez kendini!”

”çok güzel diri taklidi yaptığımı bir sır olarak sakla anne !! ”

”hayatın en hüzünlü anı;

mevsimine kapıldığın kişinin bahçesinde açabilecek bir çicek olmadığını anladığın andır”

”beni neyle emzirdin anne? hala başım dönüyor…”

”10suzum ama… 100süz değilim !”

”insan inandığı şeyler uğruna, muhteşem hatalar da yapabilir. kızmamalısın…”

”sela’m okunuyor bakışlarında… ”

”b grubu kan bankasıydım sana.. seninse sıfır’dı kan grubun..
tek farkımız buydu işte..’sadece’ sen herkese veriyordun…”

”eros bile çare değil bu aşka/okları bir türlü batmıyor kıçına…”

”ben kin tutmayı aşktan daha yüce bilirim..
aşk acısı silinir , kin mezara kadar !”

”biliyorsun değil mi ?
seni benden sormayacaklar,
nikah düşmeyecek ikimize.
zina sayılacak, aklıma her düşüşün.
tenlerimiz helalleşmişti oysa…”

”adını duyduğum zaman degil . yanında bir ad duyunca kalbim acıyor ”

”kaybedecek bir seyi olmayandan korkmalısın …
cunku onlar kazanmak icin her seyi yaparlar”

”zamanın aklî dengesini bozan trajik sevgililer olacağımıza
aynı hastalığın iki farklı belirtisi gibi yaşarız başkalarının vücudunda..”

”her rengin bi kişiliği vardır.her kişiliğin de bir rengi.
ben senin rengini buldum.kahperengi !!”

”kalp imaninin, kaçinci sarti ayirdi bizi..
ben 5vakit ‘sen’ kilarken, sen bu ask’a abdestsiz mi basladin sevgili…”

”ekmeğime hoşçakal sürdün ya sen, ben şimdi “aşk” karınla sana, ne şiirler yazarım”

”insanların birbirini tanıması için en iyi zaman,
ayrılmalarına en yakın zamandır”

”unut beni..
ve unuttuğunu hatırla yalnızca!!!”

”sen git, aşk bana kalsın ” diye bir şey yok!
seni istemeyen benliğim, aşkını ne yapsın ?”

”kapı gıcırtısı ayrılığımızın fon müziği iken..
sen bana seni seviyorum derken playback mi yaptın ?”

”öldüğüm varsayılsın. otopsiyle uğraşmak
lüzumsuz bence. sebebime direkt gözlerin yazılsın. keza senin yoksa
bile, yokluğunun mutlaka parmağı vardır bu cinayette !”

”şimdi aynı bardaktan su içemiyoruz. ben bunu biliyorum.
su biliyor. bardak biliyor.. bir sen bilmiyorsun..”

”git… öyle bir git ki gidişin yıkmasın beni… öyle
bir git ki; gidişin akıtmasın gözümde ki seli… öyle bir git ki
çığlıklarımla uyandırmayayım içimde ki depremi… ve öyle bir git ki
beklemeyeyim bir daha seni…”

”o kadar hoşsunuz ki, sizinle uygunsuz bir pozisyonda yakalanmak isterdim..”

”söyle; doğrularım yanlışlarının ırzına mı geçti !”

”çünkü hayat, ölümün insana oynadığı en
trajik, en mükemmel, en acımasız oyunuydu. senin için ölüyordum.
durum buydu!…”

Küçük İskender

Çaya Methiye

iki çay söylemiştik orda, biri açık,
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
(Cemal Süreya)

haydi iç de çay koyayım.
(Ah Muhsin Ünlü / Onur Ünlü)

ve hala ince belli bardakta içilen çay tüm felsefe ,
poetika ve kuramların üstündedir.
Çay duyguların sıvı halidir.
(Bekir Erdoğan)

o bir çay istemişti, trenin içinde
biz tren yolcusuyduk, çölün içinde
ben yalnız kalmıştım, senin içinde
oysa kaç kişinin yerine sevmiştim seni!

aşkı geçtik, gözlerini açabilirsin
(Haydar Ergülen)

Ama bu kente gelirsen unutma beni ara,
sana bir çay ve temiz yaralar ısmarlarım.
(Osman Konuk)

Bizim içtiğimiz çay da çaydır
Çarpık dudaklı ezik gözlü allı mavili çaylar
Vadilerden renkli yağmurlar gibi gelir.
İçtiğimiz çay.
(Sezai Karakoç)

Çayın rengi ne güzel
Sabah sabah,
Açık havada!
Hava ne kadar güzel!
Oğlan çocuk ne kadar güzel!
Çay ne kadar güzel!
(Orhan Veli Kanık)

çay içiyoruz
mutlu bir sessizlik içinde.
(Cevat Çapan)

“Günün aydın, akşamın iyi olsun” diyen biri olmalı.
Bir telefon çalmalı ara sıra da olsa kulağımda.
Yoksa, zor değil, hiç zor değil,
Demli çayı bardakta karıştırıp,
Bir başına yudumlamak doyasıya.
Ama; “Çaya kaç şeker alırsın?”
Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra…
(Can Yücel)

biriniz birkaç yıldız taksın gökyüzüne
biriniz çay hazırlasın
biriniz akşam olsun
(Mevlâna İdris Zengin)

Basit yaşayacaksın basit
Sanki bir gün yaşamın sona erecekmiş gibi basit,
Çay, Simit ve Peynirle.
(Nazım Hikmet Ran)

Çekti ayakları kahveye vardı
Açtı tabakasın, sigara sardı
Daldı.. neden sonra garsonu gördü
‘Çay’ dedi, yutkundu, eğdi başını.
(Abdurrahim Karakoç)

çaydanlığı sürüyoruz ocağa
kayna suyum kayna suyum
kayna da çay içeyim
ben böylesi sabahları
içine de
içine de
……………………..

o biçim!
(Hasan Hüseyin Korkmazgil)

Hıncım bana kalsın gayrı
sen yalnızlığımı götür.
Bana çay demlemeyi öğret
elimi yüzümü yıkamayı,
ağzıma rakı koydurma.
(Ahmet Oktay)

çay içiyordu. sıkılıyordu. hamamda şarkılar söylü-
yordu görüntüm. işbaşı yapıyordu çalıntı zamanlarda.
(Altay Öktem)

Bütün gün kahvede oturdum yedek kulübesinde
ve bir kardeşim saf dışı kalsın diye
çay söyledim kahveden.
(İbrahim Tenekeci)

seni çay içerken izlemek
seni çay doldururken
seni demlerken çayı
kimseler inanmasa da düpedüz sevap
(Alper Gencer)

Dans eden bir kadının ayak bilekleri gibidir
Judy Garland gibi çay
Kan gibi çay.
(Sezai Karakoç)

Atları çayıra saldım diş kamaştıran erik ağaçları altına
Nisan toprağı kalbimde ağarıyor
Bence o çocuk öyle gülmemeli
Şimdi bir kadın çay demlese
(Ergin Günçe)

Çaycı getir ilaç kokulu çaydan
Dakika düşelim senelik paydan
(Necip Fazıl Kısakürek)

Biraz çay soğuklarda.
Ne kadar acı şu dünya
(Behçet Necatigil)

Bir bardak demli çay
burukluğu gibi kalsın
gecenin ve sabahın tadı
yaşasın anılarımızda
(Ahmet Telli)

Her gülümseyişinde tüm ülkeye çay ısmarlayayım,
seninleyken bir yudum çay zenginleştirilmiş uranyum gibi enerji veriyor bana Şebnem.
(Murat Menteş)

Çay henüz her şey bitmedi demektir.
(Cezmi Ersöz)

hayatta herkesin mutlaka
bir sarayburnu aile çaybahçesi varsa
hayatta herkesin mutlaka bir istanbulu varsa
hayatta herkesin mutlaka bir tanrısı varsa
ve biz tanrısız kaldığımıza göre
sen benimle mi gelirsin
ben sen de mi kalırım
bunu bırakalım şu geçip giden bulutlar düşünsün
(Salih Bolat)

Çay içmeye gidenler vardı akşamüstü, parklara gidenler de
Duruma uymak kısaltıyordu günlerini artamayan eksilmeyen bir hüzünle…
(Turgut Uyar)

Aşkınla demlenmiş sıcak bir çay içmeliyim.
Küfürler saçıp etrafa, belalara bulaştırmalıyım ağrılı başımı.
Yokluğuna alışmamalıyım.
(Tarık Tufan)

bir çay yalnızlığı emirgân’dan öteye
değdikçe ısındığı yaldızlı bardağın
(Attila İlhan)

Ve oturdu mu bir masaya
hakkını verir çay içmenin
(Cahit Zarifoğlu)

Ya da bir oda kapısını açtığınız zaman
O müthiş öğle sıcağında
Pencerenin önünde örgü ören birinin
– Örgü mü, bir çay bardağını başka başka tutan ellerin becerikliliği mi-
Görülmediği gibi
Ama var mıydı sanki görülmek isteyen
Var mıydı bir şeyler bekleyen yüreğimin eskittiklerinden.
(Edip Cansever)

Benim çay bardağımda senin gözlerin olur
Senin gözlerin sizin çay bardaklarınızda
Onların gözleri
(Sezai Karakoç)

Beyitler

Göz gördü, gönül sevdi seni ey yüzü mâhım
Kurbânın olam var mı benim bunda günâhım
Nahifî

Bir demir dağı delip boynuna almak gibidir
Her kişi âşık olurdu eğer âsân olsa
Taşlıcalı Yahya

Şîrler pençe-i kahrımda olurken lerzan
Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek
Yavuz Selim

Seni candan ziyâde cânânım
Sevdiğimdir, günâhımı bilirim.
Fasih Dede

Alemi pervâne-i şem’i cemâlin kıldı aşk,
Cân-ı âlemsin fedâ her lahza bin candır sana
Fuzûlî

Biz âleme bir yâr için âh etmeye geldik
Yenişehirli Avnî

Gören sanır ki safâdân semâ-ı râh ederim
Döner döner bakarım kûy-i yâre âh ederim
Esrar Dede

Hep seninçündür benim dünya cefâsın çektiğim
Yoksa ömrüm varı sensiz neylerim dünyâyı ben
Bâkî

Meğer sevda imiş canın mayası
Ona mihman imiş yüzün aynası
Nimrî Dede

Vâızın nâr-ı cehennem dediği firkat imiş
Usûli

Gel, gel ki cümle savm ü salâtın kazası var
Sensiz geçen zemân-ı hayâtın kazası yok
Nesimî

Ne şeb ki kûyine yüz sürmesem o dem ölürüm
Ne gün ki kâmetini görmesem kıyâmet olur.
Nef’î

Duramaz yârsız gurbette âdem
Olur dîdârsız cennet cehennem.
Taşlıcalı Yahya Bey

Öyle zaif kıl tenimi firkatinde kim
Vaslına mümkün ola yetürmek sabâ beni
Fuzûlî

Yârdan mehcûr iken düştük diyâr-ı gurbete
Dehr gösterdi yine hicrân hicrân üstüne.
Râsih

Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkıt ne bilir
Müptelâ-yı gama sor kim geceler kaç sâat
Sâbit

Biz bülbül-i muhrik-dem-i gülzâr-ı firâkız
Âteş kesilir geçse sabâ gülşenimizden.
Selim-i S’anî

Sen gelmeyince hâtıra bilsen neler gelir.
Nâbî

Bülbülden işit nâliş-i hasret neye derler
Ragıp Paşa

Yârdan mehcûr iken düştük diyâr-ı gurbete
Dehr gösterdi yine hicrân hicrân üstüne
Râsih

Kış geldi firak açmadadır sîneme yâre
Vuslat yine mi kaldı güzel fasl-ı bahâre
La edri

Su uyur düşman uyur haste-i hicrân uyumaz
Şeyh Galib

Mini Mini Şiirler

AĞIR İŞÇİ
En ağır işçi benim
Gün 24 saat
Seni düşünüyorum

Ümit YAŞAR

SUNU
aşk kuşu’nun karanlıkta kanayışı niyedir
şiir-kuşun uçuşuna eşlik etsin diyedir

Ahmet NECDET

PARSEL
Girdim yarin bahçesine
Parsellenmiş

Erdoğan TOKMAKÇIOĞLU

DOKUNMATİK
Görmüyor musun
Su içiyorum
Şiir yazıyorum
Ne dokunuyorsun

Can YÜCEL

HAYDAR HAYDAR
Bir durak börtü böcek
Çıplanmış tarlalarda
Hişt hişt Sait Faik

Salâh BİRSEL

MERAK
İçimde bir merak bir merak
Ölümümden bir ay sonra bir güncük yaşamak
Ve dostu düşmanı
Suçüstü yakalamak

Aziz NESİN

KEHANET 1985
Lokman Şair senin hayatın
Yedi kırlangıcın hayatı kadar
Altısını ardı ardına yaşadın
Bir kırlangıcın daha var

Cemal SÜREYA

İKİ DOĞRU
Ana
Çocuğu somutlar
Anadil
Çocuğun kişiliğini.

Fazıl Hüsnü DAĞLARCA

İLLET
Sayın baylar bayanlar
Ayıptır söylemesi
Bende
Vatan aşkı var.

Halim ŞEFİK

ÇİÇEKLE KONUŞMA
Artık ne pencerem var seni koyacak
Ne masam,
Sevgilim de yok bu şehirde
Çiçek seni alıp ne yapsam?

Cahit KÜLEBİ

KADEH
Burası dalyan kahvesi
Ortalık süt mavisi
Apostol bu ne biçim meyhane
Tabağımda bir bulut
Kadehimde gökyüzü

Oktay RİFAT

YAĞMUR
Birden serçelerle indi yağmur
Hangisi serçe
Hangisi yağmur

Melih Cevdet ANDAY

MARİFET
Suya dokunmazmış
Sabuna dokunmazmış
Pise bak

Celal VARDAR

BAŞLANGIÇ
Doğanın bana verdiği bu ödülden
Çıldırıp yitmemek için
İki insan gibi kaldım
Birbiriyle konuşan iki insan.

Edip CANSEVER

BOYNUMUN BORCU
Leman Hanım
Size bir şiir borcum vardı ya
İşte onu ödüyorum.

Metin ELOĞLU

Deli eder insanı bu dünya;
Bu gece, bu yıldızlar, bu koku,
Bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç

ORHAN VELİ

RÜYA
Annemi ölmüş gördüm rüyamda.
Ağlayarak uyanışım
Hatırlattı bana, bir bayram sabahı
Gökyüzüne kaçırdığım balonuma bakıp
Ağlayışımı.

ORHAN VELİ

DAĞ BAŞI
Dağ başındasın;
Derdin günün hasretlik;
Akşam olmuş,
Güneş batmış,
İçmeyip de ne haltedeceksin?

ORHAN VELİ

DÂVET
Bekliyorum
Öyle bir havada gel ki,
Vazgeçmek mümkün olmasın.

ORHAN VELİ

CIMBIZLI ŞİİR
Ne atom bombası,
Ne Londra Konferansı,
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna,
Umurunda mı dünya!

ORHAN VELİ

AYRILIŞ
Bakakalırım giden geminin ardından;
Atamam kendimi denize, dünya güzel;
Serde erkeklik var, ağlayamam.

ORHAN VELİ

SAKA KUŞU
Güzel kız, sen küçüklüğümde
Bahçemdeki erik ağacının
En yüksek dalına kurduğum
Öksenin üstünde dolaşan
Saka kuşu kadar
Sevimli değilsin.

ORHAN VELİ

YATAĞIM
Ben ki her akşam yatağımda
Onu düşünüyorum.
Onu sevdiğim müddetçe
Yatağımı da seveceğim.

ORHAN VELİ

KIZ KURUSU
Pulsuz zarf gibisin
üstünde adresi
evde kaldın
n’aber kız
kulesi

SUNAY AKIN

HAYKAY
Zincirleme yanar bu garip cigara
Karşıda tüten baca
Anamın memesi burnumda tütüyor

Can Yücel

Cemal Süreya:

KAHVALTI
Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem
Ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı

KEHANET 1985
Lokman şair senin hayatın
Yedi kırlangıcın hayatı kadar
Altısını ardı ardına yaşadın
Bir kırlangıcın daha var

BİR GÜN
Bir gün seni bırakırım ya
tütünü bırakmak gibi bir şey olur bu
Evet, gün geliyor, bıkıyorum senden,
ama İstanbul’dan bıkmak gibi bir şey olur bu.

ŞARAP
Saat onikiden sonra,
Bütün içkiler
Şaraptır


Önü
Kapalıçarşı;
Arkası
Mısırçarşısı

YAKIN
Güzelsin sevgilim,
Ama çok yakından!

AMA SENİN
Daha nen olayım isterdin,
Onursuzunum senin!

MEZARTAŞI ÇİÇEKLERİ
70.000 aşk ve 90.000.000 dize:
Ünlü şair İlhan Berk burda yatıyor!
N’olur yolcu, sevaptır, sakın üşenme
Yukardaki sayıya bir sıfırda sen ekle.

EDİP CANSEVER
Yeşil ipek gömleğinin yakası
Büyük zamana düşer.

Herşeyin fazlası zararlıdır ya,
Fazla şiirden öldü Edip Cansever.

MUT ( SUZ )
Kim istemez mutlu olmayı
Ama mutsuzluğa da var mısın?

ÖLÜM
Ölüm geliyor aklıma birden ölüm
Bir ağacın gövdesine sarılıyorum.

Dize Antolojisi

kimsenin yağmuru değmiyor ötekinin kalbine
Çiğdem Sezer

Bir bahçe
bir akşamüstüyle çıkıyor
İlhan Berk

aşk emilip unutulmuş bir anne memesiyken
tutalım yüzümüzde o gölgeli anlamı
Cem Uzungüneş

Öptün sen durmadan
ben dinlendim dudaklarını…
Serap Erdoğan

içime döndüm yine seni severek
kullandım çarşı iznimi
Selim Temo

Taşın sabrı ruhun suyuyla büyüttün beni
bundandır her gittiğimde aklımda kalmak fikri
Birhan Keskin

Utandı yorgunluktan alçalan kuşu vuran avcı
Tahir Abacı

Ayna olsam size çok kırılırdım
Haydar Ergülen

Akıtarak sesini bana doğru / su’yun hallerini soruyorsun
Ruşen Hakkı

Cam ve hayat, içi dışı sinema bir cep aynası belki
Hüseyin Alemdar

Göğün ipini tutmuş koşuyor çocuk
Savura savura denizi, al yeşil mor, kıyı boyunca.
Sait Maden

ateşte yanmayan semender, adı olmayan yalnızlıktım
Ahmet Uysal

sözcüklerdir asıl iç çamaşırları
aşk denen giysilerin altına gizlenen
küçük İskender

hayat beni gözyaşımdan öpüyor
Betül Tarıman

söz diri söylenir, ancak yaşarken ölebilir insan
Orhan Alkaya

söylesene, söyle kaç yıl… ve niye
kaçıp da saklandın yalnızlığından?
Hilmi Yavuz

Başkasının odasını göze alıyorsan
Orada bir başkası olacağını unutma!
Hafız

Çok sesimle / kıymetini söyledim
Sina Akyol

Yağmur yağacakmış daha
henüz onu unutmayana
Birhan Keskin

Kim kimin fırsatıdır, kim kimin felaketi?
Toprak niye gül köklerine ayrı renk verir?
Ahmet Oktay

ey anlam, aklın uçarı çocuğu!
annen bir fahişedir senin
kim bilir hangi nesnelerle sevişir
İlyas Tunç

Yağmur günü kahve kokar elbette
Mevsimleri penceresiz bir kadın
Nilay Özer

olmayan birine bakar gibi uzaklara bakar sokak
Oya Uysal

Yaralarını sararak ilerler istek: / Uzlaşıcı kimliği gülün!
Şerif Erginbay

Her dokunuş bir baba öpücüğü
Görünmez; sınırları aşardık
Merih Akoğul

Erkenden kalk, aynada yüzünün gürültüsü
Serdar Koçak

Sabırla büyüttüğüm beşiklere beni as
Celalettin Çevik

Uzun sustum, ey durmadan konuşanlar / Geçmedi üşümem
Ben bir aşkın kar yağışından geliyorum…
Şükrü Erbaş

Baktım bir kaplumbağa suya uzanıyordu
Suyu biraz öne çektim
İlhan Berk

anılarından utanan çocuk
yaşlanınca şaşar kendine
Gülten Akın

elleriniz güneş burkulması, bakın,
kalbinizi saymıyorum o hep bir ay tutulması
Engin Turgut

Gül kavmini sevmezdi
Çöl beslerdi avucunda
Zeynep Köylü

Kağıt ışığa düşecek, adım sözcüklere üşüşünce
Hilmi Haşal

Büyük, taşlaşmış damlalardır Zaman, bende
bana ne var ne yok kilitler
Enis Batur

Geri çevirsin gülün solan rengini
bir yavru kuşun acele tüylenişi
Veysel Çolak

İpe çektim suyun rengini
Betül Tarıman

Sabaha karşı çarşaflardan
inlemeler silkeliyor balkon bakışlı bir kadın
Emel Güz

oysa camdaki sardunya gibi üşür
bana biçtiğin ömür
Birhan Keskin

dağı kucaklar da, / susar / incecik patika…
Celal Soycan

Gül satan nisan dudaklı kızların
Omuzlarına tünemiş bir akşamdım
Nilay Özer

Unuttuk gülün dalında akan suyu aramayı
Metin Fındıkçı

ıslak sesin bile ürpertiyor seni
ruhunla örtüşen yüzünde üşümüş bir çocuk resmi
Oya Uysal

Düşkünler yurdu ülkenden
Saçı dökülen bir anıt kaldı geriye
Ali Serdar

Dildir yaşayan çadırlarda
Ve soyunur her gece Muhammed’e bakarak kadınlar.
Metin Güven

Kış temrinleri, yüzleştirir çünkü,
babaları yas, çocukları beyazla.
Vural Bahadır Bayrıl

Dün beni öptü de madam
göğsünü yarıp vazodan döktü
Ben, kan / hayz derim.
O, virgülperdaz der, utanır, eğilir.
Emel İrtem

güneşe değmiş gibiydi gözlerinde uçan kuşlar,
İcimde yanık kanat sesleri!..
Hüseyin Atabaş

olmuyor ayakların ezberine gitmek yolları
badem ağacının / bahara omuz silkmesi gibi bir şey
Kazım Şahin

Ölü bir toprağa serpilmiş yüzleri
Toplayıp gelme bana
Özlem Esen

ölüm! hayat uğruna seni terkediyorum!.. hoşçakal!..
küçük İskender

bir şiire başlarsın birini bitirmeden (…)
sevmek için geç ölmek için erken
Attilâ İlhan

Ben hiç rastlamadım gidiş-dönüş bileti alan bir kadına
rastlarsanız bakın yanında bilet gibi kıvrılmış üzgün adama
Hafız (Haydar Ergülen)

İnsan bu: Hiçbirşeyle bir sonrasızı tanır
Tanıyınca gönenir / öncesizi kuşanır
Ahmet Necdet

Fırınlanmış bir meşe tahtasında
Yıkasalardı seni yeşerirdi.
Vecihi Timuroğlu

Yeni başlayan kar gibi
Ömrüme düşüyordu yıldızlar
Kandiller içinde sevgilim, kandiller var.
Metin Güven

uzun upuzun bir çığlık edindim
karışsın içine alsın hem içimi hem geceyi
Adnan Azar

Zaman sıkılıyor
Aynı şeyi görmekten
Gonca Özmen

Buzun suya dönüştüğü yerde
penguenimin cansızlığını örtüyor
hırkası Edip’in.
Kadir Yüksel

bu şiir yazıldığı gibi okunmalı
bu hayat bilindiği gibi yaşanacaksa,
yani hüzün dediğim yalnızca bir küfürdür
ve küfür bir karanfilin ağzına ne kadar yakışırsa
küçük İskender

Dönmeyeceksen sakın benzeme kuşlara
Tuğrul Ediz

Sahi, mentollü bir suç olup da günaha uyusak
Hüseyin Alemdar

Kalp, inleyişinden tanınır
Bir öpünce, bir de kırılınca
Mahmut Temizyürek

Umay. İç içe iki yay / gibi hâlâ ay
Hüseyin Ferhad

Harflerin gülüştüğünü senin adında gördüm!
Haydar Ergülen

yoksul bir gün yarının kumbarasını açar
yeni elvedalar satın alır benim için
Nilay Özer

öyle ağır yalnızlığı herkese vermiyorlar
Attilâ İlhan

Derleyen: Hüseyin Cahit

Kuş ölür, sen uçuşu hatırla

Kuş olup uçsam, sevgilinin diyarına

Neveser Kökdeş

Martılar uçuyor etrafımda
Sanki beni karşılıyorlar
Mihnetin bu acı günlerini unut artık gül diyorlar

?

martı çığlıklarıyla bir sahil kayalığında
nefesin vücudumu yakıyordu yer yer

İhsan Yüce

haliç’te içli bir mandolin
akortsuz düşleriyle
ses verirdi
hep çocuk kalacak bir yetimin
içinde biriktirdiği itirazlara
ki kimse duymazdı onu
çöplenen martılardan başka


Suavi Kemal Yazgıç
ey ipini boynuma doladığım balon,
sende duyuyor musun, yüzlerce yılın
suskunluğunu konuşuyor martılar
şafak alacası vuruyor şehrin yüzüne
çocukları namaza kaldıracaklar.
Elif Akyol
nereye dönsem deniz oradaydı
bir beyaz martı çığlık çığlığa
ağzında inci mercan nar

Mehmet Solak
Martılar ki sokak çocuklarıdır denizin
Can Yücel

Gülcemal geçiyor gözümün önünden
Geçip gidip Boğaz’a dalıyor
Arkasından bir sürü martılar
Bir ilkyaz sisi
Ve bir sürü gözyaşları…
Erdal Ceyhan
Caddenin bostanına Malatyadan geldim
kara trenlerin uzun düdükleri kulağımda
Haydarpaşa kapılarını maviye açmış
rüzgar martıya yakışmış balıklar suya
kayık kayıyor,çanları tutun delirmesin
hangi renkti sustuğum Göztepenin kıyısında
Arife Kalender

karda kalmış serçe gibi üşüyorum

Nevzat Çelik

-Yoruldum, patron.. Yollarda yağmurdaki bir serçe kadar yalnız olmaktan yoruldum.

Replik


Uyardım gelincikleri, üşüdüğünde gelip yaslanacaklar yüreğine.
Ama serçeler ve nergisler üzerine yemin ederim, artık yapamam dediğinde,
Ben yine gelir sırtımı sırtına veririm.

Fatma Savcı

sonra kirli bir duman çöküyor kente
serçelerde sonbahar mahmurluğu…

Yılmaz Odabaşı

Akşamüstü
Soğuk rüzgârın altında
Bir serçeyle oynaşıp duran
Çocuğun biri
Gece birdenbire
Ölüverdi.

Nakahara Chuya

II
Anlar mı serçelerin
neden göç etmediğini
sobanın kurulmasını
bekleyen
kedi

III
Yalnızca rüzgar gelir
ölü bir serçenin
cenaze törenine
ve usulca
kımıldatır tüylerini
kediden önce

Sunay Akın

Sevgilim ne zaman sokaktan geçse
serçeler barıştı güvercinlerle.

Attila Jozsef

Küçücük bir serçe kuşu
Çıkmış şakıyor ölüme karşı.
Güzel değilsiniz işte
Ağzından bir kez dünya çıkmayanlar.

Şükrü Erbaş

Bu eller miydi kesen mavi serçeyi
Birkaç damla kan ki zafer ve kahramanlık.
Yorganın altına saklanarak
Bu eller miydi sevmeyen geceyi.

Fazıl Hüsnü Dağlarca

kar yağarken serçeleri seyrettim
çocuklarım geldi birden aklıma
sabırsızlanıyorlar büyümek için
gelmeyin,burası derin!

İbrahim Tenekeci


yine yiyecek telaşında serçeler

Rıdvan Canım

Hatırla; hayatım bir soluktan ibaret
Çöldeki bir pelikan gibiyim
Ve bir serçe gibiyim, damda tek başına kalmış.
Dökülmüş su gibiyim
Ve ölüp gitmişler gibiyim

Furuğ Ferruhzad

sen yenisin galiba; diyalektiği ve aşkı şaka sanıyorsun
kış serçesi gibi pencere önlerinde telaş yapıyorsun

Sezai Sarıoğlu

serçeler benim kalbimdir

Turgut Uyar

aşk bitti desem de hüznü kalıyor
yılkıya bırakılmış bir at hüznü
bir serçe ölüsünün hüznü
içimdeki sıkıntısı, tortusu..

Ahmet Ada

“hazar rüzgarı”nda dökülmüş
“hasta yapraklar”a mı üzülmedik!
serçelere mi acımadık, kış günlerinde
kendimizi unutarak!

Rıfat Ilgaz

Karın kapattığı yollarda
Yalnızca serçelerin kanat izleri
Bir tek pencere görünmüyor ufukta…

Gittikçe ağırlaşıyor hiçlik duygusu…

Şükrü Erbaş

“Şüphesiz Adem oğlunun kalbi serçe kuşu gibidir, günde yedi defa döner, çevrilir durur.”

Hz. Muhammed (S.A.V.)

Birden serçelerle indi yağmur
Hangisi serçe
Hangisi yağmur

Melih Cevdet Anday

Yedeğimde hep bir şiir olmalı
Yuvasında ilk kez uçan serçe gibi telaşlı,

Nihat Behram


Ve yuvada bekleşen sabırsız, küçük 
Serçeler gibiydik ikimiz.

Yavuz Bülent Bakiler

Kuşlar kaçmıyor benden;
Bir güvercin kanadında okşuyorum
Göklerin maviliğini.
Serçelerin cıvıltısıyla siniyor içime

Cahit Sıtkı Tarancı

konup kalkıyor yorgun kanatlı bir serçe
kumsala çekilmiş sandalın çürüyen gölgesine

Nuri Demirci

Hayat kısa, kuşlar uçuyor.

Cemal Süreya


Ağaç anlatabilir kendini yağmura,
hiç değilse fısıldayabilir-bunu biliyorum.
kuş nasıl tarif edecek; konsa yeryüzünde av,
uçsa bir ömür boynunda vebal.

Birhan Keskin

Kuşlar uçarlar uçarlar, insanlar vardı sanır.

Cahit Zarifoğlu


Belki bütün kuşlar uçar, belki değil mutlaka.

Turgut Uyar

Kuşlar boşluk boşluk uçtukça. bir şey hızla duruyor.

Edip Cansever


Kuşlar gelsin hafız;
onlara dair kötü hatıraları yoktur gökyüzünün
onlar intihar nedir, ihanet nedir bilmezler

Bekir Erdoğan

Mevsimi aşka çağıran kuşların nerde senin.

İsmet Özel

Yüreğinde ki yaralara kuş olayım
her şeyi düzeltip lütufkarca uçayım

Özmen Yıldız

Takınsam kanat manat, kuş muş olsam seğirtsem.

N.Fazıl Kısakürek


Kuşlar peru’ya ölmek için uçar.

İlhan Berk

Bir çocuğun, kuş olduğunu düşünmeye hakkı vardır. Tabii bu
biraz tehlikelidir.
Özellikle arka balkonlarda manasızca oturmayı seviyorsa.

Emrah Serbes

Utanın; kuşlar uçuyor, uçaklar düşüyor.

Özdemir Asaf

Ah beni vursalar bir kuş yerine.

Sezai Karakoç

Ve sen kuş olup gidersin

Tarık Tufan

Kuşlar mı ki, çok şey denildi şair dilinden.

Ahmet Telli


Dön bana ve dinle, kuşlar uçuşuyor içimde.

Erdem Beyazıt

Göçmen kuşlar gibi çok uzaklardan. gel artık. ne olursun.

Yavuz Bülent Bakiler


Kuşlar ölürse yere düşerler, yere düşerler ve onları hep zehra
toplar.

Âh Muhsin Ünlü

Yüreğinden beyaz kuşlar uçardı yüreğime.

Haydar Ergülen


Bir yastık arıyorum kuş seslerinden.

İbrahim Tenekeci

Uçan kuşlar konsun senin göğüne.

Murathan Mungan


Konuk et, kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana.

Yılmaz Odabaşı

Ah bu kuş, bu gidişle. uça uça gök bırakmayacak. öteki kuşlara.

Cahit Koytak

Kuşlar uçuyor, kervanlar geçiyor, bir iğne deliğinden.

Âsaf Hâlet Çelebi

Kuşlar geçiyor, derken; yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.

Orhan Veli Kanık


Siz söyleyin garipliğimi kuşlar.

Cahit Sıtkı Tarancı

Kuşlar gibi yalnız, yapayalnızdım açıkta.

Yahya Kemal Beyatlı


Hasretsiz bir kanat şakırtısına, mavi gökte kuşlar yine uçar mı?

Ahmet Hamdi Tanpınar

Uçun kuşlar, uçun burda vefa yok.

Rıza Tevfik Bölükbaşı


Sen gittin gideli kuşlar anlamaz görünür.

Hilmi Yavuz

Canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını
Cemal Süreya


Kuşlar da kaderle uçar..

Cahit Zarifoğlu

Kuş ölür, sen uçuşu hatırla.

Füruğ Ferruhzad


Öyle güzelsin ki, kuş koysunlar yoluna

Nilgün Marmara

İnce bir serçe uçarsa yeter dağlara
Aşklar ki gurbeti olmayan bir tek ülkesiz.

Adnan Satıcı


Yüreğim, buğdayların arasında çırpınan
kör bir serçe.

Süreyya Berfe

Bir serçenin kanadın kırk kağnıya yüklettim
Çifti dahi çekmedi şöyle kaldı kazını

Yunus Emre

Hint Edebiyatından Dizeler

kader kısa kesse bile iyi insanın sevgisini
o sevginin izleri sürer gider insanlarda
bir canın titreşimleri gibi

(Ravigupta)

kötülere hiçbir iş için başvurmamak
borç istememek kıt kanaat geçinen dosttan
tatlı dilli, dürüst, iyi huylu olmak
ölüm döşeğinde bile elden bırakmamak mertliği
yılmamak en büyük talihsizlikler karşısında
büyük adamların izinden yürümek
bu kurallar keskin kılıç gibi yamandır ama
iyilere bunların hiçbirini öğretmek gerekmez

(Darmakirti)

görevini yerine getirmeyen öğretmen
cahilliğine rağmen konuşup duran softa
ahalisi boşuna yardım uman hükümdar
kocasının başının etini yiyen kadın
kent eğlentilerini kurup duran sığırtmaç
dağların koruların düşüne dalan berber
bunların altısı da fırtınalı denizde
batan cılız bir tekne gibi öldürücüdür

(Rajasekhara)

dünya benim olsa da, sırf ben hüküm sürsem de
koskoca yeryüzünde tek bir kentim var benim
bir tanecik kentimde benim tek bir evim var
şu evimin içinde bir taneciktir odam
odamın içinde de topu topu bir yatak
ve yatağın üstünde biricik karım uyur
saltanatımın nuru, neşesi, güzelliği

(Daksa)

sabır, zırhtan güçlüdür, korur varlığımızı
düşman arama sakın yüreğin öfkeliyse
dostun varsa gerekmez tehlikeye panzehir
eşin ısıtır seni ocağın yanmasa da
yılan bile ısırmaz iftira kadar kötü
aklın ve bilgin varsa zenginlik nene gerek
alçakgönüllülerin gözünde bir hiçtir süs
şiir, ilham perimiz, olmaz olsun saltanat

(Bavabuti)

Çevirmen: Talat S. Halman
Sanskrit

Mısraların İzdiham’ı

İstanbul ve yeryüzü hüznü avutacak gibi değil

Zarifoğlu

Şems çeker çıkarır kitabı havuzdan; kuru
Ah Muhsin Ünlü

Dünyanın dışında herhangi bir yer
Baudelaire

Kurbanım kadar acı çekiyordum
Lautremont

Her melek korkunçtur
Rilke

Tarihi olmayan halk
kurtarılamaz zamandan, çünkü tarih bir düzenidir
zamansız anların
Eliot

En iyi fıçılarda bile şarap tortusu bulunur.
Victor Hugo

Yaz bitmiş yazıt bırakmaksızın…
Arseny A. Tarkovsky

Tanrım bari sen konuş, en çok dili bilen sensin

Bülent Parlak

Bir şiir asla bitmez, sadece terkedilir
Paul Valery

Siz ne zaman öldünüz Allah aşkına yani ne zaman
T. Uyar

Tanrım
şu ırmağın aynısından bende var
İ. Tenekeci

Eh, yani ne çıkar siz bizi anlamasanız da
E. Cansever

Hiçbir
jaguarın ardından yetişme
Tek pozla yazık olur
K. Özbayrak

çünkü şairler hayırsız oğullarıdır hayatın…

Furkan Çalışkan

Biliyorsun, ben hangi şehirdeysem;
Yalnızlığın başkenti orası.
Cemal Süreya

Hedef unutuştur,
ben erken vardım.
Borges

Miskin ademoğulları
Ekinlere benzer gider
Kimi biter kimi yiter
Yere tohum saçmış gibi.
Yunus Emre

Canı kim cananı içün sever cananın sever
Canı içün kim ki cananın sever canın sever
Fuzuli

Her rüzgârla otlar gibi sallanırsan,
Dağlar kadar da olsan bir şeye değmezsin
Mevlana

Gör zahidi kim sahib-i irşad olayım der
Dün mektebe vardı bugün üstad olayım der
B. Ruhi

Harbe giden sarı saçlı çocuk
Yine böyle güzel dön.
Orhan Veli

Bir şehrin uzak semtleri gibi gözlerin
üzgün, kara, ayaklanmaya hazır
İsmet Özel

İçimde kırılır kalır ağlayan sesin
A. Can Akyol

Tahsil-i kemalat, kem alat ile olmaz!
Nabi

İnkalar öldü, ne dersek diyelim.
Che

Sana uçak alamıyorsam Türkiye ekonomisi kötüye gidiyor demektir

Mustafa Akar

Ağırdan benimle açsaydı, tükeniş faslını mızrap.
İ. Özel

Bana kara diyen dilber, gözlerin kara değil mi
Karac’oğlan

Kim söyliyebilir belki nice zamanlardır ölmediğimizi?
I. Bachmann

Gülemiyorsun ya, gülmek bir halk gülüyorsa gülmektir.
E. Cansever

Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi.
Can Yücel

yaşamak görevdir yangın yerinde,
yaşamak, insan kalarak
Ataol Behramoğlu

Seni seviyorsam, bundan sana ne…
Goethe

Ve hiçbir atın şaha kalkmış
Bir sayfa şiire ulaşamaz hızı.
E. Dickinson

Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç.
Hasan Hüseyin

Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
C. Süreya

Tanrılar gördüm, bir gecede yıkıldılar.
Georg Trakl

Çocukların uyanışı
ağırlığı
yağmurun.
F. Banwarth

Sevsem öldürürler, sevmesem öldüm.
Karacaoğlan

Bir güzel susmak geliyor içimden
Can Yücel

Beni aşka terkettiğin için seviyorum seni
Haydar Ergülen

Git, anlayacağın şeylerle uyut kendini, yumuşak seslere gömül
Whitman

Altımızda kayan bu ölü şehri durdursana
Erdem Bayazıt

Benim dengemi bozmayınız
T. Uyar

Mevsimi aşka çağıran kuşların nerde senin
Güze el değdirmeyen ellerin nerde?
İ. Özel

ben ki parlattım pabuçlarınızı
yerinden oynattım dağlarınızı
ve işaretledim oyun kağıtlarınızı.
ama cennet yanıyor.
ya hazırlayın kendinizi elenmeye
ya da kalplerinizde cesaret olmalı
nöbet değişimi için.
Bob Dylan

Demek ayırt edebileceğini sanıyorsun Cehennem’i Cennet’ten,
mavi gökleri acıdan.
Pink Floyd

…cesaretini istiyorum bir çiçeğin
S. Plath

Hemingway umutsuzdu, ulaşmıştı sona,
Bizleri tüfeklerden, babaların intiharından korusun Tanrı,
kötü örnektir insanın kendi katili olması…
J. Berryman

Cesaretin var mı tedirgin etmeye evreni?
T.S. Eliot

İnsan ayrılırken,
fırlatmalı şapkasını denize
içinde yaz boyu topladığı
deniz kabukları.
Ingeborg Bachmann

Susku Tanrı’dır
Lao-tzu

Kıvır kuyruk kalemini kalbine sok
bir akrep gibi intihar et…
N. Hikmet

Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
E. Cansever

Zaten ölenler hep başkalarıdır.
(Marcel Duchamp’ın mezar taşından)

Başının etrafında dolaşan…
Ve sen güldükçe berraklaşan…
O hafif şey havaymış.
A. Tarkovsky

Tükenin var olun varlığıyla varlığın
Sezai Karakoç

Ete Kemiğe büründüm
İnsan diye göründüm…
Yunus Emre

öyle parçlandım ki ömrümde ,
sevgiyle öfke arasında,
sevgimi öfke vurdu,
öfkemi sevgi kaçırdı,
içim parçalandı arada.
C. Yücel

Yorgunluklar alıp kargılar dağıtan
İ. Özel

Kestim kara saçlarımı n’olacak şimdi
Bir şeycik olmadı – Deneyin lütfen –
Aydınlığım deliyim rüzgârlıyım
Günaydın kaysıyı sallayan yele
Kurtulan dirilen kişiye günaydın
Gülten Akın

Bir mezar kazıyoruz gökyüzüne rahatça yatmak için
A. Frederique

Aralıksız burnunu sokması vardır Tanrı’nın
A. Artaud

En leylim gecede ölesim tutmuş,
Ahmed Arif

Kim ki güneşe sürekli bakıp durur
Siyah bir lekenin uçtuğunu görür
Gözlerinde, çevresinde ve havada
Nerval

Erguvandın, kayboldun dile gelişlerde.
H. Yavuz

Kilidinki geberikse dilinin çözüldüğü akrebin aşikâr
Körün uçkur saplantısı görümcenin zülfü olduğu kadar
İsmet Özel

Sevinç bir taşa beş erik atan ağaçtır
Nilay Özer

terkedilmek,
alınyazım
anlıyorum.
anlamayan
gözyaşlarım.
(12. yy Japon kadın bir şairden)

Koşayım filmlerin ismi bu olsun
Şehre laciverd bir ceket gibi yakışsın yağmur
Rabbim gör Rabbim duy Rabbim bağışla
Rabbim kızın annesi bankada memur.
Ah Muhsin Ünlü

Bırakmak zor varsıllığı
Hasan Hüseyin

söyleyin kapı önleri tıkış tıkış aptallıklar
kaldırımlar canavar düdüğüyse bir ülkede
ne önemi var sendikaların
huzurevlerinin
içerde düzgün nehirler akıtmanın ne önemi var…
Süha Tuğtepe

Sen tane tanesin sevgilim
Denizim ben batık aşklarla dolu
Melih Cevdet Anday

Yerde ve göğde bana aynı yakınlıkta olan Tanrı’m
Benim sana yakınlığım için göğde tut beni, beni şiirine yakın eyle!
M. Eroğlu

Eylesen tûtîye tâlim-i edâ-yı kelîmât
Sözü insan olur ammâ özü insan olmaz
Fuzuli

Budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Nazım Hikmet

büyütebilir miyiz bir aşkı ayrılırız korkusuyla
sürdürebilir miyim bir aşkı ayrılamam korkusuyla
Akif Kurtuluş

neden bu kadar çok duruyoruz burada, bir türlü anlamıyorum
inecekler insin, öyle değil mi
Cansever

Velhasıl onlar vurdu biz büyüdük kardeşim’
Ece Aayhan

Allah’a inanır Arapça
yoksulluk çeker Türkçe
ve denizi sever çocukça
Hasan Hüseyin

Geçip giden bir şeye gönül bağlama.
Dicle Nehri, Halifeden sonra da Bağdat’tan çok geçecek.
Şirazlı Şeyh Sadi

O yıllar bir ressam tanırdım
gök çizemezdi.
İ. Çiçek

Bazen,
ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın.
William Shakespeare

Ve artık çirkinim
uykularımda örümcekler ürüyor şimdi.
Gelmiş geçmiş bütün gölgeleri denedim
ellerim hala pençe gibi.
İsmet Özel

Bu olağanmış gibi yaşamaya alışmak zorundayım.
Pavase

Seni aklıma düşüren,
yerçekimi değil.
Ahmet Telli

Sessizce bir cigara yakardın,
parmaklarımın ucunu yakardın.
Attila İlhan

sevgilim sabahın erkenini seviyor

Birhan Keskin

…ve özgür olsun bu bahtsızlık…
Rimbaud

Martılar ki sokak çocuklarıdır denizin
C. Yücel

İşte bugün, böyle titrek ellerle,
belirsiz bir kayıta koyuyorum prizmamı.
Che

Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.
Behçet Necatigil

Hafız! Sence çocuklar
Çiçeklerin koynunda uyumalıydı değil mi?

Ece Ayhan

İzdiham

Karşındakinin adam olup olmadığını, aşıkken değil ayrılırken anlarsın.

Kim ne derse desin, tek bir gerçeği vardır aşkın;
Karşındakinin adam olup olmadığını, aşıkken değil ayrılırken anlarsın.

Öyle insanlarla birlikte olacaksın ki; Onlar için “iyi mi ?” diye sormadan “iyi ki” var diyebilesin.

Başın sıkıştığında değil; Sevdiğini anlayıp, mutlu olmayı istediğinde gel ki; Ömrümü uğruna harcayayım.
Birazcık tuz etkisi yaratmalı insan birinin hayatında. Hani yaraya basıp acı vereninden değil, yemeğe katılıp tat vereninden…
Yeter be ! Kimsenin kollαrındα ölmek istemiyorum artık, αnnemin αyαklαrının dibine gömün beni, o yeter.
Hiç bir αşk bittiği gün bitmez aslındα. Giden için çok olmuştur biteli; ama kalan için belli değildir ne zαmαn biteceği!
Ey Yalnızlık ! Herkesin koynuna girip çıkarsın da, Bir tek benimle mi düzenli bir ilişkin var.
Merakımdan soruyorum…! Elele tutuşan bir çift gördüğünüzde siz de benim gibi üşüyor musunuz?
Ne olurdu yani, Bir sene de insanlık moda olsa..
Elimden gelen bir şey yoktu, kalbimden geleni yaptım ben de; Sevdim işte, o kadar.
Yeniden sevmek zordu.. Bαşαrdım. Amα bir unutmαyı dαhα becerebilir miyim, hiç bilmiyorum!
Yüreğimi korkak büyütmedim. Kaybettiklerim; dağıttığım servetimdir .
Sevdiklerimizi tekmelemeye αnne kαrnında bαşlαrız…
Ya kal, ya da git. Ama sakın ” bekle gelirim” deme. Çünkü ben, şimdiye kadar giden birinin, geri geldiğini hiç görmedim.
Tüm yaptıklarını bilmeme rağmen, Yine de senden bir türlü kopamamak.. ne garip.
Adının ne kadar güzel olduğunu, ancak sevdiğinin ağzından duyduğunda anlarsın…
Her çocuğun kalbinde kendinden büyük bir çocuk vardır.
Acı çekiyordum senden sonra fakat unuttuğun bir şey vardı. Çektiğim her acı beni değil, İçimdeki seni öldürüyordu.
Gidenlerden; aşkınızı, kalbinizi beyninizi mektuplarınızı vs. değil sadece uykularınızı geri isteyin.En çok ona ihtiyaç oluyor.
‎Seni özlemek nasıl bir borçsa artık, özle özle bitmiyor.
Değiştin diyorlar. Hayır! Kabul etmiyorum. Ben kademe atladım sadece, Artık uzun uzun susabiliyorum…
Bir tırnağı kırıldı diye 9 tırnağına birden kıyabilen bir kızın, kalbi kırıldığında neler yapabileceğini siz düşünün .
Kim ne derse desin, tek bir gerçeği vardır aşkın; “Karşındakinin adam olup olmadığını, aşıkken değil ayrılırken anlarsın .
Tek dileğim ne biliyormusun? Gözlerimi kapamış senli hayaller kurarken, gözlerimi açtığımda yanımda olman.
Ah be dünya ! Sen dönüyorsun onu anladık da bu insanlar senden daha hızlı dönüyor, hemde ortada hiçbir yörünge yokken.
Aslında kırmak istemiyorum kimseleri; ama hayat bu, bazen kırmak gerekiyor gereksizleri…
Sevmek sevdiği için kendini ateşe atmaktı eskiden. Şimdi; sevdiğini ateşe atıp üzerinden atlamak olmuş.
Aslında seni sevmeyenlere teşekkür etmelisin. Zaten sen de onlara bayılacak değilsin.
Keşke bazı insanlar için imalat hatası var, geri topluyoruz deseler.
İnsanlar fazla sevilmemeye programlı galiba. Ne zaman çok sevildiğimi hissetsem gidesim gelir. Ve ne zaman çok sevsem o gider.
Birgün herkes gerçek sevdiğiyle buluşacak dense, eminim o kadar çift yer değiştirir ki .
Vücudunun %70 i su olan bir canlının nasıl olurda içi yanar .
Vasiyetimdir; herşeyimi zamana bırakıyorum.
Ece Ayhan

Nigar Hanım’dan Mısralar

Söndürdü bürudetin nihayet
Kalbimde de kalmadı hararet
**
Bir hissi latif etmede kim kalbimi imla
Tüyler ile okşar gibi her uzvumu güya
**
Sevdiğim bil ki Nigar’ın bu şiirlerle heman
Sana ahvalini arz eylemedir hep emeli
**
Aşk… o hunhar… o cellad-ı kaza
Yalınız öldürür etmez ihya
**
Feryad ki feryadıma imdad edecek yok
Enfus ki gamdan beni azad edecek yok
**
Ne sevenim var ne kimseyi seviyorum.
Ne sevmek ihtimalim kaldı.
Boş dimağ, boş kalp, boş bir hayat…
**
Ben bu ömr-i elimi böyle hazin
Kimsesiz neşesiz melul u gamin
Geçirip sonra mevte mahkûmum
**

Ölürsem kalsın aksin gözlerimde

Nigar Hanım