Kelebek

Benim baştan başa bir aşık.
Kelebeğin narin kanadına.
Düşmanım bir rüzgar gibi,
Dikenleri olan yaşantılara.

Ve bir tek an
gökyüzüne kanatlarını açtı.
Yağmur asılı kaldı bulutlarda.
Bense sarıldım mor çiçeğine.

Ve hepsi geride.
Ve hepsi çiçeklerin yatışlarında.

Ümitsizliğin uğultusunu
duyuyorum baharında.
Karanlığın esintisi
sensiz gelmeden önce,
Güz yorgunluğu
getirecek seni bana.

Ve ben hala bir günlük ömrüne
düşman olacağım, sabaha.

Şafak Temiz

O gitti

Koydu
Fincanına çayını.
Sütle de karıştırdı.
Kül tablasına,
Koydu sigarayı.
Dudaklarına götürdü,
Sıcak fincanı.
Kalktı sandalyeden.
“Otur” dedim.
“Geciktim” dedi.
Geri gelmeyecekti.
Biliyordum.
Kahve fincanını,
Götürdüm dudağıma.
Soğumuştu.
Yanımdaydı.
Dokundu yüzüme.
Konuşmadan benimle,
Ayrıldı yanımdan.
Kapı sesi.
O gitti.
Bir pazar sabahı.
Ve ben ağladım.

Şafak Temiz

Felek

İzbe bir meyhaneye yürüme noktasındayım.
Adımlarım sarhoşlukla çark etmiş zamana.
Sonbahar desen, yapraklarını sermiş önüme.
İnanmıyorum kaybedilişe.
İnanmıyorum aşksız bir güne.

Doldurdum kadehleri ey felek!
Şanlı felek! kahbe felek!
Buyur karşılıklı oturalım.
Tüm gelişlere, yollara, gidişlere
sandal olsun unutkanlığımız.
Ve avuçlayalım kederlerimizi,
avuçlayalım biraz da
ihanet torbamızdan eksilsin.
Soğuk ki yalnızlık bardağını çatlatmış.

Gel buyur felek kederim, sevincim,
dostum ol felek dostum.

Kimsesizliğimi anlatayım sana.
Ve kadınlardan nasıl kaçtığımı.
Anlatayım ki
Uyurken gözlerimi kapadığımda,
örümcek ağları gibi acıların ruhumu
nasıl sardığını hisedesin.

Ve sen anla artık,
ne kadehler dolu,ne de gözlerim görüyor
betimlemesiz bir aşkı.
Avuçlamışım yüzümü, ağlıyorum.
Ancak bakışlarınla gerginliğim, hasretim bitecek.
Ve biliyorum bütün umutlarım akıp gidecek.

Şafak Temiz

Yolcu

Ben ne hallerdeyim yine.
Düştüm zamanın yoluna.
İnsanlar gibi duygularımda
insafsızlık etmese bana.
Ve yinede güvenmek
kolay olsa bir yoldaşa.

Halbu ki Zehirli bu yürüyüş bendeki.
Az biraz güvensizlik.
Öfke dolu bir kederden gelme.
Dost gibi kapılar kapalı kaderimde.

Yardım edin yardım edin.
Koşamıyorum.
Ayaklarım ki yollarımı, düşlerimde
depremlerle sallıyor.
Hergün yıkılır benle birlikte
sayısız bildiğim kendime kaçışlar.
Ve ben hala oynarım zamanın zehiriyle.

Kabul edemiyorum, etmiyorum.Yürüyorum.
Durdurun ve sadece yardım edin
Kendimi, yolumu arıyorum.

Şafak Temiz

Selam Olsun Bahçeye

Üşüyorum üşüyorum
ve yorgunluğun üstüme örtü olan akşama
sızılarımı, huylarımı diziyorum
tek tek tek tek
baykuş seslerini kulaklarımdan indirircesine
vurdum,
vuruyorum güzün yaralı sırtına.

Yaralı sırtıma bir entari örüyorum
bahçeme bir ip geriyorum.
Kelimenin fanilası kurumakta orada
çitlere savaşa karşın mutlu resimler çiziyorum

huzursuz, ruhsuz hayatımı geriye çekerek
sürahiyi yaşamın dinçliğine, varlığına döküyorum
acının, benimin suyunu
taze eşilmiş
gül kokan tanelerine döküyorum
döküyorum
yeşersin habersiz insanlardan,

sapkın dinlerden dilimde tomurcuklar bitti
gözlerimdeki toprakları eşeledim
parmaklarım geçmişe değdi
geceye değdi vücudum
gergin vuslatı inletti sınırsız gökyüzüne
perdeler kaldı uyanık çehreye
ulaşmam için birde akıp giden huzurum.

Akıyorum saydam aydınlığın içine
aydınlığım ben
yörüngeden taşan
sınırım, sınırsızlığı dolaşan.
Yaralarım dizginlendi belimin üstünde
yaralarım aşktandı
yaralarım doldu testide
damlaya damlaya ben aşındımbir de yitik sorularım.

Görüyorum görüyorum
inanıyorum inanıyorum
inanıyorum yarının huzur getireceğine
inanıyorum varlık evinin çetinliğine
ve taşkın kalbime secde ettim geçmişte
süzüldüm iliklerde diplerde
ve iliklerde ki anılardan yamaçtayım

Aşındım ve vurgunum yeryüzü şevkine
urganım bulutların beline
usum, ufkum uyarlanmış hayata genişledi
selam olsun yitirdiğim acılara
selam olsun yitirdiğim güneşe
Selam olsun güz yorgunu bahçeme.

Şafak Temiz