Bellek

sözün belleği yok

kopardığı dalları bahçesine taşırken
unutuyor az önce terk ettiği ormanı
kaybolduğu patikalarda döküp saçıyor
özündeki anlamı

-geri dönülmez artık
korkmayalım kuşlardan-

yolun belleği yok

eksiliyor dil yolunda
yürekte döllenen dirim
her şiirin bir ölüm oluşu
belki de bundan

-merhumu nasıl bilmezdiniz
az mı su içmişti pınarınızdan-

ölümün belleği yok

adak değil
sözcüklerin üzerine diktiğim
titrek alevli mumlar
sarhoş geceye
günün yolunu gösteriyorlar

-gecenin teni ipekse
gününki kılıçtan-

kimsenin haberi yok

parmak izi tutmayan tek şey insan teniymiş
yalan!
tenimin denizinde hâlâ yakamoz
bana balıkları sevdiren adam…

Özlem Çiçek

martilari+sevdiren+adam Bellek

Eyvah! yine hüzün

uyandım ki masamda duruyor kırmızı güller
onları kim koydu kırık dökük dizelerin,
solgun harflerin arasına?
harabeye çeviriyor gönlümü

bitti desem de bitmiyor bendeki aşk hüznü..
eskiden ne çok inanırdım
güllerin mucizelerine, geyiklerin bütün bir
yeryüzünü dolaşıp buğu içinde döndüğüne
karlı kış gecelerine

aşk bitti desem de hüznü kalıyor
yılkıya bırakılmış bir at hüznü
bir serçe ölüsünün hüznü
içimdeki sıkıntısı, tortusu..

uyandım ki bu bendeki hüzne karşı
dışarıda kiraz ağaçları çiçekleniyor

Ahmet Ada

eyvah+yine+huzun Eyvah! yine hüzün

Sone XI

Anılar geliyor bazen ister istemez akla;
Burnumdadır kokusu cumbalı evimizin
Taş sektiriyorduk büyük bir mutlulukla
Çalkantısız yüzünde dupduru bir denizin.
Metal paralar sektiren biri vardı aramızda;
Bir testere ağzı olurdu onu görünce sular.
Yaylanıp parayı çalımla savurunca,
Kanardı denizin sırtına açılan yaralar.
Tadarak güzelliğini Türkçenin kana kana,
Taşlarımız sözcükler oldu şimdi irili ufaklı.
Söz sektiriyoruz artık kimimiz imgeden yana.
Kimimiz kılavuz etmiş kendine aklı.

Denizde para sektirenler ortalardadır hâlâ;
Ben diyorum henüz erken, vakit gelmedi daha.

Metin Altıok

anilar+geliyor+akla Sone XI

İyi geceler

Niye bilmiyorum ama seni düşününce hep gözlerim doluyor. Sende de öyle oluyor mu tontonum? İlerde bir gün okul, iş, evlilik bi şekilde senden ayrı olacağımı bilmek nasıl bir hüzün bilemezsin. Ben büyüyorum baba.  kucağına alıp sevemeyeceğin kadar büyüyorum git gide. Ne kadar korkunç değil mi? Sen git gide benim oranı buranı sıkarak sevemeyeceğim kadar yaşlanıyorsun. Seni sımsıkı basarak sarılmaya kıyamayacağım kadar yaşlanıyorsun git gide. Babaammm seniii nasıl çok nasıl delice nasıl kıyamayarak seviyorum bir bilsen. En değerlimsin sen benim grı saçlım. Seni çok seviyorum. İyi geceler.

                                       
                                           
aysenur+koyuturk İyi geceler

Sone XX

İki türlü acı var, biri güncelden doğar
Acıdır günbegün kararan gazete haberleri;
İnsanı çözümsüzlüğün acziyle boğar.
İçine kanatır sessizce umurlu yürekleri.
Bu acı her zaman umut taşır yedeğinde.
Tutunur var gücüyle zamanın akışına.
İkincisi nakıştır duygunun gergefinde,
Kök salmış özümüzün karmaşık kumaşına.
İnsanın önüne geçilmez o kavrama isteği,
Acıya dönüşür doğanın dipsiz giziyle.
Hem odur hem de değil bir kuşun teleği,
İşleviyle çakışan kusursuz biçimiyle.

Hiçbir şeyi tam anlayamaz bilinç dediğin;
Acıyla tümlenir ancak türsel eksikliğin.

Metin Altıok

kimyasal-saldirida-olen-cocuklar-arasinda-kizlarim Sone XX

Günlük İşlerdenmiş Gibi Ölüm

Dönüp duruyor yol. Sonunda orda durduk.
Açık kapıdan gördük,
oturmuş yün eğiriyordu
Elinde kirmeni.
Kocaman bir yumak kapının orda yuvarlanıp kalmıştı.
Eşikten başımızı uzatıp:
“Nasılsın?” dedik. Sanki
bir sandalyenin yerini değiştiriyormuş gibi
“Ölüp gidiyoruz işte!” dedi,
kaldırmadan başını.
Günlük işlerdenmiş gibi ölüm.

Bir rüzgâr dövüp duruyordu önündeki denizi
Arada bir başını kaldırıp baktığı.

İlhan Berk

G%C3%BCnl%C3%BCk+islerdenmi%C5%9F+Gibi+%C3%B6l%C3%BCm Günlük İşlerdenmiş Gibi Ölüm

sana da yağdı mı kar

sana da yağdı mı kar
gözlerine usul usul
ince bileklerine kirpiklerine
son yapraklarına
kalbindeki umutsuz dalların
usul usul
sallandı mı senin

sana da yağdı mı kar

Mehmet Can Doğan

sana+da+yagdi+mi+kar sana da yağdı mı kar

Seher vakti burda kimler ağlamış Çimenler üstünde göz yaşları var

Şu yüce dağları duman kaplamış
Yine mi gurbetten kara haber var
Seher vakti burda kimler ağlamış
Çimenler üstünde göz yaşları var

Ufukta iz gördüm kızıl bayraktan
Bulutlar nem almış yeşil yapraktan
Bir kız ağlar sesi gelir uzaktan
Yine mi gurbetten kara haber var

Gönlümüz gam alır böyle günlerde
Önüme çektiler bir siyah perde
Yar senin aşkınla tutuldum derde
Yine mi gurbetten kara haber var

seher+vakti+burda+kimler+aglamis Seher vakti burda kimler ağlamış Çimenler üstünde göz yaşları var

İçimde ne var biliyor musun?

İçimde saklı acılar var,
Yoksul haneler var
Üzüm bağlarında yiten
Amele kadınların düşleri var…
İçimde yatılı okullar var,
Tren garları, otobüs terminalleri var,
İçimde elimden kayan
Yitirdiğim sevdiklerim var…
İçimde ihanetler, hayınlıklar var
İçimde dost ihanetleriyle örselenen bir yürek var
İçimde kaç kez uçurumun kenarından,
Hayatın dallarına tutunmuş bir yürek var…
İçimde karanfil yanıkları var,
Cam bilyelerim,topaçlarım var…
İçimde sarışın,mavi gözlü bir oğlanın
Zulme teslim olmayışı var…
İçimde çelik bir irade var
Sahte hayatların silicisyim ben
İçimde beni arkamdan vuran brütüs’leri
Bağışlayan bir merhamet var…
İçimde “Enel Hak” diyen bir mazlum var
İşkenceyle katledilen, Hallac-ı mansur,
İçimde bunlardan başka sen varsın,
Beni eyleyen böyle Mecnun !…

İbrahim Ormancı

icimde+ne+var+biliyor+musun İçimde ne var biliyor musun?

Yoruluyorum

Nerde boş kağıt bulursam
Şiir yazıyorum
Resim yapıyorum
Karalıyorum….

Nerde boş ağaç bulursam
Üzerine çıkıyorum
Meyvesini yiyorum
Salınıyorum….

Nerde boş kedi görsem
Teneke bağlıyorum
Korkuyla sıçratıyorum
Miyavlatıyorum….

Kimin boş vakti varsa
Beni kovalıyor
Yoruluyorum..

Mevlana İdris Zengin

yoruluyorum Yoruluyorum