Mektup

Bir mektup getirdiler.

Açtım. 
Rüzgâr esti…

Kito

mektup Mektup

Yaz Ayı

Ey yaz ayı,
kestirme yol mu var
bulutların arasında?

Sute Hanım

haiku Yaz Ayı

Ölüm Manzumesi

Bir yaprak düşüverdi yere çırpınarak.

Ardından salınarak bir başkası indi…

Ransetsu

olum+gibi Ölüm Manzumesi

İlk Kar

İlk kar!
Evinde oturan var mıdır bugün?

Kikaku

hergele+siirler İlk Kar

Dilenciler

Ayın seyrine çıkmış dilenciler.

Mutlu günlerinden dem vuruyor bir tanesi.

Kohei

dilenciler Dilenciler

Dalına uçtu yeniden

Dalına uçtu yeniden,

yere düşmüş bir çiçek! 
Çırpınan bir kelebekmiş heyhât!

Moritake Arakida (1472-1549)

haiku+sanati Dalına uçtu yeniden

İnsan Nasıl Değişiyor

Anlatsınlar bize o hikâyeyi
Onun başına geleni söylesinler
Ondan başka kimse konuşmasın artık
Gülüyor
Sokak karanlık
Gece yavaş yavaş bastırıyor
Us bırakıyor kendini
Başka hareketlere
Dipte diz çökerek taş yığını üstünde
Elleri bağlı
Bütün bağışlıyanlar
Acılı kalpleriyle
Hâlâ orada arkadalar
Gözleri yıldızlı
Bütün adlar birbirine karışmış
Kahkahalarla gülmeler
Kaybolmuş sayılar
Sonunda kaba rüzgâr onların hepsini dağıttı
Yapyalnız gidiyordu yankısız karanlıkta
Bakıyordu göklere duvara yere ve suya
Hikâye vicdan acısı
Hepsi unutulmuştu
Aynı adam değildi artık
Köşeyi döndüğü zaman
Pierre Reverdy

Pierre+Reverdy İnsan Nasıl Değişiyor

Kabuktan

“İki ay oluyor buluşmayalı
Bir yüzyıl
Dokuz saniye”*
ve denizden de sonsuz
Küçük parmağının tırnağı
Nereye götürüyor böyle beni?

Kararıyor kıyıdaki taşlar
Gözlerinde saklı
Akrebi ayrılığın
Büyüyen bir ağrı
Giriyor aramıza.

Kadir Aydemir

* Ritsos

nereye+goturuyorsun+beni Kabuktan

Randevu

Ben, aniden çıkan
İstanbul rüzgarına
inanmıyorum…

Kim bilir nerelerde
kedilerle koşturup
oynamıştır,
süzülen martıları
Korkutup kovalamıştır
gün boyu…

Gecikince aklına esmiş,
Aniden uçup gelmiş
Köşenin başına…

Unuttu elbete
Randevumuz olduğunu
Nefes nefese…

Oktay Ercanlı

oktay+ercanl%C4%B1+randevu Randevu

2005 sayısında yayınlanmıştır.

Penceremde Dolanma Ayışığı

Pencereme dolanma ayışığı
Rüzgarın soluğuyla titreye titreye
Ağaçların hatırını sor
– Yoksul ve kimsesizdirler
Denizlerin dibinde oynaşıp duran
Balıkların sırtlarını ışıt
Pencereme dolanma ayışığı
Gözlerimle sokaklara abandığımda
Yalnızlığı bulursam
Öksüz ve dağınık kitaplarımı bulursam
Odalarda, evlerde
Her radyoda yürek tellerini titreten
Bir türkü bağırırsa
Pencereme dolanma ayışığı
Rüzgarda el çırpan nehirleri anımsarım
Teninde keklik hoplatan kırları
Dallarında yeni gelinler gibi
İstekle kıvranan
Erikleri
Eski bir pikapta Theodorakis çalıyor
Bir gemi açılıyor Pire limanından
Çarpa çarpa dalgalarına
Dostluğun ve sevginin
Eski bir pikapta kardeşlik çalıyor

İç çekmeler ve bağırışlarla
Titriyor teller
Pencereme dolanma ayışığı
Özlerim bir dostu kucaklama duygusunu
Onunla ağlaşmayı sessizce
Özlerim bir çiçeği öperken
Toprağı öpüyormuşçasına sevinmeyi
Pencereme dolanma ayışığı
Yorgunum
Pencereme dolanma ayışığı bu gece

Ahmet Erhan

ahmet+erhan Penceremde Dolanma Ayışığı