İnsanları Sevmeye Zorlamak Nefreti Tahrik Eder

Şair: Şiir Antolojim

Schopenhauer'e atfedilen "İnsanları sevmeye zorlamak nefreti tahrik eder." sözü, bugün elimizdeki metinlerde birebir doğrulanabilen bir alıntı değildir. Ancak Lev Tolstoy'un 2 Eylül 1910 tarihli günlüğünde Schopenhauer'e ait bir düşünce olarak not edilmesi, bu cümlenin filozofun düşünce dünyasına yabancı olmadığını gösterir. Tolstoy, cümlenin devamını yazmaz; hangi eserden aktardığını da belirtmez. Buna rağmen Schopenhauer'in diğer metinleri okunduğunda, bu ifadenin onun felsefesini özetleyen güçlü bir cümle olduğu anlaşılır.

Schopenhauer, "İnanç sevgi gibidir; zorla kabul ettirilemez." derken yalnızca inancı değil, insan ruhunun bütün derin eğilimlerini anlatmaktadır. Çünkü sevgi de, inanç da, güven de emredilemez. Bir insana "Seveceksin." denildiği anda sevginin doğası bozulur. Sevgi, özgürlüğün çocuğudur; zorlamanın değil.

Bu yüzden "İnsanları sevmeye zorlamak nefreti tahrik eder." sözü yalnızca psikolojik bir gözlem değil, insan tabiatına dair felsefi bir tespittir. Zorlanan insan önce geri çekilir, sonra direnir, en sonunda ise kendisine dayatılan şeye karşı öfke geliştirir. Baskı, sevginin karşıtı olan nefreti besler. Çünkü nefret çoğu zaman sevginin yokluğundan değil, özgürlüğün ihlalinden doğar.

Schopenhauer'in bir başka uyarısı da bu düşünceyi tamamlar: "İnsanlarla birlikte yaşamak zorundaysan, onları oldukları karakterle kabul et; onları değiştirmeye çalışmamalısın." Burada filozof, insan ilişkilerinin en temel yanılgısına işaret eder. İnsanlar çoğu zaman sevmekten çok değiştirmeye çalışırlar. Eşini, çocuğunu, dostunu ya da toplumu kendi zihnindeki ideale dönüştürmek isterler. Oysa değişim talebi sevgi kisvesine büründüğünde bile, karşı tarafta baskı olarak hissedilir.

Belki de ilişkilerin sessizce yıpranmasının temel sebeplerinden biri budur. Sevgi adına kurulan cümleler zamanla bir denetime, ardından beklentiye, en sonunda da zorlamaya dönüşür. Artık amaç sevmek değil, istenilen biçimde sevilmektir. Böylece sevgi, özgürlüğünü kaybeder; geriye yalnızca kırgınlık kalır.

Bu düşünce yalnızca bireysel ilişkiler için değil, din, eğitim, siyaset ve ahlak için de geçerlidir. İnancı zorla kabul ettirmeye çalışan toplumlar samimiyeti değil, ikiyüzlülüğü üretir. Düşünceyi baskıyla değiştirmeye çalışan sistemler ise bağlılık değil, gizli bir öfke biriktirir. İnsan ruhu, kendisine hükmedilmesini değil, anlaşılmayı ister.

Belki de Tolstoy'un günlüğünde yarım kalan o cümlenin en anlamlı devamı, Schopenhauer'in kendi eserlerinde dağınık hâlde bulunan şu fikirlerdir: Sevgi zorlanamaz; inanç emredilemez; karakter baskıyla değiştirilemez. İnsanı insan yapan her şey, ancak özgür olduğunda gerçek olabilir.

Bu yüzden "İnsanları sevmeye zorlamak nefreti tahrik eder." sözü, doğruluğu tartışılan bir alıntı olmanın ötesinde, Schopenhauer felsefesinin özünü yansıtan güçlü bir ilkedir. Sevginin başladığı yerde özgürlük vardır; özgürlüğün bittiği yerde ise sevgi yavaş yavaş yerini korkuya, dirence ve sonunda nefrete bırakır.

Yayınlanma: 19.07.2026