Heybeme Doldurduğum Şiirler II
bir sandalyenin yerini değiştiriyormuş gibi
“Ölüp gidiyoruz işte!” dedi, kaldırmadan başını.
Günlük işlerdenmiş gibi ölüm.
İlhan Berk
arayerde bir hüzün büyür gider.
Turgut Uyar
Sabah erkenden su yürüdü arklara.
Sarı üzüm dişleriyle gülümsüyor bağ.
Süreyya Berfe
Yüzleri, yüzleri ve maskeleri
Silik kopyaları bırak yaşayanlara
Sen sessiz ölümlerle zırhlanan gerçeği yaz
Cahit Koytak
Kumandayı fırlatıp spiker kızın yüzüne
Bir şeyler yapmalı, diyorum - Ama ne?
Afrika'ya gidelim, diyor, karım içerden
Kahve içelim muhallebi yiyelim
Der gibi iyi niyetli
Günlük vurguyla
Cahit Koytak
Elini uzatıp baktın mı yas var komşular ülkesinde
Bülbül neden kenetlenmiş
Sorman oldu mu hiç İskeleti havlar mı bir insanın.
Gördüm
Cahit Koytak
Gecenin bir yarısı oturup ağlıyorum bir çocuk parkında
Ulumak gibi ağlıyorum
Köpekler koşuyor sağımda solumda
Tanrım!
Diyorum sadece
Didem Madak
İki türlü acı var, biri güncelden doğar
Acıdır günbegün kararan gazete haberleri;
İnsanı çözümsüzlüğün acziyle boğar.
Metin Altıok
Îçinde ne zûr var ne telbis
Şi’re ne için yalan diye halk
Yalan ise de tefâvütü var
Hiç ola mı bir zinâ ile calk
Necâtî
Bi-akl-ü-bî-sitâre vü meflüs û mendebûr
Yoktur cihânda bir dâhi ehl-i kalem gibi
Necâtî
Kim bilirdi şu’arâ olmasa ger sabıkda
Dehre devletle gelip yine giden şahânı
Nef’î
Okuma nâdâna ey Yahyâ sakın eş’ârını
Şi’rden yekdir hâr-ı lâyefheme zirâ şair
Şeyhülislâm Yahyâ
Mecmû’larda şi’rim arar ehl-i tab’ olan
Hâce gibi şehrde ıkd-ı leâl arar
Şeyhülislâm Yahyâ
“Ölüp gidiyoruz işte!” dedi, kaldırmadan başını.
Günlük işlerdenmiş gibi ölüm.
İlhan Berk
arayerde bir hüzün büyür gider.
Turgut Uyar
Sabah erkenden su yürüdü arklara.
Sarı üzüm dişleriyle gülümsüyor bağ.
Süreyya Berfe
Yüzleri, yüzleri ve maskeleri
Silik kopyaları bırak yaşayanlara
Sen sessiz ölümlerle zırhlanan gerçeği yaz
Cahit Koytak
Kumandayı fırlatıp spiker kızın yüzüne
Bir şeyler yapmalı, diyorum - Ama ne?
Afrika'ya gidelim, diyor, karım içerden
Kahve içelim muhallebi yiyelim
Der gibi iyi niyetli
Günlük vurguyla
Cahit Koytak
Elini uzatıp baktın mı yas var komşular ülkesinde
Bülbül neden kenetlenmiş
Sorman oldu mu hiç İskeleti havlar mı bir insanın.
Gördüm
Cahit Koytak
Gecenin bir yarısı oturup ağlıyorum bir çocuk parkında
Ulumak gibi ağlıyorum
Köpekler koşuyor sağımda solumda
Tanrım!
Diyorum sadece
Didem Madak
İki türlü acı var, biri güncelden doğar
Acıdır günbegün kararan gazete haberleri;
İnsanı çözümsüzlüğün acziyle boğar.
Metin Altıok
Îçinde ne zûr var ne telbis
Şi’re ne için yalan diye halk
Yalan ise de tefâvütü var
Hiç ola mı bir zinâ ile calk
Necâtî
Bi-akl-ü-bî-sitâre vü meflüs û mendebûr
Yoktur cihânda bir dâhi ehl-i kalem gibi
Necâtî
Kim bilirdi şu’arâ olmasa ger sabıkda
Dehre devletle gelip yine giden şahânı
Nef’î
Okuma nâdâna ey Yahyâ sakın eş’ârını
Şi’rden yekdir hâr-ı lâyefheme zirâ şair
Şeyhülislâm Yahyâ
Mecmû’larda şi’rim arar ehl-i tab’ olan
Hâce gibi şehrde ıkd-ı leâl arar
Şeyhülislâm Yahyâ
