Hareke nokta kabûlünden elif müstagnî

                                                                                                                                Elifimize

Yir yir elif ki sînemüŋ üstinde vardur
Şehr-i belâda her biri bir reh-güzârdur

Bursalı Rahmi

Kadd-i yâre kimisi  ar’ar dedi kimi elif
Cümlenin maksudu bir amma rivayet muhtelif 

Muhibbi

Bir ayak teklîf iderse ol elif-kâmet bana
Bezm-i devrân içre sâkî el virür devlet bana

Bursalı Rahmi

Yerin var eyâ kaddi  elif  cânlar içinde
Hayfolaki ömrün geçe  dükkanlar içinde

Münif

Tîg-ı cevr ile çekerse tenüme dâl ü elif
Ol kamer-çehre Hilâlî bir ulu ad eyler

Hilâlî

Bînî –i pâkine elif-i ân  desem n’ola
Ebrû –yı dilkeşi  ana medd-i keşidedir.

Neşati

Sîneme çeksem elifler dâğlar yaksam n’ola
Bâkîyâ bir serv-kâmet gül-‘izârum aldılar

Bâkî

Açılmış gülşen-i mihnetde bir pür-dâne sünbüldür
Nişân-ı seng-i cevrünle tenümde her elif yer yer 

Şeyhülislâm Yahyâ

Olmuş Elif’in karine-i dal
Meylim sana olmagınadır dal

Fuzuli

Ol cemâlünçün dehânı mîmdür kaddi elif
İki zülfeynün birisi cîm ü biri lâm olur

Revânî

Pes girüp hoş halvet-i dilde mukîm ol çün gedâ
Gâh elif kıl kaddüni geh dâl u geh geh misl-i kâf

Fedâî

Virmedi tıfl-ı dile kelmeyi Üstâd-ı Ezel
Evveli harf-i elif âhiri hâdan gayrı

Nigârî

Sözümüz ‘âkıllaradur Hakkıyâ bugün bizüm
Bahsümüz yokdur elifle hâ vü mîm ü kâf ile

İsmail Hakkı

Mushaf-ı hüsninde fâla niyyet itdüm ol şehün
Evvel elifle hâ geldi âhirinde mîm ü dâl 

Mihrî Hâtun

Elif bâdur revân itdügi ey serv-i çemen
Mekteb-i mihr ü vefâda bunca yıllar gözlerüm

Necâtî

İki elif iki nûnun bir sînin ma‘nisi olan
Sırr iline sultân olur ölmezden ön ölen bilür

Ümmî Sinan

Tîg-ı cevr ile çekerse tenüme dâl ü elif
Ol kamer-çehre Hilâlî bir ulu ad eyler

Hilâlî

Dâl-ı zülfünle elif kaddün dehânun mîme
Yazmazsa Sevdâyî ger cân suhfuna âdem degül

Sevdâyî

Ol cemâlünçün dehânı mîmdür kaddi elif
İki zülfeynün birisi cîm ü biri lâm olur

Revânî

İki dâlını zülfinün elif kaddiyle gördükçe
O şâh-ı hüsnden mazlûm ‘âşıklar umarlar dâd

Muhyî

Çıksa ‘aceb mi lâ dimek agızdan ol mehün
Yâr lâm zülf kadi elif olsa lâ çıkar

Bâlî

Kad ü zülf ü dehenün remz-i elif lâm ile mîm
Dil ü cân lezzetini buldı safâdur sitemün 

Aşkî Mustafa

Safha-i ‘âlemde kaddin eyleyen resm-i elif
Çîn-i zülfün nokta-i hâl üstine nûn eyledi

Simkeşzâde Feyzî

Cîm-i zülfün içre tursun nukta-veş gönlüm didüm
Saçı lâmıyla elif kaddini gösterdi hemân 

Me’âlî

Seher sahrâya ‘azm itdüm murâd-ı dil şikâr oldı
Göründi bir elif-kâmet şikârum âşikâr oldı

Zâtî

Hevânun evveli hûdur elif zâid olup anda
İder ‘âşıklara îmâ ki Hûdur evvel-i esmâ

Nazîr İbrahim

Teveccüh eyledi İshâk râh-ı ihlâsa
Giderse râst elif gibi vardı buldı halâs

İshâk Çelebî

O kul ki togrı ola hıdmetünden eyleme dûr
Yaman olur elif îmândan gidince hemîn

Yahyâ Bey

Bir elifdür kâmetün kim menzili cân içredür
Ya nihâl-i tâzedür kim bâg-ı Rıdvân içredür

Arşî

Batalı kana ohun dîde-i giryân içre
Bir elifdür sanasın kim yazılur kan içre 

Fuzûlî

Râst ol ey kad kanâ‘at içre mânend-i elif
Rây-ı kejdür kılma ham hırs içre kaddün râ gibi

Selîkî

‘Ayn-ı ra‘nâsın elif kaddile görsem muttasıl
Derd-i ‘aşkı hâsılı dilde bir iken on olur

Hâşimî

Elif-i kâmetün ile görüp üç nokta-i hâl
Bin belâ geldi Ziyâ’îye senün ‘aşkundan

Hasan Ziyâ’î

Yakdum tenümde iki elif içre iki dâg
Her gördügince yâr anı bin bir hayâl ider 

Bağdatlı Rûhî

Elif bînî vü nûndur dîdeler ebrû dahi meddür
Bu yüzden vech-i yâra kilk-i kudret çifte ân yazmış

Pertev

Gözümden ahd’elifle mîm kalbi
Kadün ‘ışkına kalb olalı makrûn 

Ahmedî

Diledi kim yaza hatt-ı muhtelif
Nakş kıldı evvel Ahmedden elif

Usulî

Dört kitâbun ma‘nîsi tamamdur bir elifde
Bâ didürmen siz bana bâ diyicek azaram 

Yunus Emre

Sûret-i kesretle olmuş muhtelif
Cümlesinden zâtı birdir çün elif

Nesimî

Bir elif tahsîl iden münezzehdür ‘âlemden
Endîşe iklîminde niçün durup gezerem 

Yunus Emre

Kadd-i yâri kimi halkun serv okur kimi elif
Cümlenün maksûdı bir ammâ rivâyet muhtelif

Muhibbî

Eyü âdem olan kişi Hak yolında ‘adem gerek
Elif ile mimin dâlın terkîbini bilen bilür 

Ümmü Sinan

İki elif iki nûnun bir sînin ma’nîsi olan
Sırr iline sultân olur ölmezden ön ölen bilür

Ümmü Sinan

Kisvemiz hurûf-ı âdemdür kerâmet mazharı
Nakş ider üstâdlarımız mîm elif dâl üstine 

Ümmü Sinan

Her kim olmazsa elif gibi kapunda müstakim
‘Aybını setr eylemez kimse anun illâ ki sin

Taşlıcalı Yahya

Gönlümün levhinde okurdum elif kaddin revân
Ben dahi bir dogrı harf ögrenmedim üstâddan 

Ahmed Paşa

O kul ki togrı ola hıdmetünden eyleme dûr
Yaman olur elif îmândan gidince hemîn

Taşlıcalı Yahya

Harf-i elif gibi yüri var ‘ayn-ı vâhid ol
Halk ortasında kalma hemîşe niteki lâm 

Taşlıcalı Yahya

Cehd it kim kalmaya senden nişân
Bir elif’ kala vücûdunda hemân

Sinan Paşa

‘Işk etegin tutmak gerek ‘âkıbet zevâl olmaya
‘Işkdan okuyan bir elif kimseden su’âl olmaya 

Yunus Emre

Ezelden rûhı şâd olsun bize üstâdımız Leylâ
Elif-bâ’dan çok evvel nüsha-i ‘aşkı okutdurdı

Leylâ Hanım

Hâdî olımazsa elif-i âh-ı seher-gâh
Dergâhuna bir togrı güzer-gâh ne müşkil 

Nev’î

Kim elif tek vâhid ü ferd olmadı
Bilme merd anı kim ol med olmadı
Kim ki hak râhında bî-gerd olmadı
Dögdüğü cüz âhen-i serd olmadı

Nesimî

Elif elifî nemeddür ey reh-vâr
Kuşanan togrı eylesün ikrâr 

Esrar Dede 

Hem-reng-i nûr-ı vahdet olupdur külâhımuz
Mülk-i hidâyete elifî şâh-râhımuz

Gelibololu Ali

Bir kalenderdür elif tâc ile seyr eyler berât
San kemer-bendinde tugrâ bir kedû-yı zer-nişân 

Âşık Çelebi

Bir togrı râhdur her elif tende ‘ışkuna
Ammâ tenümde na’llerüm bâz-gûnedür

Âşık Çelebi

Zülfi kaddi yâdına çekdün elifler na’ller
Hayretî bezm-i belâda yine bir âd eyledün 

Hayretî

Tâ rabbi yessir okur iken ol elif-kadem
Kaddüm dönerdi lâm-elife yâd ider misün

Tokatlı Kânî

Gam mektebinde kaddüni yâd itsem nola
Ey serv çün elifdür okumaga ibtidâ 

Emrî

Bu isti’dâd-ı zâti kim senin vardur nihâdunda
Okut İskenderi evvel elifden ibtidâ eyle

Nedim

Elifle na‘l ile zeyn oldı sînem
O tıfla tahta-i ta‘lîme benzer 

Hayalî

Kadd-i mevzûnunı yâd eyledi benzer kâgaz
Şevk ile sînesine çekdi elifler kâgaz

Nev’izade Atayî

Der-esnâ-yı medh-i tu kilk-i Mesîhî
Büved çün elif der-miyân-ı ma`âni 

Mesihî

Cism-i rîk-âlûdı pür-dâg ü elif gören sanur
Meşk içün yazmış debîr-i ‘ışk ser-tâ-ser nişân

Âşık Çelebi

Çekemezler bir elif hattun bigi hattâtlar
Yazamazlar bir girih zülfün gibi nakkâşlar 

Hassan

Ditrer eli bir harf elifi togrı çekemez
Ugradı meger küçe-i hammâra benefşe

Necati

Nakkâş-ı ezel nûrdan itdi bir elif nakş
Oldı boyunun servi bigi râst misâli 

Ahmedî

Elifdür kaddi yârun kaşları nûn
İlâhî eyleme ‘uşşâkı ansuz

Zâtî

Şîve-i kaddi elifler ile pür eyler cismüm
Tîg-ı nâzından irer sîneme herdem şehnâz 

Gelibololu Ali

Bir tîr-i râstdur elif-i nâm-ı şehriyâr
Tugrâ-yı hükmi rûy-i ‘adûya kemân çeker

Nev’î

Bir dem ü bir elif gerek âdeme âdem olmaga
Gâlib o remzi keşf ider kâmet-i Hak-nümây-ı ney 

Şeyh Gâlib

Sînemün her dagı defdür elifler nâylar
İnlesem dem dem ‘aceb mi meclis-i dildârda

Revânî

Eger zer hall ile çün şem’ kilki bir elif çekse
Döner rûh-i Dede üstünde anun hem-çü pervâna 

Nedim

‘Ahd eylemiş ki sînemüze bir elif çeke
İshâk tınma gâyet eyü geldi fâlimüz

Üsküplü İshak

Elif geldi gice fâlümde Mevlâ’dan ümîdüm bu
Yine ol kâmet-i mevzûn müşerref ide dîvânı 

Nev’î

‘Âkıbet nolacagum dâg u elifden bilürem
Safha-i sîne yiter tahta-i remmâl bana

Nev’izade Atayî

Ol elif-kâmet neye dâl itdi bu fâlüm benüm
Bükilüp kaddüm benüm nûn olmada günden güne 

Hayretî

Zülf ü kadünle dehânunı nice sevmeyeyüm
Her kaçan mushafa el ursam elif-lâm açılur

Revanî

Çeküp elif tenüme kara daglar yakdum
Şeh-i serîr-i gamam tug ile nakâre ile 

Nev’î

Dâg-ı ‘aşkun sînede bir haymedür gam şâhına
Kim ana her yanadan çekdüm eliflerden tınâb

Revânî

Mısr-ı derdün kal’asın feth itdüm ey Yûsuf-cemâl
Her elif bürc-i beden üzre sinânumdur benüm 

Zatî

Nev-’arûs-ı nusretün ‘ışkına bezm-i rezmde
Sînesine tîrden n’ola elif çekse kemân

Mesihî

Âyet-i İnnâ fetahnâda elifler gibidür
Devletünde ser-firâz olmış durur a’lâm-ı dîn 

Âşık Çelebi

Mushafda kadd ü zülf ü dehânun mı gördi kim
Dil tıflı okudugı elif-lâm-mimdir

Ahmed Paşa

Elifler var ki lâyık her biri serv-i sehî-âsâ
Diküp bâg-ı behişte mâye-i hüsn ü bahâ eyle 

Nedim

Bir elif-kad tâze-hat dilber sevüpdür Hayretî
Fârig ol billâhi gel serv-i çemenden geç gönül

Hayretî

Elifler eylesinler ‘arz-ı kâmet
Yine bu arsada kopsun kıyâmet 

Usulî

Hazer kıl sûret-i lutfı zamânun ber-devâm olmaz
Olur mı bir elif-kâmet kim âhir kaddi lâm olmaz

Hayretî

Fuzûlî’nin tarîk-i nazma tab’ın müstakîm etmiş
Hayâl-i kâmetin kim bir elifdür i’tidâl üzre 

Fuzulî

Hasret-i kaddün ile kanlu elifler çeksem
Sînede her biri bir serv-i gül-endâm olsa

Bâkî

Çeker tîgün elifler cisme çeşmün gösterür ‘akis
İder kan pîşkeş Rûyîn-tene Zâl-i zamân hançer 

Gelibolulu Ali

Batalı kana ohun dîde-i giryân içre
Bir elifdür sanasın kim yazılır kan içre

Fuzulî

Virdi Hak levh-i cemâlindeki sîmîn elife
Bir kerâmet k’anı engüşt-i Peyemberde kodı

Ahmed Paşa

Dil tıflı içün çekdi kaşun gül varakına
Bir sîm elif üstine ‘anberden iki med

Ahmed Paşa

Her taraf pür hûn eliflerdür çekilmiş gögsüme
Ya hevâdan mevc urur bagrumdaki deryâ-yı hûn 

Fuzulî

Ol serv çekdi sînemüze rast bir elif
Yâr itdügini itmedi hîç bir ahad baňa

Helâkî


Dünyâ vü âhirette âzâd idüm elif tek
Çekdi beni belayâ bâlâsının belâsı 

Nesimî

Gül-geşt-i bâg u tarf-ı cû olsun bugünden ber-taraf
Ey sînede dâg-ı elif çâk-i girîbân merhaba

Nev’î

Elifler gibi sînemde çekilsün kâmetin şekli
Efendi bu dil-i müştâka senden yâdigâr olsun 

Usulî

Togrıluk ile harflere sadrdır elif
Yâ harfini ayaga bırakmıştır i’vicâc

Fuzulî

Tekye-i dilde Muhibbî yazmak içün şekl-i âh
Dâgdan sufr eyleyüp üstine çekmişdür elif 

Muhibbî

Zülfi kaddi yâdına çekdün elifler na’ller
Hayretî bezm-i belâda yine bir ad eyledün

Hayretî

Aslı denîdir dünyenin içinde yokdur bir elif
Terkîbini gör bak anun şol yi vü nûn u dâline 

Nesimî

Virmezem bin hâlis altuna erenler cânıçün
Bir elif çekdüm yakup sînemde dün üç dâne dâğ

Hayretî

Hareke nokta kabûlünden elif müstagnî
Vahdete işte nişân bir var imiş bir yog imiş 

Tokatlı Kânî

İdüp bir noktanun remzinde ‘âciz bin suhan-dânı
Elifden başladur mîm-i femün erbâb-ı ‘irfanı

Nev’î

Hevâ-dârum benüm âhumdur ancak gitmesün benden
Elifle âh ile cismüm ser-â-ser âh âh olsun 

Âşık Çelebi

Gerçi kim harf-ı ‘elif’ bir harf olur
Lîk bir yüzden gözetsen elf olur

Sinan Paşa

Risâleden görinür her elif şeb-i yeldâ
Midâd ile yazılursa olur bu kıssa tavîl 

Gelibolulu Ali

Eşküm akar su elifler servlerdür lâle dag
Ey sehî servüm yiridür eyler isen geşt-i bâg

Muhibbî

Bezm-i dilde her elif bir şem’-i cân-efrûzdur
Münkirün kalbine lâkin tîr-i âhen-dûzdur 

Hayretî

Zeyn eyledün elifler ile levh-i sînemi
Her biri şâhrâh-ı diyâr-ı ‘adem gibi

Taşlıcalı Yahya

Çekdi Hayâlî sînede her dâga bir elif
Kat’ eyledi menâzil-i ‘aşkı konak konak 

Hayâlî

Sihr ise ancak olur kime nasîb olmışdur
Rûy-ı âb üzere elif hattını yazmak ‘acabâ

Taşlıcalı Yahya

Her menâr oldı Stanbûlun teninde bir elif
Rahm kılmaz mı şeh-i gerdûn cenâb-ı Edrine 

Hayâlî

Reşk-i kadünle sînesine çekdi bin elif
Emvâc zâhir oldı sanurlar bihârdan

Âşık Çelebi

Mahabbet bahridür cismüm elifler anun emvâcı
Belânun kânıdur gönlüm o la’l-i cân-fezâ hakkı 

Hayâlî

Her çemen güyâ elifdür kim olur andan ‘ayan
Kâdir-i Perverdigârun sırr-ı vahdâniyyeti

Yahya

Nakş-ı hüsnünle dili ey büt-i Çîn deyr eyle
Erganûn oldu eliflerle tenüm seyr eyle 

Hayâlî

Gedâlar destine lâyık degüldür bâz-ı sultânî
Elifle dâğ ile cismüm serâser göz ve kaş ettim

Hayâlî

Bir kalenderdür elif tâc ile seyr eyler berât
San kemer-bendinde tugrâ bir kedû-yı zer-nişân  

Âşık Çelebi

Her kelime gül budagından nişân
Her elifi serv-i cinândan beyân

Taşlıcalı Yahya

Dögünler kara pullar cân ü dil zâr
Elifler birle sînem tahta-i nerd 

Necati

Çekdüm elifleri ten-i sad-çâküm üstine
Dizdüm çubuklar ile gönül murgına kafes

Emrî

Her elif bir hançer-i hûn-rîz-i bürrândur sana
Hançer-i hûn-rîz-i bürrândan hazer kılmaz mısun 

Fuzuli

Elif-nâme

Elif ol ad ile meşhûr-ı cihân Türk-i süvâr
Hicr ile niçe ḳılur bana bu giñ dünyeyi ṭar

Bî belâdur başuma ḳadd-i bülendüñ bilürem
İsterem Ḥaḳdan o devlet ḳıla başumda ḳarâr

Tî temâşâsı cemâline ki sen Türküñ irem
Terk-i cân itmez olursam depele zâr u nizâr

Ŝî ŝevâb ister iseñ dünyede ey ŝânî Ḥıżır
Teşne-dil ḳulları küşt eyle ya ʿarz eyle dîdâr

Cîm cemʿ olsa cihân cümle cemâlüñ ṣıfatın
Ṣayıp irgürmeyeler âḫire tâ-rûz-ı şumâr

Ḥî ḥelâl itdi ḥarâmîlıġ ile ḳanumuzı
Dün gice ġamze-i bed-kîşine bir çeşm-i ḫumâr

Ḫî ḫam-ı zülfüñe ṭolaşalı dil ḫurrem olur
Delüdür nestene bilmez ki nedür n’oldı ya kâr

Dâl demdür ki diyem derd-i derûndan dile de
Ki bile derd-i derûnda nedür ya ḫo ne var

Ẕâl ẕevḳ-i ẕeḳan-ı yâri gönül ẕikr idicek
Ḳalmışam anda daḫı ünlemişem ben baña yâr

Rî revâ mı k’añulmasa reviş-i ḳâmetünüñ
Kend’özini getüre ara yire serv ü çenâr

Zî zer-i ḫâliṣ iken çihre-i zerdüm ne ʿaceb
Bir naẓar ḳılmaduġı kûşe-i çeşm ile nigâr

Sîn sünbül ṣaçunuñ silsilesin terk idenüñ
Rûz-ı rûşen gözine olsa ʿaceb mi şeb-i târ

Şîn şükrüm buña sen şöhre-i âfâkı görüp
Ḳalmadı âyîne-i dilde daḫı hîc ġubâr

Ṣâd ṣubḥ-ı ruḫuña ḳarşu ṣabûḥ itmek içün
Sâḳî-i ġonca-dehen ṣunsa n’ola câm-ı ʿuḳâr

Żâd żaʿf ile vücûdum çöpe dönse ne ʿaceb
Çekicek bâr-ı nigârı yine göñlüm her bâr

Ṭî ṭolaşma didügümce ṭolaşur zülfüñe dil
Müşkil oldı işi ġâyetde olup key düşvâr

Ẓî ẓuhûra geleli ẓıll-i ẓalîli ḳadünüñ
Ḫoş geçer bende vü âzâd u şeh ü mîr ü kibâr

ʿAyn ʿizzet baña ʿâlemde itüm didügidür
Ḥâşe lillâh kim ide ḥürmet olıcaḳ kişi ʿâr

Ġayn ġurbetde beni göz yaşı ġarḳ eylemeden
Yetişem mi ʿacabâ vuṣlatuña âḫir-i kâr

Fî fer umarsa yüzüñden ne ʿaceb mihr-i felek
Ḳıldı Ḥaḳ nûrını gün gibi cemâlüñ iẓhâr

Ḳâf ḳurb-ı ser-i kûyuñda ḳarâr itdise dil
İrgürür devlet ü iḳbâle anı ḳurb-ı civâr

Kâf kül ḳılsa beni gül yüzünüñ şevḳı n’ola
Odlara niçeleri yaḳdı yaḳar daḫı bu yâr

Lâm laʿl-i lebüñe ölmeden irem mi ʿaceb
Gerçi bir zerrece irmege aña yoḳ miḳdâr

Mîm merdümlük idüp merdüm-i çeşmüm dün ü gün
Dür ü laʿl ü güher ider yoluña şöyle niŝâr

Nûn ney nâle-i dil-sûz ile her dem bunı dir
Ṭurmañ içün kim irişdi yine hengâm-ı bahâr

Vâv vâh kim iremez vuṣlatuña daḥı Münîr
Gerçi çoḳ vaʿde-i ḫâm eyledüñ itdüñ iḳrâr

Hî hevâ-yı gül-i ruḫsâruñı çün ḳıldı heves
Murġ-ı dil her dem iderse yiridür nâle-hezâr

Lâmelif lâle gibi lâl olursam ne ʿaceb
Şöyle yandum ki çıḳar her yañadan daḫı şerâr

Yî yürek yaraları şerḥini yazmaġa gözüm
Ḳıl ḳalemle yüzüm üzre dürişür leyl ü nehâr

Münîrî

Abdâl-ı tekye-i gam-ı dilber-durur zemîn. 
Çekmiş elifleri tenine sanma râhlar 

Emrî

Cismüm üstinde elifle dâg-ı hûnînüm gören
Didi serv ü lâle ile zeyn olmış bu mezâr

Emrî

Elif Allah zâtına oldı işâret mutlakâ
Hem elif ta’bìr-i ùlfetdùr Hudâ halka şehâ

Senî Ali

Elif ey zùlfi siyah ebrusı çin çeşmi Tatâr.
Nice feryâd ideyin karşuna ey dost hezâr

Muhibbî

bir gün çözüp bakışlarımı tel tel kirpiklerimden
elif elif ağlayan gümüş saçlı bir anneye bağışlayacağım
son kez ağlayacağım belki düşerken sevdanın eşiğine
varsın bağışlamasın beni hayat ki,
ay uzak tepelerin ardına çekilsin
çarpa çarpa dövsün kıyılarımı acılar
yarasına figan düşsün kırlangıçların
eriyip gitsin hüzünlü bakışlarımda ne varsa
yokluğuma kahırlanmayacaksa bu kent
ah! çekmeyecekse ardımda kalan anılar

Nuri Can

Batalı kana ohun dîde-i giryân içre
Bir elifdür sanasan kim yazılur cân içre

Fuzûlî

şefaatçim yok
yalnız beni bağlıyor olsa da kanıtlarım
makbul olur umuduyla
şahidimi ibraz ediyorum işte
merhametli ellerinizle gene de
bir ilk çizgi
elifbamdan arta kalan
birgün ele
ola ki beni çağıralar

Murat Kapkıner

– Seni ne ihtiyarlattı?

– “Beni Hud Suresi ihtiyarlattı?”

– Hud mu?

– Hud.

– Hud da nedir?

– “Elif lam ra… Öyle bir kitaptır ki bu…”

Abdullah Harmancı

şairim ben hatemü’ş-şuara
olamasam da -kaddesallahu sırrahu-
söz saklamam karnımda
karnaval şamanı değilim çünkü
avunsun diye evlâd-ı iyâlim
suçsuzum, suç gizlemez şiirim ne de aşk
harfler eşkâlim ekber şeyhim
kâh elifim kâh nun kâh mim
kalamam burada böyle muazzep
bir memeden öbürüne körleme
öteki koyundan beriki barka
şekerli sakız çiğner gibi böyle
telâşlı çingene
olamam mülemma

Mehmet Solak

Hadi git azıcık İstanbul iste
Kosunlar o denizi bir çanağa
Bir çıkına elesinler o günlerimi
O yazdan Üsküdar’dan ne kaldıysa Elif’ten
Doldur ceplerine
Onlarda yoksa komşularında vardır
Tanırlar sevinirler
Beni Bay Metin gönderdi, de

Metin Eloğlu

yani sen de denizsen be Marmara
iki boğazın var diye göl demiyorlarsa sana
canına okurum ben böyle işin
haberin var mı ben altı boğaza birden bakarım
benden sorulur Elif’imin
benden sorulur dört şeytanımın karın tokluğu
senin İstanbul’un okula gider mi, kağıt kalem ister mi
Çanakkale’nin çocuk felci, yatak yorgan yatması var mıdır
adalarından birinin bile ah Marmara kara mıdır bahtı

Akgün Akova
O vakit, yazmaya cüret etti Cahit bey
Hrant Dink’in cesedini örten gazetenin üstüne
Kırgın bir kasideyi
Ve dahi ilahi söyleyen kızlar, elif cüzleriyle
Generallerin göz zevkini bozdular
Said Yavuz
Ol sehî-kad kim elif-veş hasreti cânumdadur
Cilve-gâhı cûy-bâr-ı çeşm-i giryânumdadur

Sehâbî
Ben kabına uygun gelen denizim
Ben harfin başında gelen noktayım.
Her bin yılda bir elif boyu gelir
Ben o elif boyluyum ki bin de bir gelmişim
Baba Tâhir Uryân
Dört kitabın manisi
Bellidir bir elifte
Sen elif dersin hoca
Manisi ne demektir

Yunus Emre
-Bismillah, elif lâm-
Aşkım bir hüzün bulutuna dönüşüp
Çöker dağının üstüne
Havf ve reca makamında
Dilimde
dua metinleri aşk ayetleri
-İnna lillalıi ve inna ileyhi raciun-
Güzel hayatlar ve ölümler için.
Mustafa Özçelik
Hâceye gitsin okunmaga bu ebced-hwânlar
Başlasın mektebe varsın da elifbâ-yı sühan

Sünbülzâde Vehbi Efendi
”Ey benim alfabemdeki kadîm Elif
Ne güzellik, ne de tat var baharsız ”
kurtların kemirdiği asa kaldım süleyman yurdunda süleymansız.
”pusatsız duldasız üryan kaldım”
sensiz bu sensizlikte
Köksal Özyürek
Denize uğramış bir yüz tanyerini gösterir
Gürültücü mayıs böceklerini, kaçkar çiçeğini
Bütün geceyi elifi elifine örtünürsün
Orman yalımı tanyeri denizin üstündedir

Ahmet Ada
Sabahın bir yerinde ya da
Bir LamElif gibi yalnızız kitabın ortasında
Mustafa Akar
Elif’im, kolum kanadım.

Cemal Süreya
ELİF.
Elif diye bir kızımız olsun.Romantik bir filmin gösterildiği bir sinema dönüşü olsun o da. Ya da bir bale dönüşü. Bunu istiyorum ben. Mali durumumuz her şeyi elverir şimdi. O yönlerden hiç bir kaygın olmasın. Elif.
* Sen ne güzel bir Elif doğurursun. Başına kurdeleler bağlarsın.
* Evet, Elif.
* Şiir yazacaksın. Öyküler,anılar…ve Başkent’in en çekinilen resim eleştirmeni olacaksın. Ol!
* Ve bir gün Türk Dil Kurumu gibi birleşmemizin 40. yıldönümünü kutlayacağız. Mutlaka!
* Yarın devam ederim. Gözlerinden öperim. Oğlumuz “eşkiya” Memo ellerinden öper.
* Kalbim seninle gümbür gümbür.
* Güneş yükseliyor.
* Hadi!
Senin
Cemal Süreya’n
*
Elif’tir o! Çiçekleri o sular. Elif bir su! Elif kibrit versene! Elif aşağı Elif yukarı. Bende böyledir. Anılarla düşler iç içe gelişir. Birbirinden ayrılmaz. Düşler anıların kız çocuklarıdır. Sen yaprak bakışlı küçük kız, eğil bir yol öpeyim yanağından.
Cemal Süreya
elifi solmuş bir gül şimdi, düşlerimi yasladığım sahiller
karanlık yüzlü adamlar külhan sokaklarında
çekip gitmiş Yorgo’lar,Jozej’ler, Dimitri’ler
yarım kalmış düşleri beyoğlu’nun
kaldırımlarda parçalanmış bir gül ve solgun anılardır
şimdi yerlerde sürüklenen

Nuri Can
Dudaklarını süslerken ism-i celil
Vesile ol maksadıma
Sen Elifsin, (belli ki)
Ben bir Lam olayım yanı başında
Sarmaş dolaş, tek kalemde yazılsın
Lâ olsun adımız
Bizle başlasın ezel
Bizde gizlensin ebed
Edri, Lâ desin önce
İlla şartıyla donansın sonra
Dilleri şairlerin
Adige Batur
Ender için.
Zo! Düş—tü ellerim, ölüyorum.
Kar çiziyor göğe eliflerin
kıpkırmızı! Kanamış güllerin,
Hamlet’e soyunuk ağlıyor Nur
sarılıp aynaya. Zo! Kumpanyam
düş—tü, ölüyorum.

Seyhan Erözçelik
çünkü o beni dinlemeyi seviyor hiç bıkmaz
hastalanmayayım ister kar örttüğünde üşüyen yerlerimi
çünkü o elif’in türkçesi tersinden okusam
bir melek kanatları yok bana masallar yazdıracak
kendimi bulacağım bende
seveceğim sevmediğim yerlerimi
Betül Tarıman

Sokağın bittiği yerde, gecenin bittiği yerde,
Belki de ömrün bittiği yerde
Bir mescit seni bekler…
Avlusunda bir çınar, dalları beyaz.
Avlusunda bir adam, saçları beyaz.
Tüm mecburiyetlerinden sıyrılır.
Ellerini açar göğe:
Elif, lam, mim
Allah her şeye yeter.

Kazandığı, kaybettiklerine değmiştir.

Adige Batur
Hattat’ın hiç yazım öyküsü, bir fobi olarak yalnızlığın da öyküsünden bir kesittir (Çünkü elif, yalnızlıktır) :
“Bütün harflerin elif’ten geldiğine inanırdı. Ne yazsa elif yazıyor gibi yazardı. Vav elifin sağ ucundan bükülerek kendi içine doğru kıvrıldığı, içe döndüğü bir harfti. İçedönüklüğü anlatan
sözcüklerin başına gelirdi. Nun elifin yatarak iki ucundan yükselmesiyle belirmişti. Hem yatay hem dikey bir harfti. Zaman ve mekana bağlı olmayan soyut kelimelerin başına gelirdi. Elif birdi. Noktadan doğmuştu. Nokta birimdi özdü.’
Hiç’i yazalı beş yıl olmuş. Boş bir kitap. Sayfalarda herhangi bir iz, bir işaret yok. Bir harf, bir sözcük. Sadece sessizlik. Elif, hiçliğin ve boşluğun bir görünüm olarak belirmesinin ikinci adımı. Elif, başka harflerle bitişmiyor. Bir yani. Tek. Yalnızlığın selvi boylu imgesi. Tek ü tenhalığın, kimsesizliğin. Sayıları saymayı biz ondan öğreniyoruz. İlk adım nokta. Elif noktadan yapılıyor. Üst üste yedi nokta bir elif ediyor. Nokta hem başlangıç hem son. Başla sonun bitişmesi yalnızlığın bir fobi olmaktan çıkması.
Hareke kabul etmeyen harf meçhul kalırmış. Elif harekelenmeyip meçhul kalmayan tek harftir, elif, harfler âleminde yalnızlığın görünümüdür.
Bu sırrın Ekleri Elif’in adının söylenişini deriştirir. Ne var ki bunun gerçek nedeni hiçbir zaman bilinemez. Elif’in sessizliği kaf ile nun’un birleşmesiyle belirginleşir. Ete kemiğe bürünür, can suyuna kavuşur, böylece Elif sadece Eİif alarak bilinir. Bir sözcüğün yapılışında kullanılınca Elif, hakikat yere inmiş demektir. Gerçeğin yere inişidir Elif’in öteki harflerle yan yana gelişi, Elif’in sessizliği lam ile mim’in bir araya gelişiyle derinleşir. Elif dinme, yatışma ve sessizleşme sözcükleri yapar, varlık sessizliği ondan öğrenmiştir. Harfler hareketlendiğinde kendiliğini koruyan Elif’in sükûnuna dikmişlerdir gözünü. Her harf Elif olmak için can atar. Eklerini bırakmak, harekelenmekten kurtulma yolunda umulmadık şeyler yapan harfler, sonunda ‘beyhude ömrüm’ diye hayıflanırlar.
Allah nasıl elif’le hatta nokta’yla simgeleniyorsa, insan da elif’in gizine erdikçe yani yalnızlığı tanıdıkça, benliğin de tıpkı elif gibi bir bütün olabilmenin mecazi gücü olduğunu da anlamanın eşiğine gelmiştir. Yani tüm harfleri içeren bir elif haline gelmek, giderek noktaya dönüşmek. Azalarak büyümek. Yokolarak varolmak. Hiçleşerek hep haline gelmek. Bütün bunlar, acıyı kendimiz yaşadığımızda, öteki’ne acı vermediğimizde gerçekleşir zannındayım.
Bir elif çekdi yine sîneme cânân bu gece
Pek salındı bize ol serv-i hırâmân bu gece
Ayın ondördü gibi dün gece meclisteyidi
Kande akşamlayacak ol meh-i tâbân bu gece

Enderunî Vasıf
Ben ki yalnızca sevmek isterdim
Sizi, kırları, yaz akşamlarını
Bir kadın eli gibi geçsin
İsterdim saçlarımdan rüzgâr
Bir Hasan var orda dağ köylerinde
Daha hiç okşanmamış
Bir Elif var saçları taranmamış
Trahomsuz büyüsünler isterdim
Öyleyse nedir bu prangalar
Kemal Burkay
Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız
Ey benim alfabemdeki kadîm Elif
Ne güzellik, ne de tat var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Bahaeddin Karakoç
Seni iki defa elifle başlatırım
seni yücelttiğim sözlerle
iki gözünde son gizim açılmadan,
sözcüklerle
seni iki yokluk arasında unutmadan
son bir defa daha seni elifle başlatırım
kapalı fitnenle çıkmazlığımın izini sürerim
ben akşama yol aldıkça
denizin mavisiyle.
Muhammed Abdullah
İşte ben böyle bildiğin gibi,
N’apalım bizi bir kez mimlemiş kader
Her zaman böyle, yağmur bulutundan beter.
İşte böyle hilafsız, gözümün elifi
Her zaman bir romantik portreye benzer…

Turgut Uyar
Ben kaçıp Yesrib’e sığınıyorum
Yesrib bahane, bir kitaba sığınıyorum
Dağda, ovada, badiyede okuduğum hep elif
Elif diyorum Sitare, sineme elif çekiyorum
“Ah minel aşk-ı ve halatihi..”
Çok eski bir gerçektir bu biliyorum
Dilaver Cebeci
İncecikten bir kar yağar / Tozar Elif Elif diye
Deli gönül abdal olmuş / Gezer Elif Elif diye

Elif’im uğru nakışlı / Yavru balaban bakışlı
Yayla çiçeği kokuşlu / Kokar Elif Elif diye

Elif’im kaşların çatar / Gamzesi sineme batar
Ak elleri kalem tutar / Yazar Elif Elif diye

Evlerinin önü çardak / Elifin elinde bardak
Sanki yeşil başlı ördek / Yüzer Elif Elif diye

Karac’oğlan eğmelerin / Gönül çekmez değmelerin
İliklenmiş düğmelerin / Çözer Elif Elif diye 

Karac’oğlan
Elif dedim be dedim 
Kız ben sana ne dedim
Guş ganedi galem olsa
Yazılmaz benim derdim
Elifim noktalandı 
Az derdim çokçalandı
Yetiş anam yetiş bubam 
Çeyizim bohçalandı 
Kütahya Hisarlı Ahmet
İşbu meclise gelmeyen, anup nasihat almayan
Elif’ten be’yi bilmeyen, okur kişi olur bir gün

Yunus Emre
Ne elif okudum ne cim, ne varlıktandır kelecim
Bilmeye yüz bin müneccim, tâli’üm ne ıldızdan gelir
Yunus Emre

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.